Ana içeriğe geç
Sözlük

soya ile cümle

soya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Aynı yıl evlenmiş ve kendi soyadını taşıyan bir çocuğu olmuştur.Os dois se casaram no ano seguinte e ela manteve o sobrenome de solteira.
Carl ve kendi adamları ile rakip kumarhane Caligula's Casino'yu soyar.Em Las Venturas, Woozie e Carl fazem um assalto ao casino Caligula's Palace.
Evliliğinden sonra "Çiller" soyadını aldı.Depois do casamento adotou o nome de Cunegunda.
Anne ve babası ayrılınca her ikisnin de soyadını kullanmaya karar verdi.Como os seus pais nunca se casaram, ele passou a usar ambos os nomes.
Sanatçı, kendi yorumuna göre 'Jackson' soyadının getirdiği ağır bir yükü kaldırmak zorunda kaldı.Sua carreira política foi extremamente dependente de Jackson como seu apelido implicava.
Mann cermen bir soyadı, anlamı "adam" ya da "erkek".A autodenominação do grupo é Avá, palavra que significa "homem" ou "ser humano".
(Korecede soyadı başa yazılır.)(A nova tabela com o mesmo nome foi recentemente introduzida).
8 Mayıs 1990), evlilik öncesi soyadı ile Anastasiya Zuyeva; Rus yüzücü.1990 — Anastasia Zuyeva, nadadora russa.
Bellatrix "Bella" Lestrange (kızlık soyadı Black), en önemli ölüm yiyendir.Bellatrix Lestrange Bellatrix é talvez a principal Comensal da Morte.
"Anar soyadını amcam bulmuş.Recebeu seu nome de um tio paterno.
Soya fasulyesi protein bakımından zengindir.A beterraba é rica em açúcares.
CJ'yi çok sever, ta ki gazinosunu soyana kadar.Parece gostar da Gale mesmo depois de ela ter largado o rebanho.
Japonya büyük miktarlarda buğday ve soya fasulyesi ithal etmektedir.O Japão importa grande quantidades de trigo e soja, principalmente dos Estados Unidos.
Rossi bir İtalyan soyadıdır.Agnelli é um sobrenome italiano.
Annesi Elena (kızlık soyadı Propper de Callejón) psikoterapistti ve Yahudi ağırlıklı bir geçmişi vardı.Sua mãe, Elena (cujo sobrenome de batismo era Propper de Callejón), é psicoterapeuta.
Kanuna göre söylerken ve yazarken ön ad önde, soyad sonda kullanılmalıdır.Sob chamada por referência, escrever usando um. afetará o outro.
Sahne adı CL'dir bu isim onun ad ve soyadının kısaltmasıdır.É conhecida como LSD, abreviação de seu nome e sobrenome.
Soyadı "Swayze" Fransızca'dan gelse de, kökeni İrlanda ve Kızılderili'ydi.Embora o sobrenome "Swayze" seja de origem francesa, é oriundo da ascendência irlandesa do artista.
Şimdi bir aktör çünkü benim soyadımı taşıyor.Ele tem alguns apelidos devido a seu comportamento.
Babasını sadece üç kez gören Schneider, annesinin soyadını aldı.Maria viu o pai apenas três vezes em encontros supervisionados pela mãe.
Sözlerin Soyağacı +grafi maddesi.Sutileza ou transcendência das ferramentas criativas.
Soyadı kanunundan sonra Hamamoğlu soyadını almıştır.A partir da união, ele adotou o sobrenome da esposa.
İzlanda'da soyadı yoktur.In IJsland gebruikt men geen achternamen.
Sonradan boşanmışlar ama kendisi eski karısının soyadını kullanmaya devam etmiştir.Ze was gescheiden, maar ze bleef de achternaam van haar ex-man gebruiken.
Soyadı ise gece anlamına gelmektedir.De naam betekent "nacht".
Babasının soyadı Jaff’tır .De achternaam van haar vader is Jaff.
"Anar soyadını amcam bulmuş.Hij is naar zijn oom vernoemd.
Soyadını değiştirmemiştir.De naam wijzigde niet.
Bu isim bir Koreliler'ye aittir; soyadı: Park.Dit is een Koreaanse naam; de familienaam is Park.
Bu tanımı o tarihten sonraki soyadı olarak kullandı.Men gebruikte deze naam in de verdere historie als merknaam.
Bugün Yahudilikte Kohen soyadı pek bir şey ifade etmeyebilir.Tegenwoordig heeft de geuzennaam weinig meer met het joodse geloof te maken.
O dönemde büyük hayranlık beslediği Diane Keaton’un bir resmini gördükten sonra yeni soyadını buldu; Keaton.Rond deze tijd veranderde hij zijn achternaam in Keaton, na een artikel te hebben gelezen over Diane Keaton.
Bu zaferin ardından Claudius, "Gothicus" (Gotların fatihi) soyadını aldı.Deze overwinning bezorgde Claudius II de bijnaam "Gothicus".
Saint-Saëns, Godowsky'e kendi soyadını almasını bile önerdi ve bu önerisi reddedilnce çok kızdı.Saint-Saëns stelde Godowsky zelfs voor hem te adopteren als hij diens naam aannam.
Fernández, İspanyolca kökenli bir soyadı.Fernández is een spaanstalige achternaam.
O günden beri aile bu soyadını kullanmaktadır.Sindsdien draagt de stad diens naam.
İtalya'da en çok kullanılan soyadıdır.De naam is veel gebruikt in Italië.
1934’te Soyadı Kanunu çıktığında Uludağ ismini soyadı olarak aldı.Bij de wet van 1934 ten aanzien van de invoering van achternamen, nam hij de naam van de club als achternaam.
Hatta bazı ailelerin soyadı da bunu göstermektedir.Ook de naam van Onderdendam wordt zo verklaard.
Bu toplama, Alman matematikçi Bernhard Riemann'ın soyadı verilmiştir.Het is een van de vele wiskundige objecten die vernoemd zijn naar de Duitse wiskundige Bernhard Riemann.
SI birimi Sırp bilim adamı Nikola Tesla'nın soyadı Tesladır.De luchthaven is vernoemd naar de van oorsprong Servische wetenschapper Nikola Tesla.
Ara sıra kendisini Count de Farussi (annesinin kızlık soyadını kullanarak) diye tanıtırdı.Sindsdien gebruikte hij de titel van graaf van Molino (conde de Molina).
Beyoncé'nin adı, annesinin kızlık soyadından gelmektedir.De naam Beyoncé is een hommage aan de geboortenaam van haar moeder.
Sözlerin Soyağacı.Teveel aan slib.
Ardından bu takma ad, soyadına eklendi.Vanaf dan voegde ze het accent toe aan haar achternaam.
Albümün ismi, Mazhar Alanson, Fuat Güner ve Özkan Uğur'un soyadlarının baş harflerinden oluşmaktadır.De band is genoemd naar de drie leden: Mazhar Alanson, Fuat Güner en Özkan Uğur.
Daha sonra ise tekrar verilen hakla bir kısım eski soyadları olan Sarıalioğlu'na dönüş yapmıştır.Nettelrodt haalde hem terug en plaatste hem op zijn vroegere post.
Evlenmeden önceki soyadı Johnson'dır.De oorspronkelijke naam is Hans heiratet.
Yetimlerin soyadları Baudelaire, Fransız şair Charles Baudelaire'e bir göndermedir.Jeanne Duval was de minnares van de Franse dichter Charles Baudelaire.
Aynı kökten olan ailenin her hanesinin bireylerine ayrı soyadı verilir.Wel moeten alle kinderen uit het gezin dezelfde achternaam dragen.
Muromaçi döneminde ise budist rahipler soya fasulyesinin öğütülüp hamur kıvamına getirilebildiğini fark etti.In de Muromachiperiode ontdekten boeddhistische monniken dat sojabonen vermalen konden worden tot pasta.
1925 yılından beri hiç kimse (miras yoluyla) yasal hakka sahip olmadıkça soyadı alamıyor.Tot nu toe (2009) heeft nog geen enkele provincie gebruikgemaakt van dit recht.
Joker'in yardımcıları Gordon'u soyar ve bir kafese kapatırlar.Ze betrappen de concurrenten van Johan op het kraken van de kluis en laten hen arresteren.
Soyadının Suzuki olduğu aktarılmaktadır.Bijnaam voor Suzuki.
Ölümcül Oyuncaklar serisinde geçen gölgeavcılarının çoğunun aile soyadları burada da tanıtılır.In de meeste kerken bevatten deze sierlijke meubels nog de namen van de laatste confraters.
Gabler, onun kızlık soyadıdır.Reimers is haar trouwnaam.
Dizide genellikle soyadı olan Fry olarak çağrılır.Hij wordt meestal gewoon "Fry" genoemd.
Soyadı kanunu çıkınca henüz torunları da yoktu.Na zijn dood stierf de titel uit, daar hij geen mannelijke nakomelingen had.
Karakola komiserlere ifade vermeye gelir, komiserleri de soyarak kaçar.Op het politiebureau dreigt heer Bommel met zijn relaties en de commissaris laat hen gaan.
1559' dan sonra soyadındaki "h" ' yi atmış ve eserlerini Bruegel şeklinde imzalamaya başlamıştır.Od 1559 zaczął pomijać literę „h” w swym nazwisku, podpisując obrazy jako Bruegel.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod