Bu amaçla da Kutsal Topraklar sorununu kullandı.Il s'occupe également des questions concernant la Terre sainte.
Ancak kardeşiyle olan sorununu çözmüştür.Il s'attelle à ce travail avec son frère.
Sorununuz varsa, ben size yardımcı olurum.Si usted tiene problemas, le voy a ayudar.
Tom'un sorununun ne olduğunu bilmiyorum.No sé qué problema tiene Tom.
Sistem analizi, kuruluşların bir bilgi sistemi ile çözmeyi planladığı iş sorununun incelenmesidir.Análisis de un problema que la organización tratará de resolver con un sistema de información.
Sürüm 2009 hala Outlook Express'in imzalanmış postayla aynı MIME sorununu içeriyor.La versión 14 todavía contiene el mismo problema MIME con correo firmado que Outlook Express.
Robert Guiscard'ın 1085'te ölümü Norman sorununu bir süre yatıştırdı.La muerte de Roberto Guiscardo en 1085 evitó que estos planes se llevasen a efecto.
Bu değişiklik boya sorununu düzeltti.De este modo se modificó la alternancia de colores original.
Bu da çapkının asıl sorununun kendisinde olduğunu göstermektedir.Y será ella el principal problema de la propia hermana.
"3) Savaş ve Etnik Düşmanlık: Ermeni Sorununun İçyüzü".«"El miedo y la esperanza III”: nacionalismos a la europea».
Robert Guiscard'ın 1085'te ölümü Norman sorununu bir süre yatıştırdı.La morte di Roberto il Guiscardo, nel 1085, alleviò temporaneamente il problema dei Normanni.
Bu zararlar başkentte para darlığı sorununu tekrar gündeme getirdi.Così il problema dell'eccedenza di capitali si è riproposto a livello globale.
"3) Savaş ve Etnik Düşmanlık: Ermeni Sorununun İçyüzü"."La politica estera e la crisi jugoslava: Problemi locali.
Bu amaçla da Kutsal Topraklar sorununu kullandı.Evviva sempre questa santa "Terra".
Eğer herhangi bir sorununuz varsa, aramak için tereddüt etmeyin.Если у вас есть какие-либо вопросы, не стесняйтесь позвонить.
Sürüm 2009 hala Outlook Express'in imzalanmış postayla aynı MIME sorununu içeriyor.Версия 2009 по-прежнему содержит ту же проблему с почтой, подписанной MIME, что и в Outlook Express.
Daha fazla analiz, IPC performans sorununun göründüğü kadar açık olmadığını göstermiştir.Исследования показали, что проблема производительности IPC не так страшна, как считается.
Ancak kardeşiyle olan sorununu çözmüştür.Это привело к её разладу с братом.
Bu amaçla da Kutsal Topraklar sorununu kullandı.Это вы оскорбляете его священные пределы.
Bu değişiklik boya sorununu düzeltti.وكانت هذه السورة تعدل سورة البقرة.
İç borç sorununu derhal çözmek.التاكد من تسوية الديون في وقتها.
Robert Guiscard'ın 1085'te ölümü Norman sorununu bir süre yatıştırdı.A morte de Guiscardo em 1085 diminuiu temporariamente o problema.
"3) Savaş ve Etnik Düşmanlık: Ermeni Sorununun İçyüzü".«A resistência e o desejo de emancipação de uma nação: a Questão Timorense».
Mali yönden de serbest davranamayan kral, parasızlık sorununun üzerinden gelemedi.O sistema financeiro ineficaz e antiquado da França não poderia financiar essa dívida.
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.Het leidde tot een verergering van zijn drankprobleem.
Komünist rejim, AIDS sorununun varlığını kabul etmedi.De PvdA kon zich niet vinden in de aanpak van de werkloosheidsbestrijding.
Ülkenin su sorununu çözmek için çeşitli çalışmalar yapılmıştır.Er bestaan verschillende aanpakken om de bodem te draineren.
Hilâfet sorununu savaşla değil hakeme başvurarak çözmeyi önerdi.Zijn streven was dat niet de rechter maar de wetten de uitspraak van de geschillen bepaalden.
1947'de İşçi Partisi hükümeti Filistin sorununu Birleşmiş Milletler'e taşıdı.W 1947 roku Wielka Brytania przekazała problem Palestyny w ręce ONZ.
Hitler, Polonya sorununu halletmişti ve şimdi Fransa’nın üzerine yürümek niyetindedir.My dalej walczyć będziemy za Polskę, wy walczycie za Ukrainę.
Ancak kardeşiyle olan sorununu çözmüştür.Kłóci się ze swoim starszym bratem.
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.Jak sam przyznaje, picie zrujnowało mu życie.
Lucas ve Nathan, babalarının kalp sorununun genetik olduğunu öğrendiklerinde teste girerler.Nathan och Lucas oroar sig för att de kanske ha fått ärva Dans genetiska hjärtfel.
Ancak kardeşiyle olan sorununu çözmüştür.Han lyckades dock återuppväcka brodern.
Oyunun amacı, uyanışa neden olanı ve boş doğum sorununun nasıl çözüleceğini bulmaktır.Мета гри полягає в тому, щоб з'ясувати, що є причиною його пробудження і як вирішити проблему пустонароджених.
İç borç sorununu derhal çözmek.Вирішення питань про потребу позик.
İkicilik (dualism) ve tekçilik (monism) zihin-beden sorununun çözümüne yönelik iki büyük düşünce ekolüdür.Dvěma základními přístupy snažícími se řešit problém mysli a těla jsou dualismus a monismus.
İç borç sorununu derhal çözmek.Komplexně vyřešit problém zadlužení rozvojových zemí.
1947'de İşçi Partisi hükümeti Filistin sorununu Birleşmiş Milletler'e taşıdı.Până în 1947, guvernul laburist era gata să transmită problema palestinei către Organizația Națiunilor Unite.
Ancak kardeşiyle olan sorununu çözmüştür.Cu toate acestea, conflictul cu fratele său a continuat.
Komünist rejim, AIDS sorununun varlığını kabul etmedi.A tanácskormány megalakulása nem keltett rokonszenvet a Vendvidéken.
1980li yılları boyunca konut sorununu çözmek için bu ilçe kuruldu.Az 1980-as években sikerült is megakadályoznia az ide tervezett lakónegyed felépítését.
İnegöl ilçe olmasına rağmen trafik sorununu en çok yaşayan kentlerden biridir.A megfelelő elkerülő utak hiányában ez a város egyik legnagyobb szennyezőforrása.
Herman Perk, oyunun bu sorununu aşıp, SpeedFix'i yayınlamıştır.Ezt Herman Perk küszöbölte ki kiadva a SpeedFix nevezetű programot, ami szabályozza a játék gyorsaságát.
Ancak kardeşiyle olan sorununu çözmüştür.Hän on tehnyt sovinnon veljensä kanssa.
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.Αυτά του τα χαρακτηριστικά επιδείνωνε η ισχυρή τάση του προς το ποτό.
İkicilik (dualism) ve tekçilik (monism) zihin-beden sorununun çözümüne yönelik iki büyük düşünce ekolüdür.Dualisme og monisme er de to store skoler, som forsøger at løse det psykofysiske problem.
Bu zararlar başkentte para darlığı sorununu tekrar gündeme getirdi.Dette førte til tilbagegang for Højre i hovedstaden.
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.På grunn av dette har han fått et alkoholproblem.
Bu karmaşık İspanya veraseti sorununun bir Avrupa savaşı ortaya çıkarması bekleniyordu.Mühleggs gode forhold til det spanske landslaget fikk Mühlegg til å søke om spansk statsborgerskap.
Robert Guiscard'ın 1085'te ölümü Norman sorununu bir süre yatıştırdı.Kematian Robert Guiscard pada tahun 1085 meringankan masalah Norman untuk sementara.
Robert Guiscard'ın 1085'te ölümü Norman sorununu bir süre yatıştırdı.Cái chết của Robert Guiscard vào năm 1085 đã tạm thời đẩy lùi cuộc xâm lăng của người Norman.
Samsung ve Microsoft, yükseltme sorununu çözmek için telefonlar için güncellemeler sunmaya çalıştı.Samsung và Microsoft cùng làm việc chung để giải quyết vấn đề cập nhật đến vấn đề nâng cấp điện thoại.
Komünist rejim, AIDS sorununun varlığını kabul etmedi.Chính phủ Triều Tiên thừa nhận không có ca bệnh AIDS nào trong nước.
Bu durum, onun içki sorununu arttırdı.その理由は、彼の飲酒問題だった。
Beldar patronuna sorununu açıklayınca.ベルモンドのいじられ役。
Dünyadaki açlık sorununu çözmek benim işim değil.世界の飢餓問題の解決は私の仕事ではない。
Parçacıkların her zaman kesin pozisyonları olduğundan ölçüm sorununu çözmüştür.由于粒子每时每刻都有确定的位置,测量问题得到了解决。
1978 yılında, Zeldovich ufuk sorunun kesin bir niceliksel versiyonu olan tek kutupluluk sorununu fark etti.1978年,澤爾多維奇注意到了磁單極子問題,這是視界問題的一個明確的定量版本。
Bu da çapkının asıl sorununun kendisinde olduğunu göstermektedir.他說那是面對一個最真實的自己。