Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Meidän pitää nähdä syviä hautoja, merenalaiset vuoret, ja ymmärtää elämää meren syvyyksissä.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Necesitamos ver fosas profundas, las montañas submarinas, y entender la vida en el mar profundo.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Potrebujeme vidieť hlboké priekopy, podmorské hory, a porozumieť životu v morských hĺbkach.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Precisamos de ver as valas profundas, as montanhas submarinas, e compreender a vida no mar profundo.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Trebuie să vedem gropile adânci, munţii marini, şi să înţelegem viaţa din adâncuri.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Trzeba zbadać głębokie rowy i podmorskie góry i zrozumieć życie w głębinach morskich.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Vi behöver se djuphavsgravar, bergen under vattnet och förstå oss på livet i djupen.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Videti moramo globoke jarke, podvodna gorovja, in razumeti življenje v globokem morju.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.We moeten diepzeetroggen bekijken, de onderzeese bergen, en het leven in de diepzee leren begrijpen.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Πρέπει να δούμε τις βαθιές τάφρους, τα υποθαλάσσια βουνά, και να καταλάβουμε τη ζωή στη βαθιά θάλασσα.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Трябва да видим падините, подводните планини и да разберем живота в дълбокото море.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.אנחנו צריכים לראות תעלות עמוקות, את ההרים התת-ימיים, ולהבין את החיים במעמקי הים.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.نحتاج أن نرى الخنادق العميقة، الجبال المغمورة، ونفهم الحياة في أعماق البحار.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.海の生命を理解するためにもっと探査する必要があります さて次は北極に行きましょう
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Aber als wir anfingen, in diesen Unterwasserkampfjets rumzufliegen, wurden sie ein bisschen nervös.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Ale gdy zaczęliśmy latać w podwodnych myśliwcach, zrobili się nerwowi.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Dar când am început să zburăm în avioane subacvatice, au început să se agite puţin.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.우리가 물 속에서 제트 전투기를 몰고 비행하고 다니자 좀 불안했나 봅니다.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Maar nu we rondvliegen in onderwaterstraaljagers werden ze wat nerveus.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Mais quand nous avons commencé à voler dans des avions de chasse sous-marins ça les a rendu un peu nerveux.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Ma quando abbiamo cominciato a volare con i jet sottomarini si sono innervositi.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Namun saat kami mulai terbang dengan pesawat jet bawah air mereka sedikit gugup.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Pero cuando empezamos a volar con los jet fighters, se pusieron un poco nerviosas
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.Но когато започнахме да летим наоколо в подводни самолети-изтребители, станаха малко нервни.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.אבל כאשר התחלנו לטוס מסביב במטוסי קרב תת-מימיים הם נהיו קצת מתוחים.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.لكن عندما بدأنا بالطيران بمقاتلات تحت الماء أصبحوا غاضبين.
Fakat sualtı jetleri ile uçmaya başladığımızda biraz tedirgin olmaya başladılar.彼らも少し敏感になったようで 近づいてきて「ライセンスは持ってるのか?」と
Fakat sualtı uçuşu için ben ve Karen patenti almak üzereyiz.Aber das Patent für Unterwasserflüge, das haben Karen und ich uns angeschaut.
Fakat sualtı uçuşu için ben ve Karen patenti almak üzereyiz.Ale Karen i ja zastanawialiśmy się nad opatentowaniem podwodnych lotów.
Fakat sualtı uçuşu için ben ve Karen patenti almak üzereyiz.Dan paten bagi penerbangan bawah air, saya dan Karen sedang mempelajarinya.
Fakat sualtı uçuşu için ben ve Karen patenti almak üzereyiz.Dar patentul pentru zborul subacvatic, Karen și cu mine, ne uitam la el.
Fakat sualtı uçuşu için ben ve Karen patenti almak üzereyiz.수중 비행에 대한 특허 말인데 카렌과 제가 알아보고 있었습니다.
Fakat sualtı uçuşu için ben ve Karen patenti almak üzereyiz.Maar het patent voor onderwater vliegen, Karen en ik hebben ernaar gekeken.
Fakat sualtı uçuşu için ben ve Karen patenti almak üzereyiz.Ma il brevetto di volo sottomarino, io e Karen ci stavamo pensando.
Fakat sualtı uçuşu için ben ve Karen patenti almak üzereyiz.Mais le brevet de vol sous-marin, Karen et moi, nous étions en train d'étudier la question.
Fakat sualtı uçuşu için ben ve Karen patenti almak üzereyiz.Nhưng bản quyền cho bay dưới nước --
Fakat sualtı uçuşu için ben ve Karen patenti almak üzereyiz.Pero Karen y yo buscábamos la patente del vuelo submarino
Fakat sualtı uçuşu için ben ve Karen patenti almak üzereyiz.Но патент на подводные полёты...
Fakat sualtı uçuşu için ben ve Karen patenti almak üzereyiz.Но патентът за подводен полет - двамата с Карън ни очаква това.
Fakat sualtı uçuşu için ben ve Karen patenti almak üzereyiz.אבל את הפטנט לטיסה תת-מימית, קארן ואני, בדקנו את זה.
Fakat sualtı uçuşu için ben ve Karen patenti almak üzereyiz.لكن براءة اختراع الطيران تحت الماء، كارين و أنا، كنا نتطلع لها.
Fakat sualtı uçuşu için ben ve Karen patenti almak üzereyiz.海底飛行の特許を目指していました 提携先から特許化を求められていましたので
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Ako mladý kúzelník som bol posadnutý Houdinim a jeho výzvami pod vodou.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Als jonge magiër was ik geobsedeerd door Houdini en zijn uitdagingen onder water.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Als junger Zauberkünstler war ich besessen von Houdini und seinen Unterwasserkünsten.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Cuando era un joven mago estaba obsesionado con Houdini y sus desafíos bajo el agua.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Da giovane mago ero ossessionato dalla figura di Houdini e dalle sue sfide sott'acqua.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Enquanto mágico jovem, eu estava obcecado com Houdini e com os seus desafios debaixo de água.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Fiatal bűvészként megszállottja voltam Houdininek és az ő vízalatti számainak.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Jako mladý kouzelník jsem byl posedlý Houdinim a jeho kousky pod vodou.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Jako młody magik miałem obsesję na punkcie Houdiniego i jego podwodnych wyzwań.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Nuorena taikurina olin pakkomielteinen Houdinista ja hänen vedenalaisista haasteistaan.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Quand j'étais jeune magicien, j'étais obsédé par Houdini, et ses exploits sous l'eau.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Som en ung tryllekunstner var jeg besat af Houdini og hans undervands udfordringer.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Som ung magiker var jag som besatt av Houdini och hans undervattensutmaningar.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Tanar magician fiind, eram obsedat cu Houdini si incercarile sale subacvatice.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Σαν νεαρός μάγος είχα εμμονή με τον Χουντίνι και τις υποβρύχιες δοκιμασίες του.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Как и все молодые маги-чародеи, я был увлечен Гудини, и его подводные чудеса не давали мне покоя.
Genç bir sihirbaz olarak Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Като млад магьосник бях обсебен от Худини и подводните му предизвикателства.
Haftalarca sualtında yaşayan 'aquanot'lardan oluşan bir takımı yönetiyordum.1970년 우주비행사가 달에 발자욱을 남겼던 그 당시