Ana içeriğe geç
Sözlük

suyuna ile cümle

suyuna kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu cihaz deniz suyunu kolaylıkla içme suyuna çevirmeyi mümkün kıldı.This device made it possible to turn sea-water into fresh water easily.
Sütü meyve suyuna tercih ederim.I prefer milk to juice.
Bizim bir şişe meyve suyuna ihtiyacımız var.We need a bottle of juice.
Amerika Birleşik Devletleri'nde içme suyuna florür ilave edilir.In the United States, fluoride is added to the drinking water.
Tom bulaşıkları bulaşık suyuna koydu.Tom put the dishes in the dishwater.
Tom nehrin buz gibi suyuna düştü.Tom fell into the ice-cold water of the river.
Son derece içme suyuna ihtiyacımız var.We desperately need drinking water.
Çamaşır suyuna olan bağımlılığından ötürü sıkıntı çekmektedir.It is considered unsafe for swimming owing to its rockiness.
Tirit et suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemektir.Plakali is eaten with palm nut or groundnut soup.
Kent halkını temiz içme suyuna kavuşturdu.She also brought water to those who were thirsty.
Organofosfatlar, topraktan yeraltı suyuna karışarak içme suyunu kirletir.Organophosphates contaminate drinking water by moving through the soil to the ground water.
Temiz içme suyuna erişmek insan hakları statüsündedir.Access to clean fresh water has been given the status of a human right.
Güvenilir içme suyuna erişimi olmayan insanların sayısı % 50 azaltılmıştır.The number of people without access to safe drinking water was reduced by 50%.
Ancak hala 900 milyon insan güvenilir içme suyuna erişememekte.But still, 900 million people do not have access to safe drinking water.
Tüm yapmamız gereken gazlı siyah erik suyuna bir şirketin neler yaptığına bakmamız.All we have to do is look at what one company did with carbonated prune juice.
20 milyar dolara herkesin güvenilir içme suyuna erişimi sağlanabilir.With 20 billion dollars, everyone can have access to safe drinking water.
Suyuna git !Do as he says.
Et suyuna benziyorsun. Bu yüzden hiçbir yere gitmene izin veremem!You are like the plain base soup, so I cannot let you go anywhere!
Yalancılarla oturmam, İkiyüzlülerin suyuna gitmem.I have not sat with deceitful men, neither will I go in with hypocrites.
ALLAH'ın elçisi, onlara, "ALLAH'ın devesine ve onun suyuna dokunmayın," demişti.And the apostle of God had to tell them: "This is God's she-camel, let her drink."
Medyen suyuna ulaştığında, su başında halktan bir grup gördü.On the right way.
Medyen suyuna varınca o(su)nun başında birçok insanların, (hayvanlarını) suladıklarını gördü.And when he arrived at the water of Madyan, he found there a community of the people watering.
Medyen suyuna vardığı zaman, su almakta olan bir insan topluluğu buldu.And when he arrived at the water of Madyan, he found there a community of the people watering.
Medyen suyuna geldiğinde, davarlarını sulayan bir insan topluluğu buldu.And when he arrived at the water of Madyan, he found there a community of the people watering.
Medyen suyuna varınca orada, hayvanlarını sulayan bir bölük halk gördü.And when he arrived at the water of Madyan, he found there a community of the people watering.
Medyen suyuna ulaştığında, su başında halktan bir grup gördü. Hayvanlarını suluyorlardı.And when he arrived at the water of Madyan, he found there a community of the people watering.
Musa, Medyen suyuna varınca, orada (hayvanlarını) sulayan bir çok insan buldu.And when he arrived at the water of Madyan, he found there a community of the people watering.
Medyen suyuna vardığında, orada hayvanlarını sulayan halktan bir grup buldu.And when he arrived at the water of Madyan, he found there a community of the people watering.
Son olarak aşçının seçimine göre baharatlanmış et ortak et suyuna eklenir.The beef as well as the cook's choice of seasoning is finally added to the collective broth.
Ya bir et suyuna pişirilirler ya da atıştırmalık olarak kavrulurlardı.They were either cooked down into a broth or roasted as a snack.
Potasyum metabisülfit bazen koruyucu olarak limon suyuna eklenir.Potassium metabisulfite is sometimes added to lemon juice as a preservative.
Patlıcan bir gece önceden sönmüş kireç suyuna yatırılır.Es wird eine Nacht lang in klarem Wasser gekocht.
Fakat aksi bir şekilde sadece suyuna gitmek te mümkün.Darüber hinaus ist Schwimmen nur auf eigene Gefahr möglich.
Bu cihaz deniz suyunu kolaylıkla içme suyuna çevirmeyi mümkün kıldı.Este aparato hizo posible transformar el agua de mar en agua potable con facilidad.
Bizim bir şişe meyve suyuna ihtiyacımız var.Necesitamos una botella de zumo.
Sütü meyve suyuna tercih ederim.Prefiero la leche al zumo.
Fakat aksi bir şekilde sadece suyuna gitmek te mümkün.Su acceso es posible solo en bote.
Fakat aksi bir şekilde sadece suyuna gitmek te mümkün.Naturalmente può essere dislocata unicamente in acqua.
Kendisi glutamatın kombu deniz yosununun suyuna lezzet verdiğini belirlemiştir.Fu, come detto, lui a battezzare il liquido aquafaba.
Tüm köyleri asfalt kaplama yola ve içme suyuna sahiptir. ^ "1990 genel nüfus sayımı verileri".Bara fortsätt även om folk kastar ägg på dig." ^ Sveriges befolkning 1990.
Fakat aksi bir şekilde sadece suyuna gitmek te mümkün.Потрапити до нього можна було лише по воді на човні.
Kazıklar tamamiyle zemin suyuna yerleştirildi, bakteriler tarafından sebeb olacak çürümeyi önlemek için.Стовпи повністю знаходяться у ґрунтових водах для запобігання гниттю, що викликається бактеріями.
Deniz suyuna karışmış toksinler birkaç gün içinde planktonlara geçer.Урочистий спуск на воду декількох катерів планується протягом наступних днів.
Kendisi glutamatın kombu deniz yosununun suyuna lezzet verdiğini belirlemiştir.Dia menemukan bahwa glutamat adalah penyebab lezatnya kaldu dari ganggang laut kombu .
Fakat aksi bir şekilde sadece suyuna gitmek te mümkün.ほんの一瞬だけならば、水上を走ることさえ可能である。
Kent halkını temiz içme suyuna kavuşturdu.有當地居民前來取水飲用。
Tirit et suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemektir.頜齒類具有頰部,可以將食物或水置於肉質頰部內,而不會溢出。
Tirit et suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemektir.쇠갈비에서 분리한 마구리는 갈비탕을 끓이거나 육수를 낼 때 쓴다.
Fakat aksi bir şekilde sadece suyuna gitmek te mümkün.До острова може да се достигне единствено по вода.
Kazıklar tamamiyle zemin suyuna yerleştirildi, bakteriler tarafından sebeb olacak çürümeyi önlemek için.Мазнините уплътняват пространството на съда и не позволяват на бактериите да го развалят.
Kazıklar tamamiyle zemin suyuna yerleştirildi, bakteriler tarafından sebeb olacak çürümeyi önlemek için.Celé telo bolo vytreté palmovým vínom, aby ho nezačali rozkladať baktérie.
20 milyar dolara herkesin güvenilir içme suyuna erişimi sağlanabilir.200억 달러면, 모든 사람들이 깨끗한 식수를 구할 수 있게 되죠.
20 milyar dolara herkesin güvenilir içme suyuna erişimi sağlanabilir.20 miliardami dolarów dałoby dostęp do wody pitnej każdemu.
20 milyar dolara herkesin güvenilir içme suyuna erişimi sağlanabilir.20 milliárd dollárból mindenki biztonságos ivóvízhez juthat.
20 milyar dolara herkesin güvenilir içme suyuna erişimi sağlanabilir.Avec 20 milliards de dollars, tout le monde pourrait avoir accès à l'eau potable.
20 milyar dolara herkesin güvenilir içme suyuna erişimi sağlanabilir.Com 20 mil milhões de dólares, todas as pessoas podem ter acesso a água potável.
20 milyar dolara herkesin güvenilir içme suyuna erişimi sağlanabilir.Con 20 miliardi di dollari, ognuno può avere accesso ad acqua potabile sicura.
20 milyar dolara herkesin güvenilir içme suyuna erişimi sağlanabilir.Con 20 mil millones de dólares, cada uno puede tener acceso a agua potable.
20 milyar dolara herkesin güvenilir içme suyuna erişimi sağlanabilir.Cu 20 de miliarde de dolari, toţi ar avea acces la apă potabilă.
20 milyar dolara herkesin güvenilir içme suyuna erişimi sağlanabilir.Dengan 20 miliar dolar, semua orang dapat memiliki akses ke air minum yang aman.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod