Niçin küçük bir sülük getirmek istedin ? biyerden onu evlat mı edindin?Non ci vediamo da sempre, perchè mai ti sei portata una sanguisuga appresso? Lo hai adottato da qualche parte?
Niçin küçük bir sülük getirmek istedin ? biyerden onu evlat mı edindin?Po wszystkim przez co musiałem przejść, ty przyprowadzasz dzieciaka? Adoptowałaś go?
Niçin küçük bir sülük getirmek istedin ? biyerden onu evlat mı edindin?Мы не виделись вечность, зачем ты привела этого маленького з... Ты его что усыновила?
Niçin küçük bir sülük getirmek istedin ? biyerden onu evlat mı edindin?لم نرَ بعضنا منذ مدّة طويلة, لم قد تحضرين معك طفلا صغيرا؟ هل قمتِ بتبنّيه؟
Niçin küçük bir sülük getirmek istedin ? biyerden onu evlat mı edindin?養子にでもするつもりか? お姉ちゃん あっち行こう!!
"Nuh, yağmur nedir, bilmiyordu; çünkü selden önce Tanrı toğrağı aşağıdan suluyordu."대홍수 이전에 하느님께서는 땅으로부터 지상에 물을 대셨기 때문이다."
"Nuh, yağmur nedir, bilmiyordu; çünkü selden önce Tanrı toğrağı aşağıdan suluyordu.""Noé azelőtt még nem látott esőt, mivel az özönvíz előtt Isten a föld alól öntözte a földet."
"Nuh, yağmur nedir, bilmiyordu; çünkü selden önce Tanrı toğrağı aşağıdan suluyordu.""Noe nigdy nie widział deszczu, bo przed powodzią Bóg nawodnił ziemię od dołu".
"Nuh, yağmur nedir, bilmiyordu; çünkü selden önce Tanrı toğrağı aşağıdan suluyordu.""Primeiro, o Noé nunca tinha visto chuva porque, antes do grande dilúvio, Deus irrigou a terra pelo interior."
"Nuh, yağmur nedir, bilmiyordu; çünkü selden önce Tanrı toğrağı aşağıdan suluyordu.""Primero, Noé nunca había visto llover, porque antes del diluvio Dios regaba la tierra de abajo hacia arriba."
"Nuh, yağmur nedir, bilmiyordu; çünkü selden önce Tanrı toğrağı aşağıdan suluyordu.""Zaprvé, Noe nikdy neviděl déšť, protože před povodní Bůh zavlažoval zemi zespoda."
"Nuh, yağmur nedir, bilmiyordu; çünkü selden önce Tanrı toğrağı aşağıdan suluyordu.""Во первых, Ной никогда не никогда не видел дождя потому что до Великого потопа Бог орошал землю снизу вверх".
"Nuh, yağmur nedir, bilmiyordu; çünkü selden önce Tanrı toğrağı aşağıdan suluyordu.""Първо, Ной никога не бил виждал дъжд, защото преди потопа Бог напоявал земята от почвата нагоре."
"Nuh, yağmur nedir, bilmiyordu; çünkü selden önce Tanrı toğrağı aşağıdan suluyordu.""ראשית כל, נוח לא ראה מעולם גשם, "כי לפני המבול אלוהים נהג להשקות את האדמה מלמטה למעלה."
"Nuh, yağmur nedir, bilmiyordu; çünkü selden önce Tanrı toğrağı aşağıdan suluyordu."لأن الله، قبل الغرق، كان يروي الأرض من اسفلها الى أعلاها"
"Nuh, yağmur nedir, bilmiyordu; çünkü selden önce Tanrı toğrağı aşağıdan suluyordu."この文章がなければよかった 私は嘘だと思うからです
Önümüzdeki birkaç dakika, hepimiz deniz sülüğünün seviyesine çıkacağız.A következő pár percben mindannyian felemelkedünk a tengeri csiga szintjére.
Önümüzdeki birkaç dakika, hepimiz deniz sülüğünün seviyesine çıkacağız.Dans les prochaines minutes, nous allons tous être élevés au niveau de la limace de mer.
Önümüzdeki birkaç dakika, hepimiz deniz sülüğünün seviyesine çıkacağız.En los próximos minutos, todos vamos a ser elevados al nivel de una babosa de mar.
Önümüzdeki birkaç dakika, hepimiz deniz sülüğünün seviyesine çıkacağız.In den nächsten paar Minuten werden wir auf das Level einer Seeschnecke emporgehoben.
Önümüzdeki birkaç dakika, hepimiz deniz sülüğünün seviyesine çıkacağız.In de volgende paar minuten gaan we allemaal opgetild worden tot op het niveau van een zeeslak.
Önümüzdeki birkaç dakika, hepimiz deniz sülüğünün seviyesine çıkacağız.In urmatoarele minute toti vom cobori la nivelul unei echinoderme.
Önümüzdeki birkaç dakika, hepimiz deniz sülüğünün seviyesine çıkacağız.다음 몇분동안, 우린 모두 나새류동물 단계로 올라가 볼 거예요.
Önümüzdeki birkaç dakika, hepimiz deniz sülüğünün seviyesine çıkacağız.Nei prossimi minuti, noi tutti verremo innalzati fino al livello di un mollusco di mare.
Önümüzdeki birkaç dakika, hepimiz deniz sülüğünün seviyesine çıkacağız.Nos próximos minutos vamos todos elevar-nos ao nível de uma lesma do mar. (Risos)
Önümüzdeki birkaç dakika, hepimiz deniz sülüğünün seviyesine çıkacağız.V naslednjih nekaj minutah se bomo postavili v kožo morskega polža.
Önümüzdeki birkaç dakika, hepimiz deniz sülüğünün seviyesine çıkacağız.W ciągu kolejnych kilku minut dojdziemy do poziomu ślimaka morskiego.
Önümüzdeki birkaç dakika, hepimiz deniz sülüğünün seviyesine çıkacağız.В следващите няколко минути всички ние ще се издигнем до нивото на морски плужек.
Önümüzdeki birkaç dakika, hepimiz deniz sülüğünün seviyesine çıkacağız.В следующие несколько минут мы все поднимемся до уровня морского слизняка.
Önümüzdeki birkaç dakika, hepimiz deniz sülüğünün seviyesine çıkacağız.בדקות הבאות כולנו נתעלה לדרגה של רכיכת ים.
Önümüzdeki birkaç dakika, hepimiz deniz sülüğünün seviyesine çıkacağız.الدقائق القليلة القادمة هي، سنرتقي لمستوى رخويات البحر.
Önümüzdeki birkaç dakika, hepimiz deniz sülüğünün seviyesine çıkacağız.ウミウシのレベルまで (笑)
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.Dia bangkit dari kursinya seperti burung meroket.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.El sa ridicat din scaunul său ca un fazan covârşitoare.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.Er erhob sich von seinem Sitz wie ein rasant Fasan.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.Felállt a helyéről, mint egy robbanása fácán.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.Hän nousi istuimeltaan kuin jyrkästi fasaani.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.Han rejste sig fra sin plads som en himmelflugt fasan.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.Han reste sig från sin plats som en exploderar fasan.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.Hij stond op uit zijn stoel als een pan uit fazant.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.Il se leva de son siège comme un faisan flambé.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.Ngài đã sống lại từ chỗ ngồi của mình giống như một chim trĩ tăng vọt.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.On wstał, jak bażant rocketing.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.그는 rocketing 꿩고기처럼 자리에서 상승했다.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.Si alzò dal suo posto come un fagiano razzo.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.Vstal je od svojega sedeža kot astronomska fazana.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.Vstal ze svého místa, jako je prudký bažanta.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.Vstal zo svojho miesta ako prudký bažanta.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.Αναστήθηκε από τη θέση του σαν ένα ύψη φασιανό.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.Він піднявся зі свого місця, як ракетні фазана.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.Он поднялся со своего места, как ракетные фазана.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.Той се издига от мястото си като скок в фазан.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.ارتقى من مقعده مثل الدراج بالصواريخ.
O roketi sülün gibi koltuğunu yükseldi.私は今Jeevesのには慣れていますが、頻繁に日に彼が最初に私に来たときに私が噛ましました
Şaşırtıcı derecede sulu olan iç kısma ulaşmak için sivri dikenli gövdeyi ısırırlarAby se dostali k překvapivě šťavnaté dužině, prokoušou se i skrz ostré trny.
Şaşırtıcı derecede sulu olan iç kısma ulaşmak için sivri dikenli gövdeyi ısırırlarChúng cắn qua các chùm gai nhọn để ăn phần cùi
Şaşırtıcı derecede sulu olan iç kısma ulaşmak için sivri dikenli gövdeyi ısırırlarEle muşcă direct printre spinii ascuţiţi ca nişte ace pentru a ajunge la carnea surprinzător de suculentă.
Şaşırtıcı derecede sulu olan iç kısma ulaşmak için sivri dikenli gövdeyi ısırırlarΔαγκώνουν τις κοφτερές βελόνες για να φτάσουν τη ζουμερή σάρκα.
Şaşırtıcı derecede sulu olan iç kısma ulaşmak için sivri dikenli gövdeyi ısırırlarНесмотря на острые шипы, у этих растений очень мягкая и сочная мякоть
Şaşırtıcı derecede sulu olan iç kısma ulaşmak için sivri dikenli gövdeyi ısırırlarהן נוגסות בינות לקוצים החדים .על-מנת להגיע לציפה העסיסית