Dolayısıyla da mühendislerin sunacak hiçbir şeyi yoktu.Es kam also so weit, dass die Ingenieure mit leeren Händen ankamen.
Dolayısıyla da mühendislerin sunacak hiçbir şeyi yoktu.Így az történt, hogy a mérnökök semmivel nem álltak elő.
Dolayısıyla da mühendislerin sunacak hiçbir şeyi yoktu.엔지니어들은 아무것도 없이 왔습니다.
Dolayısıyla da mühendislerin sunacak hiçbir şeyi yoktu.Portanto, os engenheiros não apresentaram nada.
Dolayısıyla da mühendislerin sunacak hiçbir şeyi yoktu.Takže, čo sa stalo, inžinieri prišli s ničím.
Dolayısıyla da mühendislerin sunacak hiçbir şeyi yoktu.Więc wydarzyło się tak, inżynierowie pokazali się z niczym.
Dolayısıyla da mühendislerin sunacak hiçbir şeyi yoktu.В общем, инженеры явились с пустыми руками.
Dolayısıyla da mühendislerin sunacak hiçbir şeyi yoktu.Така че онова, което се случило, било, че инженерите се появили с празни ръце.
Dolayısıyla da mühendislerin sunacak hiçbir şeyi yoktu.שהמהנדסים הגיעו עם כלום.
Dolayısıyla da mühendislerin sunacak hiçbir şeyi yoktu.ظهر المهندسون فارغي اليدين.
Dolayısıyla da mühendislerin sunacak hiçbir şeyi yoktu.そしてデザイナーにこう言った
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.A dnia czwartego ofiarować będziecie cielców dziesięć, baranów dwa, baranków rocznych czternaście zupełnych;
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Am vierten Tage: Zehn Farren, zwei Widder, vierzehn jährige Lämmer ohne Fehl;
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.A patra zi, să aduceţi zece viţei, doi berbeci, şi patrusprezece miei de un an fără cusur,
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.A štvrtého dňa desať juncov, dvoch baranov, ročných baránkov štrnásť, bez vady,
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Četrti dan pa: deset voličev, dva ovna, štirinajst enoletnih jagnjet brez hibe
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Dne pak čtvrtého volků deset, skopce dva, beránků ročních bez poškvrny čtrnácte,
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız."El cuarto día ofreceréis diez novillos, dos carneros y catorce corderos de un año, sin defecto
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Il quarto giorno offrirete dieci giovenchi, due arieti, quattordici agnelli dell'anno senza difetti
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Ja neljäntenä päivänä: kymmenen mullikkaa, kaksi oinasta ja neljätoista vuodenvanhaa, virheetöntä karitsaa
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.네째 날에는 수송아지 열과 수양 둘과 일 년 되고 흠 없는 수양 열 넷을 드릴 것이며
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Le quatrième jour, vous offrirez dix taureaux, deux béliers, et quatorze agneaux d`un an sans défaut,
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Negyednapon pedig tíz fiatal tulkot, két kost, tizennégy ép bárányt, esztendõsöket.
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.No quarto dia, dez novilhos, dois carneiros, catorze cordeiros de um ano, sem defeito;
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Och på den fjärde dagen; tio tjurar, två vädurar, fjorton årsgamla felfria lamm,
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Og den fjerde dag ti okser og to værer og fjorten årsgamle lam uten lyte,
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Op de vierde dag van het feest moet u tien jonge stieren, twee rammen, veertien eenjarige lammeren,
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.På den fjerde Dag skal I ofre ti Tyre, to Vædre og fjorten årgamle Lam, lydefri Dyr,
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Και τη τεταρτη ημερα δεκα μοσχους, δυο κριους, δεκατεσσαρα αρνια ενιαυσια, αμωμα
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.И в четвертый день десять тельцов, двух овнов, четырнадцатьоднолетних агнцев, без порока,
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.На четвъртия ден, десет юнеца, два овена, четиринадесет едногодишни агнета, без недостатък;
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.וביום הרביעי פרים עשרה אילם שנים כבשים בני שנה ארבעה עשר תמימם׃
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.وفي اليوم الرابع عشرة ثيران وكبشين واربعة عشر خروفا حوليّا صحيحا.
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.第 四 日 要 獻 公 牛 十 隻 、 公 羊 兩 隻 、 沒 有 殘 疾 、 一 歲 的 公 羊 羔 十 四 隻
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.第四 日 要 獻 公牛 十 隻 、 公羊 兩隻 、 沒有殘疾 、 一 歲 的 公羊羔 十四 隻
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.alles solches Fett legten sie auf die Brust; und er zündete das Fett an auf dem Altar.
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.a položili tuky na prsia, a kadiac pálil tuky na oltári.
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.A položili včecken tuk na hrudí; i pálil ten tuk na oltáři.
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.au pus grăsimile acestea deasupra piepturilor, şi el a ars grăsimile pe altar.
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.để những mỡ nầy trên o , rồi xông mỡ nơi bàn_thờ .
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.để những mỡ nầy trên o, rồi xông mỡ nơi bàn thờ.
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.dessa fettstycken lade de på bringorna; och han förbrände fettstyckena på altaret.
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.di atas dada kedua binatang itu, lalu Harun membakarnya di atas mezbah
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.disse Fedtdele lagde de oven på Bryststykkerne, og Fedtstykkerne bragte han som Røgoffer på Alteret,
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.disse fettstykker la de på bryststykkene; og han brente fettstykkene på alteret,
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.e puseram a gordura sobre os peitos, e ele queimou a gordura sobre o altar;
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.Het vet werd op de borststukken van de dieren gelegd en op het altaar verbrand.
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.ils mirent les graisses sur les poitrines, et il brûla les graisses sur l`autel.
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.in polože tolstino na prsne kose, in zažge tolstino na oltarju.
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.그 기름을 가슴들 위에 놓으매 아론이 그 기름을 단위에 불사르고
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.mettevano i grassi sui petti ed egli li bruciava sull'altare
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.nämä rasvat he panivat rintalihojen päälle, ja hän poltti rasvat alttarilla.
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.Odahelyezték e kövérségeket a szegyekre, és elfüstölögteté e kövérségeket az oltáron.
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.To gdy usłyszał Mojżesz, przestał na tem.
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.y pusieron los sebos junto con los pechos. Él hizo arder los sebos sobre el altar
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.και εθεσαν τα στεατα επι τα στηθη, και εκαυσε τα στεατα επι του θυσιαστηριου
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.и като туриха тлъстините върху гърдите, той изгори тлъстините върху олтара.
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.и положили тук на грудь, и он сжег тук на жертвеннике;
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.וישימו את החלבים על החזות ויקטר החלבים המזבחה׃
döşlerin üzerine koydular. Harun yağları sunakta yaktı.ووضعوا الشحم على الصدرين فاوقد الشحم على المذبح.