Jace, Simon'ı kendi kanıyla besleyerek hayata döndürmeye çalışır ve o sırada Sorgucu çıkagelir.Jace manages to restore life to Simon by feeding him his blood, after which the Inquisitor appears.
Sorguçlarıyla iletişim kurarlar.Answering to LA interpellations.
Gözleri yıldızlar gibi parlak olup başında parlak bir sorguç bulunmaktadır.Your eyes so gentle yet so bright, So blissful in their seeming.
Evlilik ve benzeri resmi törenlerde, damatla gelin siyah kimonolar giyerek sorguçlarını takarlar.For funerals, men and women wear plain black kimonos.
His name is Burhan Sorguç.His name is Burhan Sorguç.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.His American interrogators described him as an amicable psychopath.
Bozkırda, yaz başında Sorguç otuna sıkça rastlanır.The steppe is often dominated by plumes of Stipa in early summer.
Makaroni pengueninin ötüşü diğer sorguçlu penguenlere benzer.Das Lautrepertoire der Goldschopfpinguine ähnelt dem anderer Schopfpinguine.
Eski bir sorgucu rahip olan William, olayı araştırmak üzere görevlendirilir.Steve Davis, un ancien officier du renseignement de l'armée, est chargé d'enquêter.
Sorguçlarıyla iletişim kurarlar.Пришлось опрашивать свидетелей...
Jace'in inkar etmesine rağmen, Sorgucu bir kez daha Jace'i tutuklar.وعند إنكار جايس, يسجن المحقق جايس مرة أخرى.
Ama Sorgucu ona inanmaz, çünkü Valentine'dan oğlunu öldürdüğü için intikam almak istemektedir.جايس يحول إخباره بأن هذا لن يفلح لكن المحقق لا يتقبل لأنه يخطط للإنتقام من فالنتاين لأنه قتل ابنه.
Jace, Simon'ı kendi kanıyla besleyerek hayata döndürmeye çalışır ve o sırada Sorgucu çıkagelir.جايس يعيد الحياة إلى سايمون بعد تغذيته بالدم, بعد ظهور المحقق.
Sorguçlarıyla iletişim kurarlar.In gesprek met zoekers.
Sorguçlarıyla iletişim kurarlar.Ibukotanya adalahPruszków .
Gözleri yıldızlar gibi parlak olup başında parlak bir sorguç bulunmaktadır.素顔は星のような瞳が特徴的な少女。
Gözleri yıldızlar gibi parlak olup başında parlak bir sorguç bulunmaktadır.Tema silmad olid hallid kui selge õhtu ning neist hiilgas tähevalguse sarnane sära.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Amerikai vallatói barátságos pszichopatának írták le.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Amerikanerna som förhörde honom beskrev honom som en vänlig psykopat.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Hänen amerikkalaiset kuulustelijansa kuvailivat häntä sovinnolliseksi psykopaatiksi.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Hans amerikanske forhørere beskrev ham som en fremragende psykopat.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Interogator Amerika menggambarkannya sebagai seorang psikopat yang ramah.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Interogatorii săi americani l-au descris ca pe un psihopat amiabil.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.I suoi interrogatori americani lo descrissero come un amichevole piscopatico.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Jeho americkí vyšetrovatelia ho opisovali ako priateľského psychopata.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Jeho američtí vyšetřovatelé ho popsali jako přátelského psychopata.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.그의 미국인 심문자들은 그를 평화적인 사이코패스 라고 묘사했습니다.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Njegovi ameriški zasliševalci so ga opisali kot prisrčnega psihopata.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Os investigadores americanos descreveram-no como um psicopata amigável.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Przesłuchujący go amerykańscy śledczy opisali go jako przyjacielskiego psychopatę.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Seine amerikanischen Befrager beschrieben ihn als einen freundlichen Psychopathen.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Sus interrogadores estadounidenses lo describieron como un psicópata amistoso.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Thẩm vấn viên người Hoa Kỳ mô tả ông ta nhưng một kẻ tâm thần thân thiện.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Οι Αμερικανοί ανακριτές του τον περιέγραψαν ως ένα συμπαθή ψυχοπαθή.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Американские следователи описывали его как дружелюбного психопата.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Американците, които го разпитвали, го описват като доброжелюбен психопат.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.Американці, які допитували його, описали його, як товариського психопата.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.חוקריו האמריקאים תיארו אותו כפסיכופט ידידותי.
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.وقد وصفه المحققون الامريكيون بأنه انيس و مختل عقليا
Onun Amerikalı sorgucuları kendisini dostça tavırlar gösteren bir psikopat olarak tanımladılar.友好的な異常者だと言っています でも大切にしていた絵画が