Ana içeriğe geç
Sözlük

statü ile cümle

statü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Statüsünün tadını çıkardım.Îmi plăcea statutul oferit.
Statüsünün tadını çıkardım.J'ai aimé le statut qu'il procure.
Statüsünün tadını çıkardım.외교관으로서의 신분도 즐겼습니다.
Statüsünün tadını çıkardım.Korzystałem z jej statusu.
Statüsünün tadını çıkardım.Tôi tận hưởng địa vị nó mang lại.
Statüsünün tadını çıkardım.Užíval jsem si to postavení.
Statüsünün tadını çıkardım.Απολάμβανα το κύρος της.
Statüsünün tadını çıkardım.Мені подобався її статус.
Statüsünün tadını çıkardım.Харесваше ми това положение.
Statüsünün tadını çıkardım.Я наслаждался этим статусом.
Statüsünün tadını çıkardım.נהנתי מהסטטוס שהעבודה העניקה.
Statüsünün tadını çıkardım.كنت أستمتع بمقامها.
Statüsünün tadını çıkardım.見栄えの良いスーツと革底の靴を身にまとい
tarzının parçası olabilmekte ve uyuşturucu için para harcama zenginlik ve statü göstergesi olmaktadır.abweichenden Lebensstils sein, wobei die Ausgaben für Drogen Ausdruck von Wohlstand und ein Statussymbol sind.
tarzının parçası olabilmekte ve uyuşturucu için para harcama zenginlik ve statü göstergesi olmaktadır.elämäntapaan, jolloin niiden hankkiminen on merkki vauraudesta ja asemasta.
tarzının parçası olabilmekte ve uyuşturucu için para harcama zenginlik ve statü göstergesi olmaktadır.en drogue étant considérées comme une démonstration de richesse et de statut.
tarzının parçası olabilmekte ve uyuşturucu için para harcama zenginlik ve statü göstergesi olmaktadır.odbiegającego od normy stylu życia, w którym wydatki na narkotyki są oznaką dobrobytu i prestiżu.
tarzının parçası olabilmekte ve uyuşturucu için para harcama zenginlik ve statü göstergesi olmaktadır.uitgegeven is vaak een teken van rijkdom en status.
Temiz içme suyuna erişmek insan hakları statüsündedir.L'accesso ad acqua dolce pulita è stato sancito come diritto umano.
Ve bu benim için çok güçlü. Statü gerçekten iyi bir motivasyondur.이 것은 저에게는 정말 강력한 요소입니다. 지위는 정말로 좋은 동기 부여제 입니다.
Ve bu benim için çok güçlü. Statü gerçekten iyi bir motivasyondur.וזה משהו מאוד חזק עבורי. מעמד הוא מניע מאוד מוצלח.
Ve bu benim için çok güçlü. Statü gerçekten iyi bir motivasyondur.و هذا قوي جداً بالنسبة لي. المرتبة هي محفز جيد
Ve bu benim için çok güçlü. Statü gerçekten iyi bir motivasyondur.もっと従来的な状況でも使われていますが
Ve tabi ki, bundan kaynaklanan statü yarışıyla ilgili duygular, toplumumuzdaki tüketiciliği ateşliyor.E, claro, esse sentimento de competição pelo estatuto que se gera, guia o consumismo na nossa sociedade.
Ve tabi ki, bundan kaynaklanan statü yarışıyla ilgili duygular, toplumumuzdaki tüketiciliği ateşliyor.그리고 물론, 그것에서 나온 지위 경쟁의 감정들이 우리사회의 소비주의를 이끕니다
Ve tabi ki, bundan kaynaklanan statü yarışıyla ilgili duygular, toplumumuzdaki tüketiciliği ateşliyor.Och så klart, känslan av tävlan efter status som kommer ur det, som driver konsumtionen i vårt samhälle.
Ve tabi ki, bundan kaynaklanan statü yarışıyla ilgili duygular, toplumumuzdaki tüketiciliği ateşliyor.Було проаналізовано 208 досліджень, де у психологічну лабораторію запрошували волонтерів.
Ve tabi ki, bundan kaynaklanan statü yarışıyla ilgili duygular, toplumumuzdaki tüketiciliği ateşliyor.וכמובן, הרגשות הללו של תחרות על סטטוס, שהן הפועל היוצא, מניעים את הצרכנות בחברה שלנו.
Ve tabi ki, bundan kaynaklanan statü yarışıyla ilgili duygular, toplumumuzdaki tüketiciliği ateşliyor.وحتماً تلك المشاعر ناتجة عن صراع الطبقات الإجتماعية لعدم المساواة التى تقود الثقافة الإستهلاكية فى مجتمعنا .
Ve tabi ki, bundan kaynaklanan statü yarışıyla ilgili duygular, toplumumuzdaki tüketiciliği ateşliyor.地位争いから生まれる感情が 世の中の消費者主義を駆り立てるのです さらに地位的な不安にもつながります
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?Acho que a parte do desejo vem do estatuto social, não é?
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?A ta touha přichází, řekl bych, ze sociálního statutu, nemám pravdu?
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?A túžba, domnievam sa, vychádza z ich spoločenského postavenia, mám pravdu?
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?Begäret här handlar väl om social status, eller hur?
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?Dan keinginan datang, menurut saya, dari status sosial, kan?
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?E la parte di desiderio viene, credo, dallo status sociale, giusto?
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?És a vágy -- gondolom -- a szociális státusból fakad, nemde?
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?Et la partie désir vient, je crois, du statut social, pas vrai ?
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?Het gepassioneerd zijn heeft te maken met de sociale status die dat verschaft, toch?
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?욕망이라는 부분은 사회적 지위에서 나오는 것 같죠?
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?Partea cu dorinţa vine, zic eu, din statutul social, zic bine?
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?Przypuszczam, że motywacja bierze się tutaj ze statusu społecznego, prawda?
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?Und die Begeisterung dafür kommt, glaube ich, vom sozialen Status, richtig?
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?Và sự ham muốn đến từ địa vị trong xã hội phải không?
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?Y supongo que la parte del deseo viene, del estatus social, ¿verdad?
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?Και το κομμάτι της επιθυμίας έρχεται, υποθέτω, από το κοινωνικό στάτους, σωστά;
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?И частта за страстта идва, предполагам, от социалния статус, нали?
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?И я полагаю, что вдохновение исходит из социального статуса,так?
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?החלק של התשוקה מגיע, אני משער, מההשפעה על המעמד החברתי.
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?ومن هنا جاء عامل الرغبة .. اعتقد من الرغبة في الحصول على مكانة اجتماعية ما .. أليس كذلك
Ve tahminimce arzu bölümü sosyal statüden gelir, değil mi?野心を生むのだと思います 最高のダンサーは堂々と振る舞い 一番モテます
Ya da istediği iyi görünmek, güç ve statü kazanmak mıdır?해결하고자 하는 문제가 있다거나 사회적 권력이나 지위를 얻고자 하냐는 겁니다
Ya da istediği iyi görünmek, güç ve statü kazanmak mıdır?¿o resolver un problema?, ¿o quieren verse bien, o tener poder o estatus?
Ya da istediği iyi görünmek, güç ve statü kazanmak mıdır?Або вирішити проблему, або намагається добре виглядати, або отримати владу або статус?
Ya da istediği iyi görünmek, güç ve statü kazanmak mıdır?أو يحل مشكلة، أو هل يحاولون الظهور بمظهر جيد، أو كسب مكانة معينة؟
Ya da istediği iyi görünmek, güç ve statü kazanmak mıdır?または感情的な課題なのか
Yani bir "Örnek Öğrenci" statüden başka nedir?Cosa vuol dire "primo della classe" se non status?
Yani bir "Örnek Öğrenci" statüden başka nedir?Czym jest Najlepszy Absolwent Roku, jak nie statusem?
Yani bir "Örnek Öğrenci" statüden başka nedir?Ich meine, was bedeutet es, Jahrgangsbester Absolvent zu sein, außer Status?
Yani bir "Örnek Öğrenci" statüden başka nedir?Ik bedoel: wat is "cum laude" meer dan een status?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod