sos ile cümle
sos kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Mary bir sosyal içici.Mary is a social drinker.
Tom sosyal anksiyeteden acı çekiyor.Tom suffers from social anxiety.
Yeterince sosyal değilim.I'm not sociable enough.
O kendini bir demokratik sosyalist olarak tanımlıyor.He describes himself as a democratic socialist.
Paris'te bir sosyal konut eksikliği var.There is a lack of social housing in Paris.
Bu metnin sosyal ağlar üzerinde büyük bir etkisi vardı.This text had a great impact on the social networks.
Çocuk işçiliği Brezilya'da ciddi bir sosyal sorundur.Child labor is a serious social problem in Brazil.
Brezilya'da çocuk işçiliği ciddi bir sosyal sorundur.Child labour in Brazil is a serious social problem.
Domates sosunu ne kadar uzun kaynatırsan o kadar lezzetli olur.The longer you let the tomato sauce simmer, the tastier it will be.
Tom sosyal işaretleri anlamıyor.Tom doesn't understand social cues.
Tom narsist ve sosyopattır.Tom is a narcissist and a sociopath.
Bu büyük şirketin CEO'su, bir narsist ve sosyopattır.The CEO of this large company is a narcissist and a sociopath.
Sosyalist ayaklanma papaya ait sarayı kamulaştırdı.The socialist insurgency expropriated the Apostolic Palace.
İnsanlar sosyal hayvanlardır.Human beings are social animals.
İnsanlar son derece sosyal bir türdür.Humans are a highly social species.
Pizzanın üzerine biraz sos koy.Put some sauce on the pizza.
Sosyal normlar, davranışımızı şekillendirir.Social norms shape our behavior.
Bu görüşmelerin sosyal bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.I think this meets a social need.
Biz biraz soslu, patatesli ve kırmızı yaban mersinli reçelli İsveç köfteleri yedik.We ate some Swedish meatballs with gravy, potatoes, and lingonberry jam.
Çinli çocuklar soslu pirinci seviyor.Chinese children love rice with sauce.
Ben bir sosyalistim.I am a socialist.
Ben bir sosyalist değilim.I am not a socialist.
Ben sosyalizme inanmıyorum.I do not believe in socialism.
Ben sosyalizmin hayranıyım.I'm a fan of socialism.
Izgara sosis yapıyoruz.We are grilling sausage.
Neden barbekümüz için o hoş sosislerden birazını kızartmıyorsun?Why don't you fry up some of those nice sausages for our barbecue?
Sosyal güvenlik numaranız nedir?What's your social security number?
Tom'un kravatında sos var.Tom has gravy on his tie.
Genişlemiş bir sosyal ufuk avantaj getirecektir.An enlarged social horizon will bring advantages.
Tom'un sosyal medyadaki hataları yakında Mary ile olan evliliğini sona erdirdi.Tom's mistakes on social media soon ended his marriage to Mary.
Onu sos olmadan deneyin.Try it without sauce.
Günde kaç tane sosisli sandviç satıyorsunuz?How many hot dogs do you sell a day?
Sosisli sandviçler üç dolardır.Hot dogs are three dollars.
Fadıl sosisden hoşlanır.Fadil likes sausage.
Öğle yemeği için üç tane sosisli sandviç yedim.I ate three hotdogs for lunch.
Fadıl sosyal medyada olmayı sevdi.Fadil loved to be on social media.
Fadıl, çocuklarının biriyle sosyalleşmesine izin vermedi.Fadil didn't let his children socialize with anybody.
Fadıl sadist bir sosyopattı.Fadil was a sadistic sociopath.
Fadıl kalpsiz bir sosyopattır.Fadil is a heartless sociopath.
Tom sosis seviyor.Tom likes sausage.
Yalnızca bir sosyopat öyle bir şey yapabilirdi.Only a sociopath could do something like that.
Sos hala sıcak.The sauce is still hot.
İsa bir sosyalistti.Jesus was a socialist.
Hz. İsa bir sosyalistti.Jesus was a socialist.
Sosyal bir sorundur.It is a social problem.
Her şeyi iyice karıştırdıktan sonra, salata sosu ve biraz biber ekleyin!After you've mixed everything well, add salad dressing and a little pepper!
Hiç sosyal becerim yok.I have no social skills.
Korkunç sosyal becerilerim var.I have terrible social skills.
Ben sosyal medya kullanmıyorum.I don't use social media.
Sosyal medya zaman kaybıdır.Social media is a waste of time.
Sosyal medya bir zaman kaybıdır.Social media is a waste of time.
Leyla sosyal olarak izole edilmişti.Layla was socially isolated.
Leyla ailesi tarafından, özellikle de annesi tarafından sosyal olarak soyutlanmıştı.Layla was socially isolated by her parents, especially her mother.
Naziler, Kuzey Kore'nin demokratik olduğu kadar sosyalistti.The Nazis were as socialist as North Korea is democratic.
Kızartma sığır eti, yabanturpu sosu ile lezzetliydi.The roast beef was delicious with horseradish sauce.
Geçen hafta sonu kaç sosisli sandviç yedin?How many hot dogs did you eat last weekend?
Genellikle spagetti sosuma mantarları koyarım.I usually put mushrooms in my spaghetti sauce.
Bu sos çok tuzlu.This gravy is too salty.
Sosisli sandviç yiyelim.Let's eat hot dogs.
Sami sosyal medyaya düşkündü.Sami was addicted to social media.