Dünya sularının %97'si okyanustur.A Föld vízkészleteinek 97%-a az óceánokban található.
Dünya sularının %97'si okyanustur.Die Ozeane der Welt machen 97 Prozent ihres Wassers aus.
Dünya sularının %97'si okyanustur.Il novantasette percento dell'acqua terrestre è oceano.
Dünya sularının %97'si okyanustur. Mavi yoksa, yeşil de yok.97 % pozemskej vody tvoria oceány.
Dünya sularının %97'si okyanustur. Mavi yoksa, yeşil de yok.El 97 por ciento del agua de la Tierra es océano; si no hay azul, no hay verde.
Dünya sularının %97'si okyanustur.Os oceanos são 97% da água da Terra.
Dünya sularının %97'si okyanustur.Sedemindevetdeset odstotkov vode na Zemlji je v oceanih.
Dünya sularının %97'si okyanustur.Το 97 τοις εκατό του νερού της Γης είναι ωκεάνιο.
Dünya sularının %97'si okyanustur.Океанът представлява 97% от водата на Земята.
Dünya sularının %97'si okyanustur.תשעים ושבעה אחוזים ממיימי כדור הארץ הם אוקיינוס.
Dünya sularının %97'si okyanustur.سبعة وتسعون في المائة من مياة الأرض هي محيطات.
Dünya sularının %97'si okyanustur.水なくして緑はないのです
Ekvatoral sularını kontrol eden... ...merkez Pasifik okyanusunun.그 나라는 중부 태평양의 적도해양 대부분을 통제합니다.
Ekvatoral sularını kontrol eden... ...merkez Pasifik okyanusunun.ששולטת ברוב מימי קו המשווה של מרכז האוקינוס השקט.
Ekvatoral sularını kontrol eden... ...merkez Pasifik okyanusunun.تتحكم في معظم المياه الإستوائية في وسط المحيط الهادئ.
Ekvatoral sularını kontrol eden... ...merkez Pasifik okyanusunun.赤道海域の大部分の海を 領有している国です
Engini ona bir giysi gibi giydirdin, Sular dağların üzerinde durdu.(103:6) Бездною, как одеянием, покрыл Ты ее, на горах стоят воды.
Engini ona bir giysi gibi giydirdin, Sular dağların üzerinde durdu.Chúa lấy vực sâu bao phủ đất như bằng cái áo, Nước thì cao hơn các núi.
Engini ona bir giysi gibi giydirdin, Sular dağların üzerinde durdu.Chúa lấy vực sâu bao_phủ đất như bằng cái áo , Nước thì cao hơn các núi .
Engini ona bir giysi gibi giydirdin, Sular dağların üzerinde durdu.Con el océano como con vestido la cubriste; sobre las montañas estaban las aguas
Engini ona bir giysi gibi giydirdin, Sular dağların üzerinde durdu.Du hadde dekket den med dype vann som med et klædebon; vannene stod over fjellene.
Engini ona bir giysi gibi giydirdin, Sular dağların üzerinde durdu.Engkau menyelubunginya dengan samudra raya, airnya menggenangi puncak-puncak pegunungan
Engini ona bir giysi gibi giydirdin, Sular dağların üzerinde durdu.옷으로 덮음같이 땅을 바다로 덮으시매 물이 산들 위에 섰더니
Eriyen buzlarla taşan, Kar sularıyla beslenen,de, der var grumset af os, og som Sneen gemte sig i,
Eriyen buzlarla taşan, Kar sularıyla beslenen,die trübe sind vom Eis, in die der Schnee sich birgt:
Eriyen buzlarla taşan, Kar sularıyla beslenen,i quali sono torbidi per lo sgelo, si gonfiano allo sciogliersi della neve
Eriyen buzlarla taşan, Kar sularıyla beslenen,kalné od ľadu, v ktorých sa ukryl sneh;
Eriyen buzlarla taşan, Kar sularıyla beslenen,Kamu seperti sungai yang diam dan kaku, karena tertutup salju dan air beku
Eriyen buzlarla taşan, Kar sularıyla beslenen,ki se kalé od ledu, v katere se zateka sneg.
Eriyen buzlarla taşan, Kar sularıyla beslenen,얼음이 녹으면 물이 검어지며 눈이 그 속에 감취었을지라도
Eriyen buzlarla taşan, Kar sularıyla beslenen,Kteříž kalní bývají od ledu, a v nichž se kryje sníh.
Eriyen buzlarla taşan, Kar sularıyla beslenen,Które bywają mętne od lodu, w których się śnieg ukrywa;
Eriyen buzlarla taşan, Kar sularıyla beslenen,Les glaçons en troublent le cours, La neige s`y précipite;
Ertesi sabah, sununun sunulduğu saatte, Edom yönünden akan sular her yeri doldurdu.Vậy, buổi sáng, nhằm giờ người ta dâng của lễ chay, thấy nước bởi đường Ê-đôm đến, và xứ bèn đầy những nước.
Ertesi sabah, sununun sunulduğu saatte, Edom yönünden akan sular her yeri doldurdu.Και το πρωι, ενω ετελειτο η προσφορα, ιδου, ηλθον υδατα απο της οδου Εδωμ, και επλησθη η γη υδατων.
Ertesi sabah, sununun sunulduğu saatte, Edom yönünden akan sular her yeri doldurdu.И на сутрента, когато се принасяше принос, ето, дойдоха води от едомския път, и земята се напълни с вода.
Ertesi sabah, sununun sunulduğu saatte, Edom yönünden akan sular her yeri doldurdu.Поутру, когда возносят хлебное приношение, вдруг полилась вода по пути от Едома, и наполнилась земля водою.
Ertesi sabah, sununun sunulduğu saatte, Edom yönünden akan sular her yeri doldurdu.ויהי בבקר כעלות המנחה והנה מים באים מדרך אדום ותמלא הארץ את המים׃
Ertesi sabah, sununun sunulduğu saatte, Edom yönünden akan sular her yeri doldurdu.وفي الصباح عند اصعاد التقدمة اذا مياه آتية عن طريق ادوم فامتلأت الارض ماء.
Ertesi sabah, sununun sunulduğu saatte, Edom yönünden akan sular her yeri doldurdu.次 日 早 晨 、 約 在 獻 祭 的 時 候 、 有 水 從 以 東 而 來 、 遍 地 就 滿 了 水
Ertesi sabah, sununun sunulduğu saatte, Edom yönünden akan sular her yeri doldurdu.次日 早晨 、 約 在 獻祭 的 時候 、 有水 從 以 東而來 、 遍地 就 滿 了 水
Galapagos'u bu kadar kurak yapan Humboldt akıntısı gücünü kaybeder ve kuzeyden gelen ılık suların önünü açarזרם 'המבולד' הקר ,הגורם ליובש בגאלאפאגוס ,מתיר את אחיזתו ומפנה את הדרך למים חמים .יותר מהצפון
Galapagos'u bu kadar kurak yapan Humboldt akıntısı gücünü kaybeder ve kuzeyden gelen ılık suların önünü açarتيار هامبولت البارد ذلك الذي يجعل غالاباغوس جافة جدا، يحلّ قبضته ويفسح المجال للماء الدافيء من الشمال
Genellikle çok bulanık olan sulara girmeyi tercih etmezler çünkü.Általában egyébként nem szeretik a nagyon zavaros vizet.
Genellikle çok bulanık olan sulara girmeyi tercih etmezler çünkü.Beztak sa zvyčajne vyhýbajú zakaleným vodám.
Genellikle çok bulanık olan sulara girmeyi tercih etmezler çünkü.Chúng không thường xuyên bơi vào vùng nước đục.
Genellikle çok bulanık olan sulara girmeyi tercih etmezler çünkü.De obicei evită să meargă în ape care sunt mai întunecate.
Genellikle çok bulanık olan sulara girmeyi tercih etmezler çünkü.Généralement, ils n'aiment pas l'eau trop turbide, de toute façon.
Genellikle çok bulanık olan sulara girmeyi tercih etmezler çünkü.In genere non amano comunque nuotare in acque torbide.
Genellikle çok bulanık olan sulara girmeyi tercih etmezler çünkü.다 큰 참치들은 일반적으로 탁한 물에 들어가는 것을 좋아하지 않습니다.
Genellikle çok bulanık olan sulara girmeyi tercih etmezler çünkü.Mereka juga tidak menyukai bagian air yang terlalu keruh.
Genellikle çok bulanık olan sulara girmeyi tercih etmezler çünkü.Ne eivät tavallisesti mielellään mene kovin sameisiin vesiin.
Genellikle çok bulanık olan sulara girmeyi tercih etmezler çünkü.Normalerweise moegen sie ohnehin kein truebes Wasser.
Genellikle çok bulanık olan sulara girmeyi tercih etmezler çünkü.Normalmente no les gusta entrar en el agua que está muy turbia de todos modos.
Genellikle çok bulanık olan sulara girmeyi tercih etmezler çünkü.Stejně vesměs neradi jdou do vody, které nejsou čiré.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.(103:13) Ты напояешь горы с высот Твоих, плодами дел Твоих насыщается земля.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.A ki megöntözi a hegyeket az õ palotájából; a te munkáidnak gyümölcsébõl megelégíttetik a föld.
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Dalle tue alte dimore irrighi i monti, con il frutto delle tue opere sazi la terra
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Dari langit Kauturunkan hujan di pegunungan, bumi penuh dengan hasil karya-Mu
Gökteki evinden dağları sularsın, Yeryüzü işlerinin meyvesine doyar.Da tua alta morada regas os montes; a terra se farta do fruto das tuas obras.