Ana içeriğe geç
Sözlük

suyunu ile cümle

suyunu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Iyy, neden diş fırçaladıktan sonra portakal suyunun tadı kötü geliyor?Пфу, защо портокаловият сок има толкова гаден вкус след като си си измил зъбите?
Iyy, neden diş fırçaladıktan sonra portakal suyunun tadı kötü geliyor?למה יש למיץ תפוזים טעם כל כך דוחה אחרי שמצחצחים את השיניים?
Iyy, neden diş fırçaladıktan sonra portakal suyunun tadı kötü geliyor?لماذا يكون طعم عصير البرتقال سيء للغاية بعد أن تفرّش أسنانك؟
Iyy, neden diş fırçaladıktan sonra portakal suyunun tadı kötü geliyor?そのわけを探るためにも、人間の舌について詳しく見てみましょう。
Judy manzarasının yok edildiğini... ve suyunun zehirlendiğini gördü.A Judy viděla jak ničí její krajinu a otravují její vodu.
Judy manzarasının yok edildiğini... ve suyunun zehirlendiğini gördü.E Judy ha visto il suo paesaggio che veniva distrutto e la sua acqua avvelenata.
Judy manzarasının yok edildiğini... ve suyunun zehirlendiğini gördü.Et Judy a vu son paysage détruit et son eau empoisonnée.
Judy manzarasının yok edildiğini... ve suyunun zehirlendiğini gördü.Iar Judy a văzut cum peisajul ei era distrus și apa ei otrăvită.
Judy manzarasının yok edildiğini... ve suyunun zehirlendiğini gördü.Judy zag haar landschap verwoest en haar water vergiftigd.
Judy manzarasının yok edildiğini... ve suyunun zehirlendiğini gördü.Judy zobaczyła zniszczony krajobraz i zatrutą wodę.
Judy manzarasının yok edildiğini... ve suyunun zehirlendiğini gördü.주디씨는 그녀 주변 환경이 파괴되고 물이 오염되는 것을 보았죠.
Judy manzarasının yok edildiğini... ve suyunun zehirlendiğini gördü.-no sólo a los mineros, sino a todos. Y Judy vio la destrucción de su paisaje y su agua envenenada.
Judy manzarasının yok edildiğini... ve suyunun zehirlendiğini gördü.Och Judy såg hur hennes landskap blev förstört och hur hennes vatten förgiftades.
Judy manzarasının yok edildiğini... ve suyunun zehirlendiğini gördü.Und Judy musste zusehen, wie ihr Land zerstört und ihr Wasser vergiftet wurde.
Judy manzarasının yok edildiğini... ve suyunun zehirlendiğini gördü.Và Judy nhận thấy những vẻ đẹp của quê hương cô đang bị phá hủy nguồn nước bị nhiễm độc.
Judy manzarasının yok edildiğini... ve suyunun zehirlendiğini gördü.Και η Τζούντι είδε το τοπίο της να καταστρέφεται και το νερό της να ρυπαίνεται.
Judy manzarasının yok edildiğini... ve suyunun zehirlendiğini gördü.И Джуди видела, как разрушается пейзаж вокруг, как отравляется вода.
Judy manzarasının yok edildiğini... ve suyunun zehirlendiğini gördü.И Джуди видя как нейния ландшафт бе унищожен и нейната вода отровена.
Judy manzarasının yok edildiğini... ve suyunun zehirlendiğini gördü.אחרי כמה שעות בלבד-- לא רק לכורים, אלא לכולם. וג'ודי ראתה כיצד הנוף שלה נהרס
Judy manzarasının yok edildiğini... ve suyunun zehirlendiğini gördü.ورأت جودي مناظرها الطبيعية يجري تدميرها ومائها يسمم.
Judy manzarasının yok edildiğini... ve suyunun zehirlendiğini gördü.水が汚されるのを目の当たりにしました 山が空っぽになると
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?Disse-lhe a mulher: Senhor, tu não tens com que tirá-la, e o poço é fundo; donde, pois, tens essa água viva?
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?I dí jemu žena: Pane, aniž máš, čím bys navážil, a studnice jest hluboká. Odkudž tedy máš tu vodu živou?
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?Kata wanita itu, "Tuan tidak punya timba, dan sumur ini dalam sekali. Dari mana Tuan mendapat air hidup
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?여자가 가로되 주여 물 길을 그릇도 없고 이 우물은 깊은데 어디서 이 생수를 얻겠삽나이까
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?La mujer le dijo: --Señor, no tienes con qué sacar, y el pozo es hondo. ¿De dónde, pues, tienes el agua viva
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?"Maar Here", zei zij. "U hebt geen kruik en de put is diep. Waar haalt U dat levende water dan vandaan?
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?Monda néki az asszony: Uram, nincs mivel merítened, és a kút mély: hol vennéd tehát az élõ vizet?
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?Người đờn bà thưa : Hỡi_Chúa , Chúa không có gì mà múc , và giếng thì sâu , vậy bởi đâu có nước sống ấy ?
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?Người đờn bà thưa: Hỡi Chúa, Chúa không có gì mà múc, và giếng thì sâu, vậy bởi đâu có nước sống ấy?
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?Reče mu žena: Gospod, saj še zajeti nimaš s čim, in vodnjak je globok: odkod imaš torej živo vodo?
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?Žena mu povedala: Pane, veď nemáš ani vedra nabrať vody, a studňa je hlboká, odkiaľ máš tedy tú živú vodu?
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?Λεγει προς αυτον η γυνη Κυριε, ουτε αντλημα εχεις, και το φρεαρ ειναι βαθυ ποθεν λοιπον εχεις το υδωρ το ζων;
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?Женщина говорит Ему: господин! тебе и почерпнуть нечем, а колодезь глубок; откуда же у тебя вода живая?
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?Каже Йому жінка: Добродїю, і черпака не маєш, і колодязь глибокий; звідкіля ж маєш воду живу?
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?ותאמר אליו האשה אדני הן אין לך כלי לשאב בו והבאר עמקה ומאין לך אפוא מים חיים׃
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?قالت له المرأة يا سيد لا دلو لك والبئر عميقة. فمن اين لك الماء الحي.
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?婦 人 說 、 先 生 沒 有 打 水 的 器 具 、 井 又 深 、 你 從 那 裡 得 活 水 呢
Kadın, ‹‹Efendim›› dedi, ‹‹Su çekecek bir şeyin yok, kuyu da derin, yaşam suyunu nereden bulacaksın?婦人說 、 先生 沒 有 打水 的 器具 、 井 又 深 、 你 從那裡 得 活水 呢
kalmasının artmasının yanı sıra gıda, toprak, yeraltı ve yüzey suyunun kirlenmesiyle sonuçlanmaktadır.Afval in alle soorten en maten reist tegenwoordig over de hele wereld.
kalmasının artmasının yanı sıra gıda, toprak, yeraltı ve yüzey suyunun kirlenmesiyle sonuçlanmaktadır.Európában számos jogszabály van hatályban a veszélyes és problémás hulladék szállításáról.
kalmasının artmasının yanı sıra gıda, toprak, yeraltı ve yüzey suyunun kirlenmesiyle sonuçlanmaktadır.Europa dispune de o legislaţie privind transportul deşeurilor periculoase şi problematice.
kalmasının artmasının yanı sıra gıda, toprak, yeraltı ve yüzey suyunun kirlenmesiyle sonuçlanmaktadır.Európa má zavedený súbor právnych predpisov týkajúcich sa prepravy nebezpečného a problematického odpadu.
kalmasının artmasının yanı sıra gıda, toprak, yeraltı ve yüzey suyunun kirlenmesiyle sonuçlanmaktadır.Po świecie „podróżują” odpady wszelkiego rodzaju.
kalmasının artmasının yanı sıra gıda, toprak, yeraltı ve yüzey suyunun kirlenmesiyle sonuçlanmaktadır.raportoinnissa käytetään osin moniselitteisiä koodeja.
kalmasının artmasının yanı sıra gıda, toprak, yeraltı ve yüzey suyunun kirlenmesiyle sonuçlanmaktadır.което се стига да повишено излагане на хората както и до заразяване на храни, почвата и повърхностните води.
Kaynak suyunu odun ateşiyle ısıtıyorlar.Eles usam água aquecida por carvão.
Kaynak suyunu odun ateşiyle ısıtıyorlar.Folosesc apa de izvor încălzită cu lemne de foc.
Kaynak suyunu odun ateşiyle ısıtıyorlar.Ils utilisent l'eau d'une source, chauffée au feu de bois.
Kaynak suyunu odun ateşiyle ısıtıyorlar.-Podtalnico ogrevajo z lesom.
Kaynak suyunu odun ateşiyle ısıtıyorlar.Χρησιμοποιούν υπόγεια ύδατα που θερμαίνονται με καυσόξυλα.
Kaynak suyunu odun ateşiyle ısıtıyorlar.Грунтовая вода, дровяной обогрев.
Kaynak suyunu odun ateşiyle ısıtıyorlar.إنهم يستخدمون المياه الجوفية التي يتم تسخينها بالحطب المشتعل
[kuyu suyunun gözleri][a kútvíz szemei]
[kuyu suyunun gözleri][Augen von Brunnenwasser]
[kuyu suyunun gözleri][des yeux d'eau de puits]
[kuyu suyunun gözleri] [düş suyunun gözleri.]夢の水の目
[kuyu suyunun gözleri][우물-물의 눈]
[kuyu suyunun gözleri][mata dari air sumur]
[kuyu suyunun gözleri][những đôi mắt của giếng nước]
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod