soru sormak ile cümle

soru sormak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ben de soru sormak istiyorum.I want to ask too. Ask...
Ama yine de bir soru sormak istiyorum ?But I want to ask one question
Kapının içine ağız koy, soru sormak.Put a mouth inside the door, asking questions.
Onlar bu sözleri anlamıyor, İsaya soru sormaktan da korkuyorlardı.But they didn't understand the saying, and were afraid to ask him.
Sorgulayıcı yalnız soru sormak suretiyle hangisinin insan hangisinin bilgisayar olduğunu saptamaya çalışır.In dieser Zwangslage versucht sie auf eigene Faust zu ermitteln, wer der mögliche Terrorist sein kann.
Biyoloji öğretmenimize soru sormaktan çekinirdik.On hésitait à poser des questions à notre professeur de bio.
(Soru sormak için ek yok ancak soru vurgusuyla okumak gerekiyor.)(Non, sinon vous n'auriez pas mis le point d'interrogation).
Soru sormaktan korkma.No tengas miedo de hacer preguntas.
Sadece Tom'a birkaç soru sormak istiyorum.Solo quiero hacerle unas pocas preguntas a Tom.
Sana bir soru sormak zorundayım.Tengo que hacerte una pregunta.
Bana bir soru sormak istiyor musun?¿Quieres preguntarme algo?
(Soru sormak için ek yok ancak soru vurgusuyla okumak gerekiyor.)(No contiene los Zusats pero si las observaciones).
Öğrenci bir soru sormak için elini kaldırdı.L'alunno alzò la mano per fare una domanda.
Bir soru sormak için elimi kaldırdım.Ho alzato la mano per fare una domanda.
Adam bir soru sormak için elini kaldırdı.L'uomo alzò la mano per fare una domanda.
Sana bir soru sormak için seni buraya çağırdım.Ti ho chiamato qui per farti una domanda.
Sana birkaç soru sormak istiyoruz.Vorremmo farti alcune domande.
(Soru sormak için ek yok ancak soru vurgusuyla okumak gerekiyor.)(Non esiste un fallimento nella scrittura della cache istruzioni perché esse sono di sola lettura.)
Qui rogat, non errat Soru sormak hata değildir.Chi addummanna nun fa errorë / Chi domanda non commette sbagli.
Soru sormaktan korkma.Не бойся задавать вопросы.
Soru sormak, otoritenin sınırsız gücüne isyan etmek demektir.Задавать вопросы - означает восставать против неограниченной власти.
Programda sunucu sokaktan iki insan bulmakta ve onlara istedikleri konuda 5 soru sormaktadır.يتنقل رانما حول المدينة ويواجه مختلف الشخصيات الذين يسألونه أسئلة حول الأنمي رانما ½.
Bir soru sormak istiyorum.Ik wil graag een vraag stellen.
Adam bir soru sormak için elini kaldırdı.De man stak zijn hand op om een vraag te stellen.
Biyoloji öğretmenimize soru sormaktan çekinirdik.Wij aarzelden aan onze docent biologie vragen stellen.
(Soru sormak için ek yok ancak soru vurgusuyla okumak gerekiyor.)(Nie, ma pan prawo mówić, ale Izba ma prawo osądzić, czy pana wysłucha.)
Programda sunucu sokaktan iki insan bulmakta ve onlara istedikleri konuda 5 soru sormaktadır.W tej rundzie drużyna odpowiada na 5 pytań z dwoma wariantami odpowiedzi.
Ona bir soru sormak zorundayım.Я мушу поставити йому запитання.
Sorgulayıcı yalnız soru sormak suretiyle hangisinin insan hangisinin bilgisayar olduğunu saptamaya çalışır.Vede rozhovory s centrálním počítačem a překvapuje jej, v jakých rovinách je počítač schopen uvažovat.
Sonunda ise bir soru sormakta ve cevap bölümü ile bazen bir izleyicinin oyuna katılması sağlanmaktadır.A kérdőív végén soha ne mulasszuk el megköszönni a közreműködést, a válaszadást.
(Soru sormak için ek yok ancak soru vurgusuyla okumak gerekiyor.)(Đúng, vậy ta sẽ chỉ phép những gì ngươi được nói.)
Soru sormaktan korkma.質問することを恐れていてはだめ。
(Soru sormak için ek yok ancak soru vurgusuyla okumak gerekiyor.)"나는 그저 어떻게 일이 돌아가는지 이해하는 것이 필요했다.(I just need to figure out how things work.)"
(Soru sormak için ek yok ancak soru vurgusuyla okumak gerekiyor.)(אולם לא כל עירוב מוכרח לכלול בתוכו עירוב חצירות.)
(Soru sormak için ek yok ancak soru vurgusuyla okumak gerekiyor.)(Писането не е естествено (вродено), то трябва да се научи.)
(Soru sormak için ek yok ancak soru vurgusuyla okumak gerekiyor.)(Knjiga je takva da će se tek čitati. )
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak."30년 안에, 컴퓨터에게 질문을 던지는 것이 사람에게 질문하는 것만큼 쉬워질 것이다."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""30 năm nữa, ta sẽ dễ dàng hỏi máy tính một câu hỏi, giống như hỏi một người vậy."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""Dans 30 ans, ce sera aussi facile de poser une question à un ordinateur, que d'en poser une à une personne."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""Dentro de 30 años, será igual de fácil preguntarle algo a un ordenador, como a una persona."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""Fra 30 anni, porre una domanda a un computer sarà facile come porla a una persona."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""În 30 de ani, va fi la fel de ușor să pui o întrebare unui calculator, ca unei persoane."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""In 30 Jahren wird es genauso einfach sein, einem Computer eine Frage zu stellen wie einem Menschen."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak."'Over 30 jaar zal het net zo eenvoudig zijn om aan een computer een vraag te stellen als aan een persoon.'
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""Za 30 lat będzie tak samo łatwo zadać pytanie komputerowi, jak zapytać o coś człowieka."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""След 30 години, ще бъде толкова лесно да зададете въпрос на компютър, колкото да попитате човек."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""Через 30 лет задать вопрос компьютеру будет так же просто, как задать вопрос человеку".
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""Через 30 років задати питання комп'ютеру буде так само просто, як запитати людину."
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""בעוד 30 שנה, יהיה קל לשאול את המחשב שאלה כמו שקל לשאול אדם.
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak.""في غضون 30 سنة، سيكون من السهل أن نسأل جهاز كمبيوتر، كما نسأل أي شخص ".
"30 yıl içerisinde, bilgisayara bir soru sormak, insana soru sormak kadar kolay olacak."質問に答えられるようになるでしょう」 1946年の言葉ですが、今、2007年時点では実現していません。
Aynı hayat gibi, soru sormaktır.C'est aussi, tout comme la vie, le fait de poser des questions.
Aynı hayat gibi, soru sormaktır.È anche, come la vita, porre domande.
Aynı hayat gibi, soru sormaktır.Es ist, genau wie das Leben, das Stellen von Fragen.
Aynı hayat gibi, soru sormaktır.Este de asemenea, ca şi viaţa, a pune întrebări.
Aynı hayat gibi, soru sormaktır.É também, tal como a vida, fazer perguntas.
Aynı hayat gibi, soru sormaktır.Ez szintén, csakúgy mint az élet, a kérdések feltevése.
Aynı hayat gibi, soru sormaktır.삶처럼, 우리에게 질문합니다.
Aynı hayat gibi, soru sormaktır.Nó cũng, như cuộc sống, đòi hỏi các câu trả lời.
Aynı hayat gibi, soru sormaktır.Tak samo jak życie.

İlgili Sayfalar