Bu, günümüzde standart bir uygulamadır.Sie ist heutzutage ein Standard-Eingriff.
Gerçek sayılar standart veya standart dışı olabilirler.Quantitative Merkmale können diskrete oder stetige Merkmale sein.
İyi gelişmiş bir karma ekonomisi ve yüksek standartlı bir yaşam vardır.Eine hochwertige Keramikplatte hat eine sehr hohe Lebensdauer.
Polonya'nın son kralı II. Stanisław August Poniatowski'nin babasıdır.Der letzte gewählte polnische König war Stanislaus II. August Poniatowski.
Wi-Fi ve Bluetooth standartları mevcuttur.Dies ist durch WIFI und Bluetooth möglich.
Crosby 2009, 2016 ve 2017'de Stanley Cup şampiyonluğuna ulaşmıştır.Mit den Penguins gewann er 2016 und 2017 den Stanley Cup.
Dünya yüzeyi yerçekimini hızlandıran bir standart olarak bilinir (9.80665 m/s2).Diese wird als Vielfaches der normalen Erdbeschleunigung (Normfallbeschleunigung) g = 9,80665 m/s2 angegeben.
Diğer takvim uygulamalarıyla birlikte çalışmak için iCal standardını kullanıyor.Er benutzt den iCal-Standard und kann darum auch mit anderen Kalenderanwendungen zusammenarbeiten.
İlk atom saati 1949'da ABD Ulusal Standartlar Bürosu'nda (U.S National Bureau of Standards, NBS) yapıldı.Seit 1943 arbeitete sie am National Bureau of Standards (NBS).
Pasaport standardizasyonu 1980 yılında Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü himayesinde gerçekleştirildi.Die International Civil Aviation Organization standardisierte das Verfahren 1984.
2005 senesinde havalimanı onarılıp Uluslararası bir havalimanı standartına geçti.Im Jahr 2005 wurde der elektronische Reisepass zum europäischen Standard.
Şirket, Frankfurt Stock Exchange Entry Standard’da yer aldı.Das Unternehmen ist an der Frankfurter Börse gelistet (General Standard).
Oluşturulan standartlar Avrupa standart organizasyonları tarafından yayınlanmaktadır (ETSI, CENELEC ve EBU).Die europäische Normung wird im Rahmen der drei Organisationen CEN, CENELEC und ETSI durchgeführt.
Salam Standard, Malezya merkezli bir şirket olan Tripfez Travel tarafından işletilmektedir.Salam Standard est dirigé par Tripfez Travel, une compagnie basé en Malaisie.
28 Ocak 2015'te ACME protokolü resmi olarak standartlaştırılması için IETF'ye gönderilmiştir.Le 28 janvier 2015, le protocole ACME fut officiellement soumis à l'IETF en vue de sa standardisation.
FIPS PUB 198 ise HMAC'leri standartlaştırmıştır.FIPS PUB 198 généralise et standardise l'utilisation des HMAC.
1BASE5: Düşük maliyetli LAN çözümünü standartlaştırmaya yönelik bir girişim.1BASE5 -- Une tentative de standardisation de solution pour réseaux locaux à bas prix.
IBM teknolojisi kısa bir sürede fiili endüstri standardı olmuştur.Cette technologie IBM n'a pas tardé à devenir le standard industriel de fait.
Salam Standard, Müslüman gezginler için otellerin kalite standartlarını ve şeffaflığını arttırmayı amaçlıyor.Salam Standard a pour but d’augmenter les normes de qualité des hôtels pour les voyageurs musulmans.
Stanley Musa N. Matsebula (1958), ekonomist ve yazar.Stanley Musa N. Matsebula (1958), économiste et écrivain.
CoreMedia DRM yazılımında endüstri standartları OMA DRM 1.0, 2.0 ve Windows DRM baz olarak alınmıştır.CoreMedia DRM est basé sur les standards industriels OMA DRM 1.0, 2.0 et Windows DRM.
1950'lerde, gıda arzı yetersizdi ve yaşam standardı genel olarak düşüktü.Dans les années 1950, l'approvisionnement alimentaire était insuffisant et le niveau de vie très faible.
Parçacık fiziğinin, şu ana kadarki en başarılı kuramı olmasına rağmen, Standart Model kusursuz değildir.Bien qu'il constitue la théorie physique la plus réussie à ce jour, le modèle standard n'est pas parfait.
Lider olarak yer aldığı ilk albümü ise Grant's First Stand idi.Le premier album publié de Grant Green en tant que chef de file fut First Grant stand.
TDL'ler standart mesaj ve iletim biçimleri ile özellikli edilmektedir.Les LDT sont caractérisées par leurs messages standardisés et par les formats de transmission.
Salam Standart 2015 Ekim ayında Faeez Fadhlillah ve Jürgen Gallistl tarafından kurulmuştur.Salam Standard a été créé en octobre 2015 par Faeez Fadhlillah et Juergen Gallist.
Standart IQ testinden farklı olarak, sabit bir model değildir.Contrairement au test de QI standard, ce n'est pas un modèle fixe.
St. Catharines Standard (İngilizce).St. Catharines Standard.
Spin dalgaları ve spin dinamikleri inceleyen için standart bir araçtır.C'est un outil standard pour sonder les ondes de spin et la dynamique de spin.
Buna ek olarak, Standart Modelde kütle hala bir gizem olarak duruyor.En outre, la masse reste un mystère dans le Modèle Standard.
Andorra standartlarına göre 2006 Dünya Kupası elemeleri başarılıydı.Par rapport aux normes de l'équipe d'Andorre, les éliminatoires pour la Coupe du monde 2006 sont un succès.
Aynı şekilde, kamera yerleşimi de genellikle standart seyirci beklentilerine meydan okur.Le placement de la caméra contrarie souvent les attentes des spectateurs ordinaires.
1947 - Uluslararası Standardizasyon Organizasyonu (ISO) kuruldu.1947 : fondation de l'Organisation internationale de normalisation (ISO).
Seçilen öğrenciler Stanford psikoloji binasının bodrum katındaki sahte hapishaneye yerleştirildiler.La prison se situait dans le sous-sol du bâtiment de psychologie de l'université Stanford.
Kozmik standartlara göre, güneş sistemi boyunca yerçekimi zayıftır.À l'échelle cosmique, la gravitation au sein du système solaire est faible.
Not: Bir köprünün toplam uzunluğunu ölçmenin standart bir yolu yoktur.Longueur : Il n’y a pas de mesure standardisée au niveau international pour mesurer les ponts.
Skolem 1934’te aritmetiğin standart dışı ilk modellerini geliştirdi.Skolem développa les premiers modèles non standard de l'arithmétique en 1934.
Uzun mesafeli Ethernet'i destekleyen eski bir standarttır.10BROAD36 -- Un vieux standard supportant l'Ethernet sur de longues distances.
Kapı 10-11 - Maccabi destekçilerinin Ev standıdır.Portes 10-11 : Tribunes des locaux du Maccabi.
Daha sonra her ikisi de TF33 motorları takılarak E-3A standartına dönüştürülmüştür.Les deux sont convertis au standard E-3A avec des moteurs TF33.
Bu standardın genel ismi "EIAJ optical" olarak geçmektedir.Le nom générique pour la norme est « EIAJ optical ».
"Kutunun dışında" düşünün ya da sağduyu ve standart kuralların ötesine geçin.Penser « hors des sentiers battus », ou en faisant fi du bon sens et des règles courantes.
Sonra onu Standart Liège transfer etti.Puis elle est transférée au Standard de Liège.
Euro III standartında çevreci motora sahiptir.Il est conforme à la norme Euro 3.
Standart ışıklandırma kullanılmıştı.L'éclairage électrique était standard.
USAF için 25 adet üretildikten sonra E-3B standartına dönüştürülmüştür.Vingt-quatre exemplaires sont construits pour l'USAF, par la suite convertis au standard E-3B.
Stanley Ridgeville, Indiana'da doğdu.Stanley est né à Ridgeville dans l'Indiana.
Slovenya Ordusunun standart tüfeğidir.Il s'agit du fusil d'assaut réglementaire de l'armée slovène.
Ayrıca Stan çok dürüsttür.Jal est aussi très franche.
Başlangıçtaki hedef ticari marka bilgisi alışverişine yönelik XML Standardının belirlenmesiydi.L’objectif initial a consisté à définir le standard XML pour l’échange des données associées aux marques.
Stanley Baldwin, İngiliz başbakanı.Stanley Baldwin, Premier ministre du Royaume-Uni.
En iyi arkadaşı Kyle'dan daha çok Stan kendine güvenir.Il est un peu plus sûr de lui que son meilleur ami Kyle.
Her ikisi de Alman standartları kuruluşu olan Alman Standartlar Enstitüsü'nün standartlarıdır.Les deux sont des standards de la Deutsches Institut für Normung, le corps allemand des standards.
Londra'da yatırım bankası Morgan Stanley'de kariyerine başladı.Il commence sa carrière dans la banque Morgan Stanley.
Platin, standard hidrojen elektrodunun tanımında da kullanılmaktadır.Le platine est également toujours utilisé dans la définition de l'électrode standard à hydrogène.
Bu sadece solak nötrinoları kapsayan Standart Model’in bir sonucudur.Ceci résulte du modèle standard ne contenant que des neutrinos d'hélicité gauche.
Stan Lee ve John Romita, Sr. tarafından yaratılmıştır.Il a été créé par Stan Lee et John Romita Sr..
Standart Modelin tamamen çözülmemiş bazı problemleri vardır.Le modèle standard comprend également un certain nombre de problèmes qui n'ont pas été entièrement résolus.
Yine de Standart Modeldeki bu asitmetriyi açıklayacak bir işleyiş bulunamamıştır.Pourtant aucun mécanisme n'apparaît suffisant dans le modèle standard pour expliquer cette asymétrie.
Stanford Üniversitesi 32 kilometrekarelik bir alana kurulmuştur.L'université Stanford s'étend sur 32 km2.