Ana içeriğe geç
Sözlük

surat ile cümle

surat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
"O zaman neden gülen surat koydunuz?"قال " إذن لماذا وضعتي الوجه المبتسم؟"
"O zaman neden gülen surat koydunuz?"「だってあなたはイケてるから
"O zaman neden gülen surat koydunuz?"佢又問:「咁點解 你要畫個笑嘅公仔?」
Pekala, bir grup çizmek istedim fakat asık suratlı bir yüz oldu.Chodziło mi o to, żeby narysować to jako zespół, ale zrezygnowałem.
Pekala, bir grup çizmek istedim fakat asık suratlı bir yüz oldu.Chtěl jsem se namalovat smutný, ale vyšel mi z toho zamračený obličej.
Pekala, bir grup çizmek istedim fakat asık suratlı bir yüz oldu.No, tarkoitukseni oli piirtää tämä ryhmäksi, mutta siitä tulikin kasvot kulmat rypyssä.
Pekala, bir grup çizmek istedim fakat asık suratlı bir yüz oldu.Добре, я мав на увазі, що я став похмурим.
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?A Hospodin riekol Kainovi: Prečo si sa rozpálil hnevom, a prečo opadla tvoja tvár?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Da sagde HERREN til Kain: "Hvorfor er du vred, og hvorfor går du med sænket Hoved?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Da sprach der HERR zu Kain: Warum ergrimmst du? und warum verstellt sich deine Gebärde?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Ðức Giê-hô-va phán hỏi Ca-in rằng: Cớ sao ngươi giận, và cớ sao nét mặt ngươi gằm xuống?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Ðức_Giê - hô-va phán hỏi Ca-in rằng : Cớ_sao ngươi giận , và cớ_sao nét_mặt ngươi gằm xuống ?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Então o Senhor perguntou a Caim: Por que te iraste? e por que está descaído o teu semblante?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Entonces Jehovah dijo a Caín: --¿Por qué te has enfurecido? ¿Por qué ha decaído tu semblante
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?És monda az Úr Kainnak: Miért gerjedtél haragra? és miért csüggesztéd le fejedet?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Et l`Éternel dit à Caïn: Pourquoi es-tu irrité, et pourquoi ton visage est-il abattu?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Il Signore disse allora a Caino: «Perché sei irritato e perché è abbattuto il tuo volto
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?I řekl Hospodin Kainovi: Proč jsi se tak rozpálil hněvem? A proč jest opadla tvář tvá?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Ja Herra sanoi Kainille: "Miksi olet vihastunut, ja miksi hahmosi synkistyy?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?여호와께서 가인에게 이르시되 네가 분하여 함은 어찜이며 안색이 변함은 어찜이뇨
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Maka berkatalah TUHAN kepada Kain, "Mengapa engkau marah? Mengapa mukamu geram
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Och HERREN sade till Kain: »Varför är du vred, och varför är din blick så mörk?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Og Herren sa til Kain: Hvorfor er du vred, og hvorfor stirrer du ned for dig?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Şi Domnul a zis lui Cain: ,,Pentruce te-ai mîniat, şi pentruce ţi s'a posomorît faţa?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Tedaj reče GOSPOD Kajnu: Zakaj si se raztogotil in zakaj je upadlo obličje tvoje?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Tedy rzekł Pan do Kaina: Przeczżeś się zapalił gniewem a czemu spadła twarz twoja?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?"Waarom ben je boos?" vroeg de HERE hem. "Waarom trek je zo'n kwaad gezicht?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?Και ειπε Κυριος προς τον Καιν, Δια τι ηγανακτησας; και δια τι εκατηφιασε το προσωπον σου;
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?И Господ рече на Каина: Защо си се разсърдил? и защо е помрачено лицето ти?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?И сказал Господь Каину: почему ты огорчился? и отчего поникло лице твое?
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?ויאמר יהוה אל קין למה חרה לך ולמה נפלו פניך׃
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?فقال الرب لقايين لماذا اغتظت ولماذا سقط وجهك.
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?耶 和 華 對 該 隱 說 、 你 為 甚 麼 發 怒 呢 、 你 為 甚 麼 變 了 臉 色 呢
RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?耶和華 對該 隱說 、 你 為甚麼發 怒 呢 、 你為甚麼變 了 臉色呢
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Así que está expresando su emoción mediante su cara y la prosodia en su voz.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.이렇게 로봇은 자신의 얼굴과 목소리의 변화를 통해서
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Nó thể hiện cảm xúc qua khuôn mặt và âm điệu trong giọng nói của nó.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Sta esprimendo le sue emozioni attraverso la faccia e la prosodia della voce.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Takže vyjadruje emóciu prostredníctvom jeho tváre a prozódie v jeho hlase.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Tedy vyjadřuje své emoce skrze tvář a hlasovou prozódii.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Итак, он выражает свои эмоции через лицо и просодию в голосе.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.Той изразява емоцията си чрез лицето и прозодията в гласа си.
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.ר.ב: אז הוא מבטא את רגשותיו דרך פניו
RB: Gördüğünüz gibi duygularını suratıyla ve sesindeki tonlama ile ifade ediyor.رودني: إذاً فانه يعبّر عن مشاعره عبر وجهه
Saatte 100 km'lik sabit bir surat - 100 km/sTakže stálá rychlost 100 km/h.
Saatte 100 km'lik sabit bir surat - 100 km/sИтак, скорость постоянная скорость постоянная и равна 100 километров в час.
Saatte 100 km'lik sabit bir surat똑같은 속도
Saatte 100 km'lik sabit bir suratמהירות קבועה...
Saatte 100 km'lik sabit bir suratسرعة ثابته
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Afectati de solemnitatea de scena, a existat o privirea întrebam of increduli curiozitate în faţa lui.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Afetados pela solenidade da cena, havia um olhar incrédulo de saber curiosidade em seu rosto.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Által érintett ünnepélyességét a jelenetet, volt egy csodálkozó tekintete hitetlen kíváncsiság az ő arcán.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Beïnvloed door de ernst van de scène, was er een af ​​blik van ongelovige nieuwsgierigheid in zijn gelaat.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Colpite dalla solennità della scena, ci fu uno sguardo chiedendo di incredulo curiosità sul suo volto.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Dipengaruhi oleh kekhidmatan adegan, ada tatapan bertanya-tanya of meragukan rasa ingin tahu dalam wajah-Nya.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.장면의 장엄에 의해 영향을, 믿지의 궁금 시선이 있었 그의 얼굴 in 호기심.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Ovlivněna slavnosti scény, tam byla zajímalo pohledem nedůvěřivý zvědavost na jeho tvář.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Ovplyvnená slavnosti scény, tam bola zaujímalo pohľadom nedôverčivý zvedavosť na jeho tvár.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Påverkas av högtidlighet av scenen var det en undrande blick skeptisk nyfikenhet i hans ansikte.
Sahnenin ciddiyetle Etkilenen inanmaz bir merak bakışları vardı onun suratına bir merak.Påvirket af højtidelighed af scenen, var der et undrende blik skeptiske nysgerrighed i hans ansigt.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod