Irak hala dünyanın en büyük ikinci petrol üreticisi olacak Suudi Arabistan'dan sonra.L'Irak sera toujours le second plus gros producteur de pétrole au monde, derrière l'Arabie Saoudite.
Irak hala dünyanın en büyük ikinci petrol üreticisi olacak Suudi Arabistan'dan sonra.l'Iraq sarà ancora il secondo produttore di petrolio mondiale, dopo l'Arabia Saudita.
Irak hala dünyanın en büyük ikinci petrol üreticisi olacak Suudi Arabistan'dan sonra.Το Ιράκ θα είναι και πάλι ο δεύτερος μεγαλύτερος παραγωγός πετρελαίου στον κόσμο, μετά τη Σαουδική Αραβία.
Irak hala dünyanın en büyük ikinci petrol üreticisi olacak Suudi Arabistan'dan sonra.Ирак все още ще бъде вторият по големина производител на петрол в света след Саудитска Арабия.
Irak hala dünyanın en büyük ikinci petrol üreticisi olacak Suudi Arabistan'dan sonra.Ирак все равно останется вторым крупнейшим добытчиком нефти в мире, следуя за Саудовской Аравией.
IŞİD Suudi Arabistan'da İkinci Kez Şii Camisine SaldırdıSegunda mezquita chiíta atacada por el ISIS en Arabia Saudita
İşimize yarıyor." dediğinde veya Suudi Arabistan"글쎄요.. 우리는 사실 고문을 통해서 그때그때 필요한 좋은 정보를 얻어왔어요." 사우디 아라비아 정부는 이렇게 말할 겁니다.
İşimize yarıyor." dediğinde veya Suudi Arabistan"Odnosimy duże sukcesy w zdobywaniu wiarygodnych informacji przez tortury", a rząd Arabii Saudyjskiej powie:
İşimize yarıyor." dediğinde veya Suudi Arabistan"למעשה, יש לנו הצלחה רבה בחילוץ מידע טוב בעזרת עינויים, לפי שעה," או שממשלת סעודיה תאמר לנו,
İşimize yarıyor." dediğinde veya Suudi Arabistan得ることができているがね」 サウジアラビアの役人はこう主張するでしょう 「おかげさまで私達の経済は順調に成長しているよ
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.Bola som v kampani s inými saudskými ženami a dokonca mužskými aktivistami.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.Byla to kampaň, do které se zapojily Saúdské ženy, a dokonce i mužští aktivisté.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.En la campaña estaba con otras mujeres sauditas e incluso hombres activistas.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.Eu estava em campanha com outras mulheres sauditas e também homens activistas.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.In der Kampagne war ich mit anderen weiblichen und sogar männlichen saudischen Aktivisten zusammen.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.Jag deltog i kampanjen tillsammans med andra saudiska kvinnliga och även manliga aktivister.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.Je faisais partie de la campagne avec d'autres Saoudiennes et même des hommes activistes.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.저는 캠페인에서 다른 사우디 여성과 심지어 남성 운동가들과 함께 했습니다.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.Más szaúdi nőkkel együtt kampányoltunk, és férfi aktivistákkal is.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.Participam la campanie împreună cu alte femei din Arabia Saudită și chiar cu bărbați activiști.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.Portavo avanti la campagna con altre donne saudite e persino con degli attivisti maschi.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.Saya berkampanye bersama beberapa wanita Saudi dan aktivis pria.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.Trong chương trình đó có tôi và mấy phụ nữ Ả rập, và có các nhà hoạt động là nam giới nữa.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.W kampanii brały udział inne Saudyjki, a nawet mężczyzni aktywiści.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.Έκανα αυτήν την εκστρατεία μαζί με άλλες γυναίκες από τη Σαουδική Αραβία καθώς και με άνδρες ακτιβιστές.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.В кампанията участваха други саудитски жени, даже имахме и мъже-активисти.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.Я участвовала в этой кампании с другими саудовскими женщинами и даже с активистами-мужчинами.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.הייתי בקמפיין עם נשים סעודיות אחרות ואפילו עם פעילים גברים.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.كنت في هذه الحملة مع نساء سعوديات أخريات بل وحتى ناشطون من الرجال.
Kampanyada diğer Suudi kadın ve hatta erkek eylemcilerle birlikteydim.男性の活動家もいました 私たちにとって気がかりなのは
Latin Amerika'ya, Asya'ya, Afrika'ya, Suudi Arabistan'da her hangi bir yere gidebilirsiniz.Vous pourriez aller en Amérique Latine, en Asie, en Afrique, n'importe où en Arabie Saoudite.
Mesela, Suudi mücahitlere, Libyalılar'a oranla oldukça fazla fatura kesiyorlardı.예를 들어, 그들은 사우디 출신 용병들에게
Mesela, Suudi mücahitlere, Libyalılar'a oranla oldukça fazla fatura kesiyorlardı.К примеру, в основном они нанимали больше саудовских боевиков, чем ливийских.
Mesela, Suudi mücahitlere, Libyalılar'a oranla oldukça fazla fatura kesiyorlardı.לדוגמה, הם חייבו לוחמים זרים סעודים
Mesela, Suudi mücahitlere, Libyalılar'a oranla oldukça fazla fatura kesiyorlardı.فكانوا على سبيل المثال، يطلبون مالا من المقاتلين الأجانب السعوديين
Mesela, Suudi mücahitlere, Libyalılar'a oranla oldukça fazla fatura kesiyorlardı.サウジ兵から高額な紹介料を 巻き上げていました
Monako, Fransa üzerinden geçmek zorundadır, Katar Suudi Arabistan üzerinden,Ada Monako yang harus melalui Prancis, Qatar melalui Arab Saudi,
Monako, Fransa üzerinden geçmek zorundadır, Katar Suudi Arabistan üzerinden,Ngoài ra còn có Monaco (thông qua Pháp), Qatar (thông qua Saudi Arabia),
Monako, Fransa üzerinden geçmek zorundadır, Katar Suudi Arabistan üzerinden,No, on esimerkiksi Monaco jonka täytyy mennä ranskan läpi, Qatar Saudi Arabian läpi,
Monako, Fransa üzerinden geçmek zorundadır, Katar Suudi Arabistan üzerinden,Nou, Monaco door Frankrijk, Qatar door Saudi-Arabië,
Monako, Fransa üzerinden geçmek zorundadır, Katar Suudi Arabistan üzerinden,Tjo, der er Monaco, som skal gå gennem Frankrig, Qatar gennem Saudi-Arabien,
Monako, Fransa üzerinden geçmek zorundadır, Katar Suudi Arabistan üzerinden,יש את מונקו, שאליה חייבים לעבור דרך צרפת, קטאר דרך ערב הסעודית, דנמרק דרך גרמניה,
Mübarek, git...git.. Suudi Arabistan'a gitMubarak, Degage, part... part à l'Arabie saoudite
MUHAMMAD AL-FAYSAL, Suudi Arabistan Prensi:MOHMAED 알-FAYSAL, 사우디 아라비아의 왕자:
Nikson bunun karşılığında Suudi petrol yataklarını korumayı teklif etti.A cambio, Nixon ofreció protección militar a los yacimientos de petróleo de Arabia Saudita.
Nikson bunun karşılığında Suudi petrol yataklarını korumayı teklif etti.Cserébe Nixon a szaudi olajmezők katonai védelmét ajánlotta.
Nikson bunun karşılığında Suudi petrol yataklarını korumayı teklif etti.Em troca, Nixon ofereceu proteção militar para os campos de petróleo sauditas.
Nikson bunun karşılığında Suudi petrol yataklarını korumayı teklif etti.En échange, Nixon offrit une protection militaire des gisements pétroliers saoudiens.
Nikson bunun karşılığında Suudi petrol yataklarını korumayı teklif etti.Hiervoor in ruil bood Nixon militaire bescherming in de olievelden van Saoedie Arabie.
Nikson bunun karşılığında Suudi petrol yataklarını korumayı teklif etti.I gengäld erbjöd Nixon militärt skydd till Saudiarabiens oljefält.
Nikson bunun karşılığında Suudi petrol yataklarını korumayı teklif etti.Im Gegenzug bat Nixon militärischen Schutz der saudischen Ölfelder an.
Nikson bunun karşılığında Suudi petrol yataklarını korumayı teklif etti.In cambio, Nixon offrì protezione militare ai pozzi di petrolio sauditi.
Nikson bunun karşılığında Suudi petrol yataklarını korumayı teklif etti.În schimb, Nixon oferite militare de protecţie pentru câmpuri petroliere Saudită.
Nikson bunun karşılığında Suudi petrol yataklarını korumayı teklif etti.Na oplátku mu Nixon nabídl vojenskou ochranu saúdských ropných polí.
Nikson bunun karşılığında Suudi petrol yataklarını korumayı teklif etti.Vastineeksi, Nixon tarjosi järjestää Saudi -öljykenttien sotillaallisen puolustuksen.
Nikson bunun karşılığında Suudi petrol yataklarını korumayı teklif etti.W zamian Nixon zaoferował wojskową protekcję saudyjskich pól naftowych.
Nikson bunun karşılığında Suudi petrol yataklarını korumayı teklif etti.Σαν αντάλαγμα ο Νίξον πρόσφερε στους Σαουδάραβες στρατιωτική προστασία στις πετρελαιοπηγές τους.
Nikson bunun karşılığında Suudi petrol yataklarını korumayı teklif etti.وفي المقابل، قدم نيكسون الحماية العسكرية لحقول النفط السعودية.
Örneğin, Suudi Arabistan'daBijvoorbeeld in Saoedi-Arabië heb je het fenomeen van de zogenaamde religieuze politie.
Örneğin, Suudi Arabistan'daContohnya, di Arab Saudi ada fenomena yang dinamakan polisi agama.