Tamam, bu benim çocukluk kilisem. Bu spesifik.Dit is de kerk uit mijn jeugd, da's specifiek.
Tüm yükseköğretim kurumları değerlendirmeye hazırlık niteliğinde yıllık ve spesifikDeterminata dall’esaminatore
Uçaktaki koltuğumun spesifik temsiline bağlanıyorum ve bu fiziksel şey Web'in parçası oluyor.비행기에 있는 내 좌석의 특정 사물과 직접 연결시키는 단계죠. 물리적 사물이 웹의 일부가 되는 겁니다.
Uçaktaki koltuğumun spesifik temsiline bağlanıyorum ve bu fiziksel şey Web'in parçası oluyor.שבו אני מקשר ישירות לדברים פרטיקולריים של המושב שלי במטוס-- שהדבר הפיזי הזה הופך להיות חלק מהרשת
Uçaktaki koltuğumun spesifik temsiline bağlanıyorum ve bu fiziksel şey Web'in parçası oluyor.حيث أشبك مباشرة لأشياء محددة لمقعدي على الطائرة-- بحيث تصبح الأشياء الفيزيائية جزء من الويب.
Uçaktaki koltuğumun spesifik temsiline bağlanıyorum ve bu fiziksel şey Web'in parçası oluyor.そういった実在のモノがウェブの一部になるのです 今まさに
Ve buradaki spesifik sıkıntı galactosyl denilen bir epitop.A különleges akadály a speciális epitóp, amit úgy hívnak, hogy galactosyl vagy gal epitóp.
Ve buradaki spesifik sıkıntı galactosyl denilen bir epitop.A szczególną barierą jest pewien epitop, zwany galaktozylem albo epitopem gal.
Ve buradaki spesifik sıkıntı galactosyl denilen bir epitop.A zvláštní potíží je určitý epitop, kterému se říká galactosyl, nebo gal epitope.
Ve buradaki spesifik sıkıntı galactosyl denilen bir epitop.En de specifieke belemmering is een specifiek epitoop dat galactosyl heet, of Gal-epitoop.
Ve buradaki spesifik sıkıntı galactosyl denilen bir epitop.Et la barrière spécifique est un épitope spécifique appelé le galactosyl, ou épitope gal.
Ve buradaki spesifik sıkıntı galactosyl denilen bir epitop.Genauer gesagt, ist das Hindernis ein bestimmtes Epitop namens Galactosyl, oder Gal-Epitop.
Ve buradaki spesifik sıkıntı galactosyl denilen bir epitop.Khususnya epitop spesifik yang disebut galaktosil atau gal epitop
Ve buradaki spesifik sıkıntı galactosyl denilen bir epitop.명확한 장애는 구체적인 항원결정인자 입니다 갈락토시 혹은 갈 항원결정인자라고 불리는 것이죠.
Ve buradaki spesifik sıkıntı galactosyl denilen bir epitop.La barriera specifica è un epitopo specifico chiamato galattoside, o epitopo gal.
Ve buradaki spesifik sıkıntı galactosyl denilen bir epitop.Rào cản cụ thể chính là các kháng nguyên gọi là galactosyl, hay kháng nguyên gal.
Ve buradaki spesifik sıkıntı galactosyl denilen bir epitop.Şi bariera respectivă e un epitop specific denumit galactosyl, sau epitopul gal.
Ve buradaki spesifik sıkıntı galactosyl denilen bir epitop.Y la barrera específica es un particular epítopo llamado el galactosil , o epítopo "gal".
Ve buradaki spesifik sıkıntı galactosyl denilen bir epitop.А специфичната бариера е един специфичен епитоп, наречен галактосил, или гал епитоп.
Ve buradaki spesifik sıkıntı galactosyl denilen bir epitop.І конкретною перешкодою є певний епітоп, що називається галактозил-, або гал-епітоп.
Ve buradaki spesifik sıkıntı galactosyl denilen bir epitop.Конкретное препятствие: конкретный эпитоп, который называется галактозил, или эпитоп гал.
Ve buradaki spesifik sıkıntı galactosyl denilen bir epitop.והמחסום הספציפי הוא נוגדן ספציפי שנקרא גלקטואיזומלט או גל אפיטופ.
Ve buradaki spesifik sıkıntı galactosyl denilen bir epitop.呼ばれる特定のエピトープが この障壁となっているのです もし動物の組織を人間に移植するのであれば
Ve daha spesifik olmak gerekirse, bunlar aslında posta kodlarıdır.A jeśli chcemy więcej konkretów, mamy konkretne kody pocztowe.
Ve daha spesifik olmak gerekirse, bunlar aslında posta kodlarıdır.E se volete essere ancora più specifici, si può arrivare a specifici CAP.
Ve daha spesifik olmak gerekirse, bunlar aslında posta kodlarıdır.Et si vous voulez être plus spécifique, il s'agit en fait de certains codes postaux.
Ve daha spesifik olmak gerekirse, bunlar aslında posta kodlarıdır. (Kahkahalar)Y si quieres ser aún más específico, en realidad son códigos postales específicos (Risas).
Ve daha spesifik olmak gerekirse, bunlar aslında posta kodlarıdır.만약 여러분이 더욱 특정한 것을 얻고 싶으시면, 그것은 실제로 우편번호로도 볼 수 있지요.
Ve daha spesifik olmak gerekirse, bunlar aslında posta kodlarıdır.Om het nog meer specifiek te maken, gaat het eigenlijk om zekere postcodes.
Ve daha spesifik olmak gerekirse, bunlar aslında posta kodlarıdır.Şi dacă vreţi să fiţi şi mai specifici, e vorba de anumite coduri poştale.
Ve daha spesifik olmak gerekirse, bunlar aslında posta kodlarıdır.Κι αν θες να γίνεις πιο συγκεκριμένος, στην πραγματικότητα είναι συγκεκριμένοι ταχυδρομικοί κώδικες.
Ve daha spesifik olmak gerekirse, bunlar aslında posta kodlarıdır.Если быть еще более точным, то это - специфический почтовый код.
Ve daha spesifik olmak gerekirse, bunlar aslında posta kodlarıdır.И ако искате да сте по-специфични, направете го по пощенски код.
Ve daha spesifik olmak gerekirse, bunlar aslında posta kodlarıdır.ואם רוצים להיות יותר ספציפיים, זה בעצם מספרי מיקוד מסויימים.
Ve daha spesifik olmak gerekirse, bunlar aslında posta kodlarıdır.وإذا كنت ترغب في الحصول على تحديد أكثر، انها في الواقع رموز بريديه معينة.
Ve daha spesifik olmak gerekirse, bunlar aslında posta kodlarıdır.特定の郵便番号を見てみることですね (笑)
Ve en büyük sorun bu spesifik kültürel ortamdaki belirtilerin anlayabilmekti anlayabilmekti.A ta velká výzva, před kterou jsem stála, znamenala pochopit smysl symptomů v daném kulturním kontextu.
Ve en büyük sorun bu spesifik kültürel ortamdaki belirtilerin anlayabilmekti anlayabilmekti.Dan tantangan besarnya adalah bagaimana memahami arti dari gejala-gejala khususnya pada konteks budaya ini.
Ve en büyük sorun bu spesifik kültürel ortamdaki belirtilerin anlayabilmekti anlayabilmekti.En de grote uitdaging was om de betekenis van het symptoom te begrijpen in deze specifieke culturele context.
Ve en büyük sorun bu spesifik kültürel ortamdaki belirtilerin anlayabilmekti anlayabilmekti.E o grande desafio era compreender o significado do sintoma neste contexto cultural específico.
Ve en büyük sorun bu spesifik kültürel ortamdaki belirtilerin anlayabilmekti anlayabilmekti.자, 그러면 과연 이 큰 도전이 보신바와 같은 특수한 문화적 맥락 속에서 어떠한 의미로 받아들여지고 있을까요.
Ve en büyük sorun bu spesifik kültürel ortamdaki belirtilerin anlayabilmekti anlayabilmekti.La grande sfida è stata come capire il significato dei sintomi in questo contesto culturale specifico.
Ve en büyük sorun bu spesifik kültürel ortamdaki belirtilerin anlayabilmekti anlayabilmekti.Le grand défi était de comprendre la signification du symptôme dans ce contexte culturel spécifique.
Ve en büyük sorun bu spesifik kültürel ortamdaki belirtilerin anlayabilmekti anlayabilmekti.Şi marea provocare era cum să înţeleg semnificaţia simptomului în acest context cultural specific.
Ve en büyük sorun bu spesifik kültürel ortamdaki belirtilerin anlayabilmekti anlayabilmekti.Wielkim wyzwaniem było zrozumienie znaczenia objawów w tym specyficznym kontekście kulturowym.
Ve en büyük sorun bu spesifik kültürel ortamdaki belirtilerin anlayabilmekti anlayabilmekti.Y el gran reto fue comprender el significado del síntoma en este contexto cultural específico.
Ve en büyük sorun bu spesifik kültürel ortamdaki belirtilerin anlayabilmekti anlayabilmekti.Серьёзная проблема здесь: как понять значение симптома в конкретном культурном контексте.
Ve en büyük sorun bu spesifik kültürel ortamdaki belirtilerin anlayabilmekti anlayabilmekti.והאתגר הגדול היה להבין את משמעות הסימפטומים בהקשר התרבותי המסויים הזה.
Ve en büyük sorun bu spesifik kültürel ortamdaki belirtilerin anlayabilmekti anlayabilmekti.والتحدي الكبير هو كيفية فهم معنى تبعات تلك الجروح النفسية في السياق الثقافي العالم لتلك المنطقة
Ve en büyük sorun bu spesifik kültürel ortamdaki belirtilerin anlayabilmekti anlayabilmekti.アフガン特有の文化的背景において病気の兆候を どのようにして把握するかということです カウンセリングの終了後にある女性がこう言いました
Ve o videoda spesifik olmayan ya da doğuştan gelen bağışıklık üzerinde durduk.En ese video, nos concentramos en la inespecíficos o la innata sistema inmunitario.
Ve o videoda spesifik olmayan ya da doğuştan gelen bağışıklık üzerinde durduk.그 비디오에서는 비특이 면역, 또는 선천 면역에 대해 이야기했습니다
Ve o videoda spesifik olmayan ya da doğuştan gelen bağışıklık üzerinde durduk.Soustředili jsme se na nespecifický neboli vrozený imunitní systém
Ve o videoda spesifik olmayan ya da doğuştan gelen bağışıklık üzerinde durduk.W tym filmiku skoncentrujemy się na odporności nieswoistej, czyli inaczej odporności wrodzonej.
Ve o videoda spesifik olmayan ya da doğuştan gelen bağışıklık üzerinde durduk. Yazmama izin verin.Dalam video itu, kami berfokus pada sistem non spesifik atau sistem kekebalan bawaan
Ve o videoda spesifik olmayan ya da doğuştan gelen bağışıklık üzerinde durduk. Yazmama izin verin.In diesem Video betrachten wir das unspezifische, das angeborene Immunsystem. .
Ve o videoda spesifik olmayan ya da doğuştan gelen bağışıklık üzerinde durduk.В тому відео ми зосередились на неспецифічній або вродженій імунній системі.
Ve o videoda spesifik olmayan ya da doğuştan gelen bağışıklık üzerinde durduk.בסרטון ההוא , התמקדנו במערכת המולדת הבלתי ספציפית של מערכת החיסון.
Ve o videoda spesifik olmayan ya da doğuştan gelen bağışıklık üzerinde durduk.في ذاك الفيديو ركزنا على الجهاز المناعي غير المتخصص أو الفطري
Ve şimdi biliyoruz ki, yüzlerce başka çeşitte hücreler var çok çok spesifik olan.E agora sabemos que existem centenas de outros tipos de células, que podem ser muito, muito específicas.