Tom hoşçakal demeden gitti.Tom left without saying goodbye.
Tom şafaktan hemen önce balık tutmaya gitmek için ayrıldı.Tom left to go fishing shortly before dawn.
Tom, üç gün önce gitti.Tom left three days ago.
Tom pencereyi açık bıraktı.Tom left the window open.
Tom kimseye tek kelime söylemeden odadan ayrıldı.Tom left the room without saying a word to anyone.
Tom evrak çantasıyla birlikte evden ayrıldı.Tom left the house with his briefcase.
Tom evi oğluna bıraktı.Tom left the house to his son.
Tom öğle yemeğini yedikten sonra evden ayrıldı.Tom left the house after eating lunch.
Tom kahvaltıdan sonra evden ayrıldı.Tom left the house after breakfast.
Tom kapıyı kilitlemeden bıraktı.Tom left the door unlocked.
Tom kapıyı açık bıraktı.Tom left the door open.
Tom o gece tutuklanmaktan kaçınmak için şehri geç saatlerde terk etti.Tom left the city late that night to avoid getting arrested.
Tom hiçbir şeyi şansa bırakmadı.Tom left nothing to chance.
Tom istasyona zamanında varabilmek için işini yarım bıraktı.Tom left his work half done so he could get to the station in time.
Tom eşini çocuklarla birlikte evde bıraktı.Tom left his wife at home with the children.
Tom şemsiyesini otobüste bıraktı.Tom left his umbrella on the bus.
Tom ders kitabını arabada bıraktı.Tom left his textbook in the car.
Tom oğluna bir servet bıraktı.Tom left his son a fortune.
Tom şafaktan önce evinden ayrıldı.Tom left his house before dawn.
Tom çantasını masasının üstüne bıraktı.Tom left his briefcase on his desk.
Tom gece yarısı gitti.Tom left at midnight.
Tom birkaç dakika önce ayrıldı.Tom left a few minutes ago.
Tom geçen yaz yüzmeyi öğrendi.Tom learned to swim last summer.
Tom üç yaşındayken nasıl yüzüleceğini öğrendi.Tom learned how to swim when he was three.
Tom Quebec'te yaşarken Fransızca öğrendi.Tom learned French while living in Quebec.
Tom duvara yaslandı.Tom leaned against the wall.
Tom sehpadaki derginin sayfalarına göz attı.Tom leafed through the magazine that was on the coffee table.
Tom, bütün gece uyanık yattı.Tom lay awake all night.
Tom motivasyondan yoksun.Tom lacks motivation.
Tom deneyimden yoksun.Tom lacks experience.
Tom köpeğini kimin öldürdüğünü biliyor.Tom knows who killed his dog.
Tom kendi köpeğini kimin öldürdüğünü biliyor ama bize söylemez.Tom knows who killed his dog, but he won't tell us.
Tom en uygun fiyatlarla almak için nereye gideceğini biliyor.Tom knows where to go to get the best prices.
Tom paranın nerede saklı olduğunu biliyor.Tom knows where the money is hidden.
Tom biraz Fransızca bilir.Tom knows some French.
Tom Viyolayı nasıl çalacağını biliyor.Tom knows how to play the viola.
Tom bir helikopteri nasıl uçuracağını biliyor.Tom knows how to fly a helicopter.
Tom İtalyan arabaları hakkında var olan her şeyi bilir.Tom knows everything there is to know about Italian cars.
Tom arabalarla ilgili bilinmesi gereken her şeyi biliyor.Tom knows everything there is to know about cars.
Tom Boston'u iyi bilir.Tom knows Boston well.
Tom çikolata yemeyi sevmeyen bir kadın tanıyor.Tom knows a woman who doesn't like to eat chocolate.
Tom bir kısayol bilir.Tom knows a shortcut.
Tom Bostonda yaşayan bir adam tanıyor.Tom knows a man who lives in Boston.
Tom birçok insan tanır.Tom knows a lot of people.
Tom bilgisayarlar hakkında çok şey biliyor.Tom knows a lot about computers.
Tom Amerikan tarihi hakkında çok şey biliyor.Tom knows a lot about American history.
Tom ofisinden çok uzakta olmayan iyi bir Çin restoranı biliyor.Tom knows a good Chinese restaurant not too far from his office.
Tom Fransızcayı oldukça iyi konuşabilen bir kız tanıyor.Tom knows a girl who can speak French quite well.
Tom birkaç sihirli hileler bilir.Tom knows a few magic tricks.
Tom tek tekerli bir bisiklet sürebilen bir genç tanıyor.Tom knows a boy who can ride a unicycle.
Tom, kapıyı çaldı.Tom knocked on the door.
Tom nereye gideceğini biliyordu.Tom knew where to go.
Tom mağarada neyin saklı olduğunu biliyordu.Tom knew what was hidden in the cave.
Tom gerçeği biliyordu ama onu bildiğini kimseye bildirmedi.Tom knew the truth, but he didn't let anyone know that he knew it.
Tom topu tekmeledi.Tom kicked the ball.
Tom sırrı kendine sakladı.Tom kept the secret to himself.
Tom suçu hakkında yıllarca sessiz kaldı.Tom kept silent about his crime for years.
Tom beni 30 dakikadan daha fazla bekletti.Tom kept me waiting for more than 30 minutes.
Tom kelliğini gizlemek için şapkasını çıkarmadı.Tom kept his hat on to hide his baldness.
Tom o hafta yediği tüm yiyeceklerin bir listesini tuttu.Tom kept a list of all the food he'd eaten that week.