sur ile cümle
sur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Alkollü araba sürme için kan alkol limiti Teksas'ta .08 dir.The blood alcohol limit for drunken driving is .08 percent in Texas.
Tom'un sarhoşken araba sürmekten en az bir mahkumiyeti var.Tom has at least one conviction for drunken driving.
Tom sarhoş araba sürme ve tedbirsiz araba sürme suçlarını reddetti.Tom pleaded not guilty to charges of drunken driving and reckless driving.
Tom sarhoş araba sürdüğü için iki ay hapishanede yattı.Tom served two months in jail for drunken driving.
Tom sarhoşken araba sürmekten tutuklandı.Tom was arrested for drunken driving.
Tom sarhoş araba sürme şüphesiyle tutuklandı.Tom was arrested on suspicion of drunken driving.
Tom Boston'da bir trafik kazasına karıştıktan sonra sarhoşken araba sürmekten suçlandı.Tom was charged with drunken driving after he was involved in a car accident in Boston.
Tom'un sabıka kaydı sadece iki sarhoş sürücü celbinden oluşuyor.Tom's criminal record consists of only two drunken driving citations.
Tom son dört yılda iki kez alkollü araba sürmekten mahkûm edildi.Tom has been convicted of drunken driving twice in the last four years.
Bir sürü insan onu yapmamış olman gerektiğini sana söyleyecektir.A lot of people are going to tell you that you shouldn't have done that.
Şimdi bir sürü insan evlerini satmaya çalışıyorlar.A lot of people are now trying to sell their houses.
Bütün gece araba sürmeyi ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about driving all night?
Bir yarış arabası sürücüsü olarak bir kariyeri sürdürmeyi ciddi olarak düşünüyor musun?Are you seriously thinking about pursuing a career as a race car driver?
Kendi güvenliğin için, sarhoş bir sürücüsü olan bir arabaya asla binme.For your own safety, never ride in a car with a drunk driver.
Hiç spor araba sürdün mü?Have you ever driven a sports car?
Sürpriz partiden kimseye bahsettin mi?Have you told anyone about the surprise party?
Ne kadar süre burada kalmalıyım?How long do I have to stay here?
Ne kadar süre beklemek zorundayım?How long do I have to wait?
Siz ikiniz ne kadar süredir birliktesiniz?How long have you two been together?
Ne kadar süreceğini sana tam olarak söyleyemem.I can't tell you exactly how long it will take.
Ana dilini konuşan bir sürü arkadaşım var.I have many friends who are native speakers.
Uzun süredir beklediğini biliyorum fakat sadece biraz daha bekler misin?I know you've been waiting a long time, but could you wait just a little bit longer?
Elimden geldiğince kısa sürede bir iş bulmayı düşünüyorum.I plan to get a job as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede Boston'dan ayrılmayı düşünüyorum.I plan to leave Boston as soon as I can.
Ben bir süre için tekrar dişçiye gitmek zorunda kalmamalıyım.I shouldn't have to go to the dentist again for a while.
Elinden geldiğince kısa sürede bunun hakkında gidip bir doktorla görüşmeni öneririm.I suggest that you go and see a doctor about this as soon as you can.
Sürücü sınavını geçebileceğimin mümkün olmadığını düşünüyorum.I think it's unlikely that I'll be able to pass my driving test.
Bir yarış arabası sürücüsü olmanın hayalini kurardım.I used to dream about becoming a race car driver.
Planlarımın bir kopyasını en kısa sürede size göndereceğim.I will send you a copy of my plans as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede sana bu resmin bir kopyasını göndereceğim.I will send you a copy of this picture as soon as I can.
Senin sürmeni istiyorum.I'd like you to drive.
Elimden geldiğince kısa sürede orada olacağım.I'll be there as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede tekrar arayacağım.I'll call back as soon as I can.
Elimden geldiği kadar kısa sürede onu teslim edeceğim.I'll deliver it as soon as I can.
Elimden geldiğince kısa sürede dışarı çıkacağım ve bir tane alacağım.I'll go out and buy one as soon as I can.
Eliimden geldiğince kısa sürede size geri ödeyeceğim.I'll pay you back as soon as I can.
Bütün bu sürtüşmeden bıkıp usandım.I'm sick and tired of all this bickering.
Bütün gün ayaktaydım, bu yüzden bir süre oturmam gerekiyor.I've been on my feet all day, so I just need to sit down for a while.
Kısa sürede yiyecek bir şey almazsak, hepimiz açlıktan öleceğiz.If we don't get something to eat soon, we'll all starve to death.
Etrafına bakarsan, aynı şeyi yapan bir sürü insan göreceksin.If you look around, you'll see many people doing the same thing.
Yarının toplantının bir saatten fazla süreceği ihtimali yok.It's unlikely that tomorrow's meeting will last over an hour.
Bizim hayatta kalmamız kısa sürede içme suyu bulmaya bağlıdır.Our survival depends on finding drinking water soon.
Senin davranışın hakkında bir sürü şikayetler olmaktadır.There have been a lot of complaints about your behavior.
Okulun önünde kaykay yapan çocuklar hakkında bir sürü şikayet oldu.There have been a lot of complaints about kids skateboarding in front of the school.
O politika hakkında bir sürü şikayet vardı.There have been a lot of complaints about that policy.
Topuklu ayakkabılarda yüksek fiyatlar hakkında bir sürü şikayetler vardı.There have been a lot of complaints about the high prices at the pumps.
Polis koruması eksikliği ile ilgili bir sürü şikayetler vardı.There have been a lot of complaints about the lack of police protection.
O gün orada kesinlikle bir sürü mutsuz insan vardı.There sure were a lot of unhappy people there on that day.
O film hakkında hoşlanmadığım bir sürü şey vardı.There were many things that I didn't like about that movie.
Gitmeden önce yapılması gereken bir sürü şey vardı.There were many things that needed to be done before we could leave.
Bizim sınıf arkadaşlarınıza nasıl davrandığınız hakkında bir sürü şikayetlerimiz vardı.We've had a lot of complaints about how you treat your classmates.
Biraz yardım almak ne kadar sürer?What does it take to get a little help?
Ne zaman araba sürmeyi öğrendin?When did you learn to drive?
İçmemelisin ve araba sürmemelisin.You shouldn't drink and drive.
Sen gerçekten iyi bir sürücüsün?You're really a good driver.
O, arabayla yaklaşık kaç saat sürer?About how many hours does it take by car?
O adam gerçek bir rüzgar gülü: O sürekli fikrini değiştirir.That guy is a real weather vane: he constantly changes his mind.
O, kısa süre dinlenmemizi önerdi.He suggested that we take a short rest.
Tom bir yıldan daha fazla süredir Boston'da yaşamaktadır.Tom has lived in Boston for more than a year.
Tom bir yıldan daha fazla bir süre Boston'da yaşamayı planlıyor.Tom plans to live in Boston for more than a year.