stabilize ile cümle

stabilize kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
O bilinçsiz ve biz onu stabilize ediyoruz.She's unconscious, and we're stabilizing her.
Örnek olarak, bir agonist* farmakolojik bir reseptörün aktif formunu stabilize eder.For instance, an agonist will stabilize the active form of a pharmacological receptor.
Diğer kalınlaşma ve stabilize edici ajanlar vardır.There are other thickening and stabilizing agents.
Spin sabitleyici : NASA bir spin-stabilize ince film kavramını araştırdı.Spin Stabilization: NASA explored a spin-stabilized thin film concept.
RAP1 (Baskılayıcı / Aktive Edici Protein 1) : TRF2 ile ilişkili stabilize edici proteindir.RAP1 (Repressor / Activator Protein 1): RAP1 is a stabilizing protein associated with TRF2.
Kodlayıcı bölge genelde dahilî baz çiftleriyle stabilize durumdadır, bu onun yıkımını engeller.The coding regions tend to be stabilised by internal base pairs, this impedes degradation.
Stabilize yol bulunmaktadır.A solution is stable.
İlaç, semptomları stabilize etmek ve diğer madde bağımlılığını önlemek için kullanılabilir.Medication can be used to stabilize symptoms and inhibit further substance abuse.
İlçeyi Tunceli iline bağlayan stabilize yollar ise uzaklığı 80 km'ye düşürmektedir.New build tunnel shortens the distance to 23 kilometers.
Şu an stabilize yoldur.Current stable release.
Ulaşım stabilize yoldan sağlanmaktadır.The Tram is in operational condition.
İçinde 20 km stabilize yol bulunmaktadır.In its place, a 22 kilometer rail system will be built.
Mahalleye ulaşımı sağlayan yol stabilize yol olup mahallede internet bağlantısı vardır.Construction of the highway will provide a motorway connection to neighboring countries and regions.
Toplum stabilize etmekTo stabilize society,
Onun stabilize olması gerekiyor.Ziyaret yasak.He needs to be stabilized. Visitors are prohibited.
Belki kazazedeyi taşımıyoruz, ancak durumlarını stabilize ediyor, ve hayatlarını kurtarıyoruz.We don't transfer people, but we stabilize them, and we save their lives.
Ya da biyosferi stabilize mi edecekler?Or will the biosphere stabilize?
Let the things calm down and stabilize, and then come.Let the things calm down and stabilize, and then come.
Çinkoblend formu, kübik kafes yapılı substratlar üzerinde ZnO büyütülerek stabilize edilebilir.The zincblende form can be stabilized by growing ZnO on substrates with cubic lattice structure.
Bu nedenle şirket üretim modeli F-22'lerde stabilize büyüklüğünü yüzde 20-30 oranında azalttı.Therefore, the company reduced the size of those on F-22s by 20–30 percent.
Uçan kanatlarda verimli bir dikey stabilize veya kanatçık takmak için bir dikey kuyruk bulunmaz.Flying wings lack anywhere to attach an efficient vertical stabilizer or fin.
Kanatçıklarla stabilize edilmiş sabot merminin çalışma diyagramı.A diagram of a fin stabilised discarding sabot showing its operation.
Öncelik kişinin yaşamsal bulgularını stabilize etmektir.Stabilizing the person is the first priority.
Kaburgalara bağlanır ve omuzun büyük kemiği olan skapulayı stabilize etmeye yarar.It attaches to the ribs, and serves to stabilize the scapula, the large bone of the shoulder.
Organomagnezyum bileşiğini stabilize etmek için siklik veya asiklik eterler gereklidir.Cyclic or acyclic ethers are required to stabilize the organomagnesium compound.
Buz marjı daha sonra buz tabakası stabilize oluncaya kadar Younger Dryas'a kadar geri çekildi.The ice margin then retreated until the Younger Dryas when the ice sheet stabilized.
Greyder, genelde stabilize ve şose yolların yapımında ve bakımında kullanılır.Graders are commonly used in the construction and maintenance of dirt roads and gravel roads.
Kloral ve etil glioksalat, elektron çeken grupların stabilize edici etkisini gösterir.Chloral and ethyl glyoxalate illustrate the stabilizing influence of electron-withdrawing groups.
Bu adıma 'stabilize etme' denir.This step is called 'stabilizing'.
Bu nedenle devlet etkin bir şekilde rol alarak iş döngüsünü stabilize etmelidir.Daher kommt für den Staat die Aufgabe zu, den Markt zu stabilisieren.
Ulaşımı stabilizedir.L'effectif demeure stable.
Köy yollarının bir kısmı stabilize, büyük çoğunluğu ise beton yoldur.La mayoría de ellas se orienta a poniente, hacia el Monte de la Andaya.
Stabilize yol bulunmaktadır.Queremos una situación estable.
Şu an stabilize yoldur.Actualmente atraviesa una fase de estabilidad.
Köye stabilize yoldan araçlarla ulaşım mümkündür.El resto de la vía es transitable con vehículos.
Köy yolu stabilizedir.Su población es estable.
Geriye kalan 7 km. ise betonlanmamış, stabilize yoldur.A una altura de sólo cuatro metros se aprecia la estructura claramente no reconstruida.
Köye ayrıca ulaşımı sağlayan yol stabilizedir.Es también deseable que el sistema de transporte esté en consonancia con el desarrollo urbano.
Köye ait yollar toprak yol olup belli bir kısmı ise stabilizedir.Quello che rimane della città sono un gruppo di rovine che formano dei terrapieni.
Genellikle lateral stabilize sorunları sıklıkla görülmektedir.В целом перспективы троллейбуса выглядят стабильными.
Diğer 12 mahallenin yolları stabilizedir.Остальные 12 дворов пустеют.
Köyün içindeki yollar daha çok stabilizedir.Положение на селе было более стабильным.
Çayırözü mahallesinden 21 km'lik stabilize yolun sonundan 1-2 saatlik yürüyüşle ulaşılmaktadır.От места падения до штурмового лагеря оставалось один-два часа ходьбы.
Köye ve mezralara ulaşım, stabilize yollardan sağlanmaktadır.Солнце и Земля использовались для стабилизации курса.
Ulaşım, stabilize yoldan sağlanabilmektedir.يجب أن يكون ناقل الحركة في وضع متعادل.
Genellikle lateral stabilize sorunları sıklıkla görülmektedir.Endósporos laterais são vistos ocasionalmente.
Stabilize yol bulunmaktadır.Er is een stabiel evenwicht.
Köye ait yollar toprak yol olup belli bir kısmı ise stabilizedir.De vloeren volgen de buitenwand, en worden door de (versterkte) buitenwand gedragen.
Köye ulaşımı sağlayan yol stabilize yol olup köye ulaşımı güçleştirmektedir.De aanleg van een trekvaart zou de bereikbaarheid van de stad sterk verbeteren.
Kişinin başı ve boynu stabilize edilir ve 112 Acil servis aranır.Варто подивитись і послухати, виступи на 112.
Karayolu ağı ve otomotiv endüstrisi fazla gelişmemiş ve büyük şehirler dışında stabilize yollar yaygındı.Silniční síť a automobilový průmysl zůstaly nerozvinuté a mimo velká města byly běžné polní cesty.
Stabilize yol bulunmaktadır.Nastává proces stabilizace.
57 kilometrelik yolun büyük bir kısmı stabilizedir.A 30 km hosszú úthálózat ⅔ része szilárd burkolatú.
Köy yolu stabilizedir.Kärppien populaatio on vakaa.
Mahalleye ulaşımı sağlayan yol stabilize olup mahallede ana okulu ve kuran kursu vardır.Σώζεται επίσης η κατοικία του στην Πλάκα, στη γωνία των οδών Σχολείου και Φλέσσα.
Yolları stabilizedir.Klitten stabiliseres.
Bunlarda tek iplikli DNA, telomer bağlanıcı proteinler tarafından stabilize edilmiş bir halka olarak kıvrılır.Her krøller den enkelt-strengede DNA sig sammen til en lang cirkel stabiliseret af telomerbindende proteiner.
Ulaşımı stabilizedir.Medlemsmassen er stabil.
Birisi asfalt diğeri ise stabilize yoldur.Salah satunya adalah posisi yang berdasarkan dan lainnya adalah tingkat berbasis.
Karayolu ağı ve otomotiv endüstrisi fazla gelişmemiş ve büyük şehirler dışında stabilize yollar yaygındı.Jaringan jalan dan industri mobil tidak berkembang, jalan-jalan di luar kota besar pun berkualitas buruk.

İlgili Sayfalar