Ana içeriğe geç
Sözlük

sualtı ile cümle

sualtı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Buluntular, Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir.Posode so zdaj v Muzeju podvodne arheologije v Bodrumu.
Geminin burun yazıları Eckernförde Sualtı Silahları Okulu'nda saklanmaktadır.Korne in ladijske klopi so rezbarili v šoli za lesno stroko v Kočevju.
Sualtında çalışmaktadır.To dela v času plimovanja.
Vasnetsov, Repin'in meşhur tablosu Sadko Sualtı Krallığında için Sadko olarak modellik yaptı.Samuti oli ta modelliks Repini tunnustatud teose "Sadko veealuses kuningriigis" tarvis.
Sualtı petrol ve gaz boru hatları potansiyeli artan çevresel tehditleri ileri sürülmüştür.Läbipaistvad gaasi/auru läbilaskvuse barjäärid.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Bei "Abyss" konnte ich meine Vorliebe für die Unterwasserwelt und das Tauchen mit dem Filmemachen verbinden.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.E con "The Abyss" ho unito il mio amore per le profondità e le immersioni con la realizzazione di un film.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Elokuvassa "Abyss - syvyys" yhdistin rakkauteni vedenalaiseen maailmaan elokuvan teon kanssa.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.En met "The Abyss", bracht ik m'n liefde voor onderwater en duiken, samen met films maken.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Halál és A mélység titka. A Mélység titkában összehoztam a két szerelmemet a merülést és a filmrendezést.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum."어비스"에는 깊은 바다와 잠수에 대한 제 애정을 함께 담았습니다.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Och med "Avgrunden" så kombinerade jag min kärlek för undervatten och dykning med filmskapande.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Og med "Dybet" satte jeg min kærlighed for det at være under vandet og dykning sammen med det at skabe film.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Și cu "Abisul", am împreunat dragostea mea pentru peisajele subacvatice și scufundarea cu creația de filme.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Và với "The Abyss", tôi hòa chung tình yêu của mình dành cho thế giới nước và việc lặn với cùng việc làm phim.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.V "Propasti" jsem spojil dohromady svou lásku k světu pod hladinou a potápění s filmem.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.W "Otchłani" udało mi się połączyć moje zamiłowanie do świata podwodnego i nurkowania oraz kręcenia filmów.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Y con "The Abbys", junté mi amor por estar bajo el agua y el buceo, con hacer películas.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Και με την "Άβυσσο", συνδύασα την αγάπη μου για τη θάλασσα και τις καταδύσεις με τη σκηνοθεσία.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.В "Бездне" соединились моя любовь к подводным погружениям и кинематограф.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.И с "Бездната," аз комбинирах моята любов към подводния свят с правенето на филми.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.Я поєднав у "Безодні" мою любов до підводного світу з кінематографом.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.ועם הסרט "מצולות", שילבתי את אהבתי למעמקי הים וצלילה, עם עשיית סרטים.
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.وفي فلم " ذا أبيس " كنت اضع مع حبي للاعماق والغوص حبيَ لصناعة الافلام
Abyss'te, sualtı ve dalma sevdamı, filmcilikle buluşturmuş oluyordum.愛情を 映画制作に注ぎました 二つの情熱を組み合わせたんですね
Ama böyle olmadı, ben de bunu, çok farklı bir sualtı haberi yapmaya karar verdim.Aber das war es nicht, also wollte ich darüber berichten, in einer etwas anderen Unterwasserreportage.
Ama böyle olmadı, ben de bunu, çok farklı bir sualtı haberi yapmaya karar verdim.Ale tak nie było, więc zrobiłem reportaż, inny, niż wszystkie podwodne opowieści.
Ama böyle olmadı, ben de bunu, çok farklı bir sualtı haberi yapmaya karar verdim.A na koncu res ni bila, zato sem hotel narediti reportažo, ki bo razkrila povsem drugačno podvodno zgodbo.
Ama böyle olmadı, ben de bunu, çok farklı bir sualtı haberi yapmaya karar verdim.Dar nu a fost, așa că am vrut să fac un articol care să fie un reportaj subacvatic foarte diferit.
Ama böyle olmadı, ben de bunu, çok farklı bir sualtı haberi yapmaya karar verdim.De nem így lett, úgyhogy fel akartam dolgozni, mert ez egy egészen másfajta vízalatti történet.
Ama böyle olmadı, ben de bunu, çok farklı bir sualtı haberi yapmaya karar verdim.하지만 실상은 그러지 않았죠. 그래서 제가 그 이야기를 전하고 싶었습니다. 전혀 다른 종류의 바닷속 이야기를 말이죠.
Ama böyle olmadı, ben de bunu, çok farklı bir sualtı haberi yapmaya karar verdim.Maar dat was niet het geval, dus ik wilde een verhaal maken dat een heel ander soort onderwaterverhaal was.
Ama böyle olmadı, ben de bunu, çok farklı bir sualtı haberi yapmaya karar verdim.Pero realmente no lo fue, así que quise hacer una nota que fuera un tipo muy diferente de historia submarina.
Ama böyle olmadı, ben de bunu, çok farklı bir sualtı haberi yapmaya karar verdim.Αλλά δεν έγινε, κι έτσι θέλησα να ασχοληθώ με ένα άρθρο που ήταν μια πολύ διαφορετική υποβρύχια ιστορία.
Ama böyle olmadı, ben de bunu, çok farklı bir sualtı haberi yapmaya karar verdim.Отже я захотів зробити зовсім інший репортаж про підводний світ.
Ama böyle olmadı, ben de bunu, çok farklı bir sualtı haberi yapmaya karar verdim.אבל היא לא הייתה באמת, אז רציתי לעשות כתבה אשר תהיה מסוג מאוד שונה לכתבה תת ימית.
Ama böyle olmadı, ben de bunu, çok farklı bir sualtı haberi yapmaya karar verdim.ولكنه في الحقيقة ليس كذالك، لذا أردت أن أعد قصة كان ذلك نوع مختلف جدا ((قصة من تحت الماء.
Ama böyle olmadı, ben de bunu, çok farklı bir sualtı haberi yapmaya karar verdim.違った角度で記事を書いてやろうと思いました。 世界中の海で、生物達に何が起きているのかを
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.과학자인 저에게 이 모든 것은 제가 처음 스쿠버를 했던 1953년에 시작되었습니다.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.Als Wissenschaftlerin hat für mich alles 1953 angefangen, als ich das erste Mal getaucht bin.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.Đối với tôi, một nhà khoa học, mọi thứ bắt đầu từ năm 1953 khi tôi lặn lần đầu tiên.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.För mig som vetenskapsman började allt 1953 när jag för första gången provade på att dyka med tuber.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.Para mí, como científico, todo comenzó en el año 1953 cuando probé por primera vez el buceo.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.Para mim, como cientista, tudo começou em 1953, quando experimentei mergulhar pela primeira vez.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.Pentru mine, ca un om de ştiinţă, totul a început în 1953 când am încercat o scufundare pentru prima oară.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.Per me, da scienziata, tutto iniziò nel 1953 con la mia prima immersione subacquea.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.Pre mňa ako vedca sa to všetko začalo v r. 1953, keď som po prvýkrát vyskúšala potápanie.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.Számomra, mint tudósnak, az egész 1953-ban kezdődött, mikor először próbáltam ki a könnyűbúvárkodást.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.Tieteilijänä tämä kaikki alkoi kohdallani 1953 ensimmäisestä laitesukelluksestani.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.Voor mij, als wetenschapper, begon het allemaal in 1953, bij mijn eerste duikpogingen.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.Zame, kot znanstvenico, se je vse začelo leta 1953, ko sem se prvič potapljala.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.Για εμένα, σαν επιστήμονα, όλα ξεκίνησαν το 1953 όταν έκανα πρώτη φορά αυτόνομη κατάδυση.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.Для меня как ученой все началось в 1953 году, когда я впервые нырнула с аквалангом.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.За мен като учен всичко започна през 1953, когато за първи път изпробвах леководолазно гмуркане.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.בשבילי, כמדענית, הכל התחיל ב-1953 כשניסיתי לראשונה צלילה.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.بالنسبة لي، كباحثة، كل شئ بدأ عام 1953 عندما بدأت الغوص لأول مرة.
Bir bilim insanı olarak, benim için herşey 1953'te sualtına dalışı ilk kez denediğimde başladı.科学者として1953年に スキューバダイビングを始めた時でした この時初めて泳いでいる魚の姿を見ました
Bu gazlıdır, kolayca soyulabilir, tahriş etmez, sualtında çalışabilir.Det er åndbart, kan nemt tages af, der er ingen irritation og det virker under vand.
Bu gazlıdır, kolayca soyulabilir, tahriş etmez, sualtında çalışabilir.Es aireado, se despega fácilmente, no provoca irritación, funciona bajo el agua.
Bu gazlıdır, kolayca soyulabilir, tahriş etmez, sualtında çalışabilir.Este aerat, poate fi dat jos uşor, nu cauzeză nici o iritatie, funcţionează sub apă.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod