Örneğin, 6B kimyasalı suda %2,93, etanolde %15,21 oranında çözünür.Especificamente, violeta de metila 6B é solúvel em água a 2.93% e solúvel em etanol a 15.21%.
Yüzmeyi bilmez, bilmediği için de sudan çok korkar.Ele também detesta água por não saber nadar.
2003'te Çad'ın komşusu Sudan'daki Darfur bölgesindeki çatışmalar Çad'a sızdırıldı.Em 2003, o conflito na região de Darfur, no vizinho Sudão, expandiu através da fronteira com o Chade.
Suda her iki biçim birbiriyle dengededir ve pH 7'de halkalı biçim coğunluktadır.Em solução aquosa as duas formas estão em equilíbrio, e em pH 7 a forma cíclica é predominante.
Suda çözünürlüğü 0,77 gr/lt ve etanolde 2,9 gr/lt’dir.Sua solubilidade é de 0.77 gramas por litro (g/L) em água e 2.9 g/L em etanol.
(Türkçe:Güney Sudan Oley!), Afrika ülkesi Güney Sudan'ın ulusal marşıdır."South Sudan Oyee!" é o hino nacional do Sudão do Sul.
1949), Sudanlı asker ve siyasetçi.1949) é um militar e um político centro-africano.
Karada yaşayıp suda avlanır.Vive no mato a caçar.
Lanetli Samara sudan korkmaktadır.O Wikcionário tem o verbete Satanás.
Suda ve alkolde oldukça çözünür.É solúvel em água e álcool.
Aynı zamanda Sudan'lı isyancılar da Çad hükümetinden silah yardımı alyordu.Ao mesmo tempo, os rebeldes do Sudão conseguiram ajuda do governo do Chade.
Çad'lı isyancıların Sudanhükümetinden silah yardımı aldığı açıktı.Ficou claro que os rebeldes do Chade receberam armas e assistência por parte do governo do Sudão.
1919 Mısır Devrimi, Mısır ve Sudan'ın Büyük Britanya işgaline karşı yapılan bir devrimdir.A Revolução Egípcia de 1919 foi uma revolução em todo o país contra a ocupação britânica do Egito e do Sudão.
Yedi ülke şampiyonayı alabilmek için başvurdu: Cezayir, Gabon, Gana, Kenya, Mısır, Sudan ve Zimbabve.Sete países apresentaram lances para sediar o torneio: Argélia, Egito, Gabão, Gana, Quênia, Sudão e Zimbábue.
KClO4 alkali metal perkloratlar içerinde en düşük çözünürlüğe sahiptir(25 °C’deki 100 ml. suda 1.5 gr.).KClO4 de todos os percloratos é o que tem a solubilidade mais baixa (1.5 g em 100 g de água a 25 °C).
Michael'ın dikkati tuvaletten sızan sudaydı.Kate desperta em um vestiário sob a supervisão de Tom.
Doğada yaygın bir şekilde bulunmaktadır; toprakta, suda, bitkilerde ve hayvanlarda.Eles são amplamente distribuídos na natureza, e são encontrados no solo, água, plantas e animais.
Sudan'daki mültecilere Çad'dan kaçmaya çalışan siviller de katıldı.Centenas de zagauas do Chade também fugiram para o Sudão para buscar refúgio dos combates.
Bazı kuşlar batıya doğru giderek Sudan'ın batısına, Çad'a ve Nijerya'ya kadar ulaşabilirler.Alguns divergem para oeste para o Sudão ou Chade, chegando mesmo à Nigéria.
Hemen bütün globüler proteinler suda çözünür ve çoğu enzimdir.Praticamente todas as proteínas globulares são solúveis e grande parte são enzimas.
1920 yılında Fransız Sudanı koloni bölgesi yeniden oluşturulmuştur.Finalmente, em 1920, a região volta a ser conhecida por Sudão Francês (Soudan Français).
"Smoke on the Water", (Türkçe: Sudaki Duman), İngiliz hard rock grubu Deep Purple'ın bir şarkısıdır."Smoke on the Water" ("fumaça na água", em português) é uma canção da banda britânica de rock Deep Purple.
Teknenin üçte ikisi sudaydı.Dois terços de suas embarcações foram perdidas.
Ve dalgıcın suda nefes alması sağlanır.Consegue respirar dentro da água.
Hafif tuzlu suda biraz bekletilir.É um sal incolor solúvel em água.
Suda ve alkolde çözünür.É decomposto por água e álcoois.
Güney Sudan, 9 Temmuz 2011 tarihinde egemen bir devlet olmuştur.O Sudão do Sul tornou-se um estado independente a partir de 9 de julho de 2011.
Mabalar, Çad ve Sudan arasında yaşayan etnik bir azınlık.Os mabas são uma minoria étnica no Chade e Sudão.
Suda hareket edemezler.Não atravessam a água.
İşte o anda ben sudaki balık kadar mutlu olurum tabii.Nesse tempo era usada como cais de pesca.
Sudan Halk Kurtuluş Ordusu, Güney Sudan'da siyasi bir parti.Movimento Popular de Libertação do Sudão (MPLS) é um partido político do Sudão do Sul.
Suda yüzer, Dar alanların altından geçer.Literalmente, navega-se por entre as copas das árvores.
Çocukluğu Kırım'ın Sudak şehrinde geçti ve burada ilk müzik çalışmalarına başladı.Passou a maior parte de sua infância na Cidade da Guatemala, onde iniciou seus estudos musicais.
Sudaki kız Robert Foulk ...A Garota Robert Warwick ...
Dünya Devlet Adamları - SudanAtração Nacional - Sul
Sudak balığı çok dikkatli ve ürkek bir balıktır ve kolay kolay tutulamaz.É um peixe intensamente curioso e não tem medo dos barcos.
Suda ve etanolde oldukça iyi çözünür..É muito solúvel em água e etanol.
Sudan dışarıya sıçramaları yunusgillerde olduğu kadar akrobatik değildir.A linha de entretenimento adulto no Japão não é tão clara como é em outros países.
Suudi Arabistan ve Sudan da birlikleriyle destek verdiler.O Kuwait e a Arábia Saudita ofereceram seus territórios para apoiar as forças aliadas.
Ufak bir mağaradan gelen kaynak suyu vardır şifalı olduğu söylenen sudan içilir.Numa das falésias da praia, existe uma pequena bica de água doce, onde se pode tomar um banho leve.
Abdülhamit sudan bahanelerle sık sık sadrazam değiştirdi.Mamayev mudou de mãos diversas vezes.
1 Ocak - Sudan bağımsız bir cumhuriyet olduğunu ilan etti.1 de janeiro - Brunei torna-se um país independente.
Çoğu perklorat türleri suda çözünürler.A maioria dos sais de perclorato são solúveis em água.
19. yüzyılın sonuna doğru Mali, Fransız idaresinin altına alınarak Fransız Sudanı'nın bir parçası oldu.No final do século XIX, o Mali ficou sob o controle da França, tornando-se parte do Sudão Francês.
Bazı türleri sadece tatlı suda yaşarlar.Vive somente em água doce.
Hacer, çıkan suyun etrafını çevirip biriktirmiş, bu sudan kırbasını doldurmuş, kendisi de içmiştir.E mandou que os troncos fossem removidos e lançados na água, ou no meio da mata, e assim foi feito.
Suda 1/10 oranında seyreltilmiş idrar mükemmel bir gübredir.A urina diluída em água, na proporção 1/10, é um excelente adubo.
Bu akıntılı suda yüzmek çok risklidir.É muito arriscado nadar nessa corrente de água.
Oğlu cevap verdi: “Bir dağa sığınacağım, beni sudan korur.”Hij antwoordde: "Ik zal mijn toevlucht weldra op een berg zoeken, die mij tegen het water zal beschermen."
Güney Sudan Cumhuriyeti 167.Zuid-Soedan 167.
Sonic, suda kalamaz.Sonic kan niet zwemmen.
Siddig, Sudan'da doğdu ama hayatını İngiltere'de geçirdi.Siddig is geboren in Soedan maar heeft het grootste deel van zijn leven in Engeland gewoond.
Sudan'da bulundu.Ze werd ontdekt in Soedan.
Beyaz renklidirler, hafif, karakteristik kokuları vardır, suda çözünmezler, alkollerde çözünürler.Het zijn witte poeders met een karakteristieke geur, onoplosbaar in water en oplosbaar in alcoholen.
Teknenin üçte ikisi sudaydı.Twee derde daarvan werkt aan boord van de schepen.
Afrika'nın tropikal doğu bölgesinde, Sudan'dan Zambiya'ya kadar büyük bataklıklarda yaşarlar.Ze komen voor in tropisch Oost-Afrika in uitgestrekte moerasgebieden van Soedan tot Zambia.
1956 yılında Sudan'ın bağımsızlığı ile Mısır ve Sudan, bu alanda egemenlik iddia etti.Sinds de onafhankelijkheid van Soedan in 1956 claimen zowel Egypte als Soedan het gebied.
1 Ocak - Sudan bağımsız bir cumhuriyet olduğunu ilan etti.1 januari: Syrië wordt erkend als een onafhankelijke republiek.
Bu kuşlar, sığ suda veya ıslak çamurda yiyeceklerini araştırarak arar.Deze in kleine groepjes levende vogels zoeken hun voedsel in ondiep water en modder.
Çok nadiren sudan sıçrama hareketi yaparlar.Ze springen slechts zelden op uit het water.