Ana içeriğe geç
Sözlük

töm ile cümle

töm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'un birçok dini kitabı var ama o onları hiç okumaz.Tom has a lot of religious books, but he has never read them.
Tom çok sabırlı.Tom has a lot of patience.
Tom'un çok parası var.Tom has a lot of money.
Tom'un bankada çok parası var.Tom has a lot of money in the bank.
Tom'un bu akşam yapacak bir sürü ödevi var.Tom has a lot of homework to do this evening.
Tom'un çok sayıda iyi fikirleri var.Tom has a lot of good ideas.
Tom epey bos zamanı var.Tom has a lot of free time.
Tom'un bir sürü boş zamanı var.Tom has a lot of free time.
Tom benim sahip olduğumdan daha çok paraya sahip.Tom has a lot more money than I have.
Tom'un buradan çok uzakta olmayan bir evi var.Tom has a house not too far from here.
Tom'un çok tiz bir sesi var.Tom has a high-pitched voice.
Tom'un büyük bir mizah duygusu var.Tom has a great sense of humor.
Tom iyi bir mizah duygusuna sahiptir.Tom has a good sense of humor.
Tom, iyi bir belleğe sahiptir.Tom has a good memory.
Tom aklı başında biridir.Tom has a good head on his shoulders.
Tom sağduyu sahibidir.Tom has a good head on his shoulders.
Tom'un seçimi kazanma şansı yüksek.Tom has a good chance of winning the election.
Tom'un iyi bir seçilme şansı vardı.Tom has a good chance of getting elected.
Tom'un komik bir gülme şekli var.Tom has a funny way of laughing.
Tom'un, annesi veteriner olan bir arkadaşı var.Tom has a friend whose mother is a veterinarian.
Tom'un babası astronot olan bir arkadaşı var.Tom has a friend whose father is an astronaut.
Tom'un Boston'da yaşayan bir arkadaşı var.Tom has a friend who lives in Boston.
Tom'un güreş koçu olan bir arkadaşı var.Tom has a friend who is a wrestling coach.
Tom'un Boston'da birkaç arkadaşı var.Tom has a few friends in Boston.
Tom'un 2.30'da dişçi randevusu var.Tom has a dentist appointment at 2:30.
Tom'un müzik eğitiminde bir derecesi var.Tom has a degree in music education.
Tom'un bir Avustralyalı ile evli olan bir kızı var.Tom has a daughter who's married to an Australian.
Tom'un müzisyen olan bir kızı var.Tom has a daughter who is a musician.
Tom'un yaklaşık senin yaşında bir kızı var.Tom has a daughter about your age.
Tom'un çikolatalı dondurmaya bir özlemi vardı.Tom has a craving for chocolate ice cream.
Tom'un doktor olan bir kuzeni var.Tom has a cousin who is a doctor.
Tom'un öksürüğü var.Tom has a cough.
Tom üşütmüş.Tom has a cold.
Tom'un sağ bacağında bir çürük vardı.Tom has a bruise on his right leg.
Tom'un mimar olan bir erkek kardeşi var.Tom has a brother who is an architect.
Tom dedikoducudur.Tom has a big mouth.
Tom boşboğazdır.Tom has a big mouth.
Tom'un büyük bir evi var.Tom has a big house.
Tom'un büyük bir ailesi var.Tom has a big family.
Tom'un güzel bir karısı var.Tom has a beautiful wife.
Tom aynı babası, büyükbabaları ve kardeşleri gibi bir sakala sahip.Tom has a beard just like his father, grandfathers and brothers do.
Tom'un kötü bir ruh hali var.Tom has a bad temper.
Tom kötü bir üne sahiptir.Tom has a bad reputation.
Tom'un kötü bir başağrısı var.Tom has a bad headache.
Tom'un kötü bir soğuk algınlığı var.Tom has a bad cold.
Tom'un sırt ağrısı var.Tom has a backache.
Tom patronuna neredeyse hiç şikayet etmez.Tom hardly ever complains to the boss.
Tom bu mağazadan neredeyse bir şey almaz.Tom hardly ever buys anything at this store.
Tom neredeyse hiç yaşına göre davranmıyor.Tom hardly ever acts his age.
Tom yerel bara takılır.Tom hangs out at the local bar.
Tom'un elleri arkasında bağlıydı.Tom's hands were tied behind his back.
Tom boş test kağıdını teslim etti.Tom handed in a blank test paper.
Tom kahvaltıdan beri yemek yemedi.Tom hadn't eaten since breakfast and was getting hungry.
Tom cep bıçağı ile elmayı soymakta sorun yaşadı.Tom had trouble peeling the apple with his pocket knife.
Tom'un bavulunu açtırmada sorunu vardı.Tom had trouble getting his suitcase opened.
Tom anahtarını bulamadı.Tom had trouble finding his key.
Arabası bozulduğu için Tom eve yürümek zorunda kaldı.Tom had to walk home since his car broke down.
Tom üç saat kuyrukta beklemek zorunda kaldı.Tom had to wait in line for three hours.
Tom bir hafta hastanede kalmak zorundaydı.Tom had to stay in the hospital for a week.
Tom birkaç dolar daha ödemek zorunda kaldı.Tom had to pay a few more dollars.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod