Kesinti mekanik bir sorundan kaynaklanıyor.The downtime is caused by a mechanical problem.
O, beni bir sürü sorundan kurtaracaktır.That will save me a lot of trouble.
Köprü onları bir sürü zaman ve sorundan kurtardı.The bridge saved them a lot of time and trouble.
Bilgisayarlar bizi bir sürü zamandan ve sorundan kurtarabilir.Computers can save us a lot of time and trouble.
Bu sizi bir sürü sorundan kurtaracak.This will save you a lot of trouble.
Bu sorundan nasıl kurtulacaksın?How will you dispose of this problem?
Onun hafıza kaybı fiziksel bir sorundan ziyade psikolojik bir sorun.His loss of memory is a psychological problem rather than a physical one.
Bu sorundan bir çıkış yolu bulmam gerek.I need to find a way out of this problem.
Sana sorundan bahsedildi mi?Have you been told about the problem?
Bu sorundan kimseye bahsettin mi?Have you told anyone about this problem?
Tom kesinlikle sorundan haberdardı.Tom certainly knew about the problem.
Bana sorundan daha önce bahsetmeliydin.You should have told me about the problem sooner.
Kızlar sorundan başka bir şey değildir.Girls are nothing but trouble.
Tom'un sorundan sorumlu kişi olabileceğini düşündüm.I thought Tom might be the one responsible for the problem.
Bir sorundan kaçınmak, senin onu çözmene yardımcı olmayacaktır.Avoiding a problem isn't going to help you solve it.
Bu arabayı satarak kendini birçok sorundan kurtarabilirsin.You can save yourself a lot of trouble by selling this car.
Biz o sorundan kaçınmaya çalışıyoruz.We've been trying to avoid that problem.
Tom herhangi bir sorundan bahsetti mi?Did Tom mention any problems?
Tom her zaman sorundan kaçınmaya çalışır.Tom always tries to avoid trouble.
Bu sorundan sorumlu olmadığını biliyorum.I know you aren't responsible for this problem.
Tom'a sorundan bahsedildi.Tom has been told about the problem.
Bana sorundan bahsetmeni istiyorum.I need you to tell me about the problem.
Bana ondan daha önce bahsetseydin beni bir sürü sorundan kurtarabilirdin.You could've saved me a lot of trouble if you'd told me about that earlier.
Sadece ilk seferde doğru şeyi yaparak kendini bir sürü sorundan kurtarabilirsin.You can save yourself a lot of trouble by just doing it right the first time.
Bu sorundan başka bir şey değildi.It's been nothing but trouble.
Dan Linda'yı sorundan kurtarmak istedi.Dan wanted to save Linda from trouble.
O sorundan nasıl kaçınabiliriz?How can we avoid that problem?
Ben neden olduğum herhangi bir sorundan dolayı özür dilerim.I'm sorry for any trouble I've caused.
Tom'a sorundan bahsetmedim.I didn't tell Tom about the problem.
Sami sağlıkla ilgili bir sorundan dolayı hapishanede öldü.Sami died in prison from a health-related issue.
Tom'a sorundan bahsedilmeliTom needs to be told about the problem.
Onlar için değşiklik sorundan başka bir şey değildir.They are the same except for the weighting.
Farz et ki, bu sorundan etkilendiğimizden, piller olmadan çalışıyoruz."Suppose we work without batteries while we are affected by this trouble."
Biz bu sorundan nasıl saydığınıza bağlı olarak 50 yıldır haberdarız.We've known about this problem for 50 years, depending on how you count it.
Örneğin, bugün karşı karşıya kaldığımız bir sürü sorundan biri için üretilmiş iki çözüme bakalım:For example, let's look at two solutions to one of the many problems we face today.
Ama bir şekilde kendimizi bu sorundan soyutlayabiliyoruz.But somehow we can insulate ourselves from this problem.
Islam, "Mülteci krizi karşısında, bu sorundan daha fazla kaçamadı." diyor."In light of the refugee crisis, it could not run from this issue anymore," Islam explained.
Bir de bu sorundan sadece kız çocuklarının mağdur olmadığını da söylemeliyim.I must say that not just girls are victims.
Çoğunlukla kullanıcı adları, kısaltmalar ve teknik terimler bu sorundan etkilenmektedir.Names, abbreviations, and technical terms are most often cited as being affected by the issue.
O, beni bir sürü sorundan kurtaracaktır.Das wird mir eine Menge Schwierigkeiten ersparen.
Onlar için değşiklik sorundan başka bir şey değildir.(Les maîtres ânes ne peuvent faire autre chose que des ânons).
O, beni bir sürü sorundan kurtaracaktır.Eso me ahorrará muchos problemas.
Onlar için değşiklik sorundan başka bir şey değildir.Los asociadores son mera impureza.
Ben bir yabancı olarak bu sorundan muzdaribim lütfen bu soruna beraberce bir çözüm bulalam.Benvenuti, mi facciano la cortesia di riempire questo modulo, per piacere.
Onlar için değşiklik sorundan başka bir şey değildir.А люди для них — всего лишь вредители.
Kafatasındaki sorundan ötürü sürekli baş ağrısı çekmeye başladı.Внезапно он снова испытывает приступ головной боли.
Onlar için değşiklik sorundan başka bir şey değildir.Er wordt voor hen maar één (gemeenschappelijke) aanslag gevestigd.
Onlar için değşiklik sorundan başka bir şey değildir.Det är enbart på hans bekostnad anser han, sådan humbug!
Onlar için değşiklik sorundan başka bir şey değildir.Accidentele nu pot fi decât în ceva (esse al lor este un inesse).
Bu sorundan bir çıkış yolu bulmam gerek.Trebuie să găsesc o ieşire din acestă problemă.
Onlar için değşiklik sorundan başka bir şey değildir.不但這樣,他們只專心於因循苟且的行事。
En sık olarak kıl kurdu (ciddi bir tıbbi sorundan ziyade can sıkıcı bir durumdur).經常會哭(不過這是盆才怪絕對正常的生理反應)。
Ben bir yabancı olarak bu sorundan muzdaribim lütfen bu soruna beraberce bir çözüm bulalam.והשני בחירת חלופה, קרי בחירה בפתרון אחד מתוך מגוון פתרונות לבעיה הנבחרת.
Daha sonra Onew'nun dişinde olan bir sorundan dolayı geri dönüşün 25 Mayıs 2009'a ertelendiği açıklandı.По-късно бива обявено, че тяхното завръщане ще бъде отложено за 25 май 2009.
Ama bir şekilde kendimizi bu sorundan soyutlayabiliyoruz.Aber irgendwie schaffen wir es, uns von dem Problem abzuschirmen.
Ama bir şekilde kendimizi bu sorundan soyutlayabiliyoruz.Ale tenhle problém se nás jaksi netýká.
Ama bir şekilde kendimizi bu sorundan soyutlayabiliyoruz.Dar cumva reuşim să ne izolăm de această problemă.
Ama bir şekilde kendimizi bu sorundan soyutlayabiliyoruz.De valahogy el tudjuk magunkat határolni ettől a problémától.
Ama bir şekilde kendimizi bu sorundan soyutlayabiliyoruz.Jakoś jednak potrafimy się odizolować od tego problemu.
Ama bir şekilde kendimizi bu sorundan soyutlayabiliyoruz.그러나 왜그런지 우리는 그런것에 대한 걱정을 안하지요.