Bu nedenle bu konuya sosyal adalet sorunu diyorum.Поэтому я считаю что это дело социальной справедливости.
Bu nedenle bu konuya sosyal adalet sorunu diyorum.ומשום כך אני אומרת שזאת סוגייה של צדק חברתי.
Bu nedenle bu konuya sosyal adalet sorunu diyorum.ولهذا قلت مسبقاً أنها مسأله عدالة اجتماعية
Bu nedenle bu konuya sosyal adalet sorunu diyorum.バークリー地区でこの活動をやっているので こう思う人もいるでしょう
Bu ülkenin her yerinde sosyal adalet görevi yapan sekiz inanılmaz insan hakkında bir kitap yazdım.Am scris o carte despre opt oameni incredibili din țara aceasta făcând justiție socială.
Bu ülkenin her yerinde sosyal adalet görevi yapan sekiz inanılmaz insan hakkında bir kitap yazdım.Escrevi um livro sobre oito pessoas incríveis espalhadas pelo país que fazem um trabalho de justiça social.
Bu ülkenin her yerinde sosyal adalet görevi yapan sekiz inanılmaz insan hakkında bir kitap yazdım.Escríbí un libro acerca de ocho personas increíbles a lo largo de este país que hacen trabajo social.
Bu ülkenin her yerinde sosyal adalet görevi yapan sekiz inanılmaz insan hakkında bir kitap yazdım.저는 전국에서 사회 정의 운동을 하고 있는 여덟 명의 엄청난 사람들에 관한 책을 썼습니다.
Bu ülkenin her yerinde sosyal adalet görevi yapan sekiz inanılmaz insan hakkında bir kitap yazdım.Napisałam o ośmiu wspaniałych ludziach w tym kraju, którzy wykonują sprawiedliwą społeczną pracę.
Bu ülkenin her yerinde sosyal adalet görevi yapan sekiz inanılmaz insan hakkında bir kitap yazdım.Napísala som knihu o ôsmich neuveriteľných ľuďoch ktorí po celej tejto krajine robia sociálnu prácu.
Bu ülkenin her yerinde sosyal adalet görevi yapan sekiz inanılmaz insan hakkında bir kitap yazdım.Tôi viết về 8 người vĩ đại trên khắp đất nước này làm việc vì công bằng xã hội.
Bu ülkenin her yerinde sosyal adalet görevi yapan sekiz inanılmaz insan hakkında bir kitap yazdım.Ἐγραψα ένα βιβλίο για οχτώ απίστευτους ανθρώπους από ολόκληρη την χώρα που υπηρετούν την κοινωνική δικαιοσύνη.
Bu ülkenin her yerinde sosyal adalet görevi yapan sekiz inanılmaz insan hakkında bir kitap yazdım.Написах книга за осем невероятни хора от цялата тази страна, вършещи работа в социалната справедливост.
Bu ülkenin her yerinde sosyal adalet görevi yapan sekiz inanılmaz insan hakkında bir kitap yazdım.Я написала книгу про вісьмох неймовірних людей з усієї країни, що чинять соціальне правосуддя.
Bu ülkenin her yerinde sosyal adalet görevi yapan sekiz inanılmaz insan hakkında bir kitap yazdım.כתבתי ספר על שמונה אנשים מופלאים ברחבי המדינה שעוסקים בצדק חברתי.
Bu ülkenin her yerinde sosyal adalet görevi yapan sekiz inanılmaz insan hakkında bir kitap yazdım.كتبت كتاباً عن 8 اشخاص مميزين في هذا الوطن يقومون بعمل من اجل العدالة الاجتماعية
Bu ülkenin her yerinde sosyal adalet görevi yapan sekiz inanılmaz insan hakkında bir kitap yazdım.この国中にいる 社会を正すための仕事をしている人々についての本を書きました。 わたしはニア・マーティン-ロビンソンについて書きました。
Dinleyici ţayet, ana-akým çevrecilerden, barýţ ve sosyal adalet aktivistlerinden oluţuyorsa,C'est la démarche la plus insensée qu'on puisse imaginer.
Dinleyici ţayet, ana-akým çevrecilerden, barýţ ve sosyal adalet aktivistlerinden oluţuyorsa,Det är faktiskt sĂĽ det är. Det är det mest galna som människor gĂśr.
Dinleyici ţayet, ana-akým çevrecilerden, barýţ ve sosyal adalet aktivistlerinden oluţuyorsa,Es ist tatsächlich nichts anderes als das. Es ist der grösste Wahnsinn den die Leute anstellen.
Dinleyici ţayet, ana-akým çevrecilerden, barýţ ve sosyal adalet aktivistlerinden oluţuyorsa,Es la cosa más demente, lo que la gente está haciendo.
Dinleyici ţayet, ana-akým çevrecilerden, barýţ ve sosyal adalet aktivistlerinden oluţuyorsa,Je to vlastne presne to. Je to to najšialenejšie, čo môžu ľudia robiť.
Dinleyici ţayet, ana-akým çevrecilerden, barýţ ve sosyal adalet aktivistlerinden oluţuyorsa,이게 타르 샌드 사업의 본질이에요. 인류가 하고 있는 것 중 최악의 미친 짓입니다.
Dinleyici ţayet, ana-akým çevrecilerden, barýţ ve sosyal adalet aktivistlerinden oluţuyorsa,Questo, effettivamnte, é quello che é. É la cosa piú assurda che la gente puó fare.
Dinleyici ţayet, ana-akým çevrecilerden, barýţ ve sosyal adalet aktivistlerinden oluţuyorsa,Și chiar așa e. E cel mai nebun lucru pe care oamenii îl fac.
Dinleyici ţayet, ana-akým çevrecilerden, barýţ ve sosyal adalet aktivistlerinden oluţuyorsa,Это - самое безрассудное, что делают люди.
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı andaCe qui est étonnamment ironique, c'est que la période que nous avons dépeint dans le film,
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı andaCiò che sembra incredibile è che il periodo che stavamo cercando di rappresentare nel film,
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı anda믿을수 없는 아이러니는, 저희가 영화에서 묘사하고자 한 기간인데, 그것은 민주주의와 사회적
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı andaמה שאירוני בצורה שלא תיאמן הוא התקופה שבה ניסינו להציג את הסרט, הזעקה לדמוקרטיה
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı andaما يثير السخرية بشكل لا يصدق هي الفترة التي حاولنا فيها تصوير فيلم ، صرخة من أجل الديمقراطية
Filmde tasvir etmeye çalıştığımız demokrasi yakarışının, sosyal adalet arzusunun filmle aynı anda私たちが映画の中に描こうとした 民主主義への叫び 社会の正義が
Okullardaki öğle yemekleri ile ilgili meselem bir sosyal adalet problemi.Ik vind schoollunch een kwestie van sociale rechtvaardigheid.
Okullardaki öğle yemekleri ile ilgili meselem bir sosyal adalet problemi.Il mio interesse per la scuola, è una questione di giustizia sociale.
Okullardaki öğle yemekleri ile ilgili meselem bir sosyal adalet problemi.저는 학교급식을 하나의 사회적 정의의 차원에서 봅니다.
Okullardaki öğle yemekleri ile ilgili meselem bir sosyal adalet problemi.Mein Thema ist das Essen in Schulen, denn hier geht es um soziale Gerechtigkeit.
Okullardaki öğle yemekleri ile ilgili meselem bir sosyal adalet problemi.Mi interés con los almuerzos escolares es un asunto de justicia social.
Okullardaki öğle yemekleri ile ilgili meselem bir sosyal adalet problemi.Moje mnenje o šolskih kosilih je, da so stvar socialne pravičnosti.
Okullardaki öğle yemekleri ile ilgili meselem bir sosyal adalet problemi.O almoço na escola, é uma questão de justiça social.
Okullardaki öğle yemekleri ile ilgili meselem bir sosyal adalet problemi.Problema mea cu pranzurile in scoli este ca reprezinta o injustitie sociala.
Okullardaki öğle yemekleri ile ilgili meselem bir sosyal adalet problemi.Quan điểm của tôi với bữa ăn trưa ở trường, đó là một vấn đề công bằng xã hội.
Okullardaki öğle yemekleri ile ilgili meselem bir sosyal adalet problemi.Szkolny obiad to kwestia sprawiedliwości społecznej.
Okullardaki öğle yemekleri ile ilgili meselem bir sosyal adalet problemi.Я считаю, что школьные обеды это вопрос социальной справедливости.
Okullardaki öğle yemekleri ile ilgili meselem bir sosyal adalet problemi.ארוחות בביה"ס הם סוגייה של צדק חברתי.
Okullardaki öğle yemekleri ile ilgili meselem bir sosyal adalet problemi.موضوعي مع وجبات المدارس , هو أنها مسألة عدالة اجتماعية .
Okullardaki öğle yemekleri ile ilgili meselem bir sosyal adalet problemi.私はバークリー統一校区の
Sosyal adalet ve hükümetin sorumluluğu isteklerinin başını çekiyor.사회적 정의와 정부에 대한 믿음이 그들의 요구 중 1순위를 달리고 있습니다
Sosyal adalet ve hükümetin sorumluluğu isteklerinin başını çekiyor.Injustiţia socială şi responsabilitatea guvernului sunt primele lucruri cerute de ei.
Sosyal adalet ve hükümetin sorumluluğu isteklerinin başını çekiyor.Justiça social e responsabilidade governamental aparecem primeiro na lista das suas exigências.
Sosyal adalet ve hükümetin sorumluluğu isteklerinin başını çekiyor.Keadilan sosial dan tanggung jawab pemerintah merupakan tuntutan utama mereka.
Sosyal adalet ve hükümetin sorumluluğu isteklerinin başını çekiyor.La giustizia sociale e la responsabilità del governo sono i primi a intervenire in quello che chiedono.
Sosyal adalet ve hükümetin sorumluluğu isteklerinin başını çekiyor.La justice sociale et la responsabilisation du gouvernement arrive en tête de ce qu'ils demandent.
Sosyal adalet ve hükümetin sorumluluğu isteklerinin başını çekiyor.La justicia social y la responsabilidad del gobierno están primeros en las preferencias.
Sosyal adalet ve hükümetin sorumluluğu isteklerinin başını çekiyor.Pravična družba in vladna odgovornost sta med njihovimi prvimi zahtevami.
Sosyal adalet ve hükümetin sorumluluğu isteklerinin başını çekiyor.Sociale rechtvaardigheid en overheidsverantwoording staan bovenaan de lijst van eisen.
Sosyal adalet ve hükümetin sorumluluğu isteklerinin başını çekiyor.Sociálna spravodlivosť a zodpovednosť vlády sú na prvom mieste ich požiadaviek.
Sosyal adalet ve hükümetin sorumluluğu isteklerinin başını çekiyor.Sociální spravedlnost a zodpovědnost vlády se v jejich požadavcích umisťují nahoře.
Sosyal adalet ve hükümetin sorumluluğu isteklerinin başını çekiyor.Social retfærdighed og regeringsansvar indtager førstepladsen af, hvad de kræver.
Sosyal adalet ve hükümetin sorumluluğu isteklerinin başını çekiyor.Soziale Gerechtigkeit und Verlässlichkeit der Behörden sind die wichtigsten Belange.
Sosyal adalet ve hükümetin sorumluluğu isteklerinin başını çekiyor.Sprawiedliwość społeczna i rozliczenie rządu są na samej górze.