Sinema salonlarındaki filmlerin sunuşunda, günümüzde kullanılan en yaygın çerçeve oranı 1.85:1 ve 2.39:1'dir.De vanligste sideforholdene for filmprojektering i Amerika er 1,85:1 og 2,40:1.
Sunuş Konuşması (Kendi Sesinden) 02.Pelatihan Pidato, 2.
Tuzun, her öğün sunusunda olması şarttı; kurban edilen hayvanın kanının yerine geçmekteydi.Silakan Amara datang kapan pun, dia tetap darah daging saya.
Sinema salonlarındaki filmlerin sunuşunda, günümüzde kullanılan en yaygın çerçeve oranı 1.85:1 ve 2.39:1'dir.Các tỉ lệ màn hình phổ biến hiện này trong các rạp phim là 1.85:1 và 2.39:1.
27:21 Kohen Gadol her gün öğün sunusu getirmeli Lev.Các Kohen Gadol phải mang lại một bữa ăn cung cấp hàng ngày — Lev.
Sinema salonlarındaki filmlerin sunuşunda, günümüzde kullanılan en yaygın çerçeve oranı 1.85:1 ve 2.39:1'dir.而目前在美國電影院中最常使用的播映比例為 1.85:1 和 2.39:1。
Örpente sünüşdim, süsin sançdım,az bodunığ altım, ... içgirtim.ישרתי את רצפת האדמה, סידרתי את כל החפצים, רחצתי, כבסתי, קשטתי.
Sinema salonlarındaki filmlerin sunuşunda, günümüzde kullanılan en yaygın çerçeve oranı 1.85:1 ve 2.39:1'dir.Danas najčešći formati prikaza filmova u kinima su 1.85:1 i 2.39:1.
Bir hastalığın veya tehlikenin ardından verilen şükran ve ardından öğün sunusu.Pri pozdrave, po párení alebo ak hrozia.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.A dovedie Hospodinovi svoju obeť za vinu ku dveriam stánu shromaždenia, barana obeti za vinu.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.De betrokken man zal een ram als zijn schuldoffer voor de HERE brengen bij de ingang van de tabernakel.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.El să aducă Domnului pentru vina lui, la uşa cortului întîlnirii, un berbece ca jertfă pentru vină.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.Er soll aber für seine Schuld dem HERRN vor die Tür der Hütte des Stifts einen Widder zum Schuldopfer bringen;
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.Ja mies tuokoon hyvityksenään Herralle vikauhri-oinaan ilmestysmajan ovelle.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.그 남자는 그 속건 제물 곧 속건제 수양을 회막 문 여호와께로 끌어 올 것이요
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.Laki-laki itu harus membawa seekor domba jantan ke depan pintu Kemah-Ku untuk kurban ganti rugi
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.L'uomo condurrà al Signore, all'ingresso della tenda del convegno, in sacrificio di riparazione, un ariete
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.Men han skal føre sitt skyldoffer frem for Herren, til inngangen til sammenkomstens telt, en skyldoffer-vær.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.Och han skall föra fram sitt skuldoffer inför HERREN, till uppenbarelsetältets ingång, en skuldoffersvädur.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.Og han skal bringe sit Skyldoffer for HERREN til Åbenbaringsteltets Indgang, en Skyldoffervæder,
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.On pak přivede obět za vinu svou Hospodinu ke dveřím stánku úmluvy, skopce za vinu.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.On pa naj prinese daritev za krivdo GOSPODU k vratom shodnega šatora, ovna v daritev za krivdo.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.Także kto by pojął żonę brata swego, sprośność jest; sromotę brata swego odkrył, bez dzieci będą.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.пусть приведет он Господу ко входу скинии собрания жертву повинности, овна в жертву повинности своей;
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.והביא את אשמו ליהוה אל פתח אהל מועד איל אשם׃
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.ويأتي الى الرب بذبيحة لاثمه الى باب خيمة الاجتماع كبشا ذبيحة اثم.
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.那 人 要 把 贖 愆 祭 、 就 是 一 隻 公 綿 羊 、 牽 到 會 幕 門 口 、 耶 和 華 面 前
Adam RABbe, Buluşma Çadırının giriş bölümüne, suç sunusu olarak bir koç getirecek.那人 要 把 贖愆祭 、 就是 一 隻 公 綿羊 、 牽到 會幕 門口 、 耶和華 面前
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.A bolondokat megcsúfolja a bûnért való áldozat; az igazak között pedig jóakarat van.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.A culpa zomba dos insensatos; mas os retos têm o favor de Deus.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Blázen přikrývá hřích, ale mezi upřímými dobrá vůle.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Bláznom sa posmieva obeť za hriech; ale medzi úprimnými je záľuba.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Cei nesocotiţi glumesc cu păcatul, dar între cei fără prihană este bunăvoinţă. -
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Dårer spottes av sitt eget skyldoffer, men blandt de opriktige råder Guds velbehag.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.De oförnuftiga bespottas av sitt eget skuldoffer, men bland de redliga råder gott behag.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Die Narren treiben das Gespött mit der Sünde; aber die Frommen haben Lust an den Frommen.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Fra gli stolti risiede la colpa, fra gli uomini retti la benevolenza
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Hulluja pilkkaa vikauhri, mutta oikeamielisten kesken on mielisuosio.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Każdy głupi nakrywa grzech, a między uprzejmymi mieszka przyjaźó.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Kẻ ngu dại bỉ báng tội lỗi; Nhưng người ngay thẳng có được ơn của Ðức Chúa Trời.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Kẻ ngu_dại bỉ_báng tội_lỗi ; Nhưng người ngay_thẳng có được ơn của Ðức_Chúa_Trời .
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.미련한 자는 죄를 심상히 여겨도 정직한 자 중에는 은혜가 있느니라
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Les insensés se font un jeu du péché, Mais parmi les hommes droits se trouve la bienveillance.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Los insensatos se mofan de la culpabilidad, pero entre los rectos hay buena voluntad
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Med Dårer driver Skyldofret Spot, men Velvilje råder iblandt retsindige.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Neumni se smejejo krivdi, odkritosrčni pa so si dobrohotni.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Orang bodoh tidak peduli apakah dosanya diampuni atau tidak; orang baik ingin diampuni dosanya
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Οι αφρονες γελωσιν εις την ανομιαν εν μεσω δε των ευθεων ειναι χαρις.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Глупые смеются над грехом, а посреди праведных - благоволение.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.Приносът за грях се присмива на безумните, А между праведните има Божие благоволение.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.אולים יליץ אשם ובין ישרים רצון׃
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.الجهال يستهزئون بالاثم. وبين المستقيمين رضى.
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.愚 妄 人 犯 罪 、 以 為 戲 耍 . 〔 或 作 贖 愆 祭 愚 弄 愚 妄 人 〕 正 直 人 互 相 喜 悅
Ahmaklar suç sunusuyla alay eder, Dürüstler ise iyi niyetlidir.愚妄 人 犯罪 、 以 為戲耍 . 〔 或 作贖 愆祭 愚弄 愚妄人 〕 正直 人 互相 喜悅
boğayla birlikte tahıl sunusu olarak yarım hin zeytinyağıyla yoğrulmuş onda üç efa ince un sun.thì_phải dâng chung với con bò tơ một của lễ chay bằng ba phần mười ê - pha bột lọc nhồi với nửa hin dầu ,
Boğayı günah sunusu olarak alacak, tapınağın dışında, tapınak alanında belirlenen yerde yakacaksın.A vezmeš junca tej obeti za hriech, a spália ho na určenom mieste domu vonku za svätyňou.
Boğayı günah sunusu olarak alacak, tapınağın dışında, tapınak alanında belirlenen yerde yakacaksın.A vezmeš toho volka za hřích, i spálí jej na místě uloženém v tom domě, vně před svatyní.
Boğayı günah sunusu olarak alacak, tapınağın dışında, tapınak alanında belirlenen yerde yakacaksın.In vzemi za greh darovanega junca, in naj ga sežgo na določenem mestu v hiši, zunaj svetišča.
Boğayı günah sunusu olarak alacak, tapınağın dışında, tapınak alanında belirlenen yerde yakacaksın.그 속죄 제물의 수송아지를 취하여 전의 정한 처소 곧 성소 밖에서 불사를지며
Boğayı günah sunusu olarak alacak, tapınağın dışında, tapınak alanında belirlenen yerde yakacaksın.Ngươi khá đem con bò đực dâng làm lễ chuộc tội mà đốt đi trong nơi định sẵn của nhà , ở ngoài nơi thánh .