(Müzik) Sonuçta, bu en doğal ortam değil ama gerçek müzik yapabiliyorlar.結局 とても不自然な環境ではありましたが
Nedendir bilinmez ama sonuçta büyük camgözlerin çeşitliliğinin oldukça düşük olduğu ortaya çıktı.Así que al parecer, por alguna razón, los tiburones peregrinos tienen una diversidad increíblemente baja.
Nedendir bilinmez ama sonuçta büyük camgözlerin çeşitliliğinin oldukça düşük olduğu ortaya çıktı.Es scheint also so zu sein, dass Riesenhaie aus irgendeinem Grunde sehr niedrige genetische Vielfalt haben.
Nedendir bilinmez ama sonuçta büyük camgözlerin çeşitliliğinin oldukça düşük olduğu ortaya çıktı.Het lijkt dat reuzenhaaien, om één of andere reden, een ongelooflijk lage diversiteit hebben.
Nedendir bilinmez ama sonuçta büyük camgözlerin çeşitliliğinin oldukça düşük olduğu ortaya çıktı.그래서 왜 그런지는 모르지만 돌묵상어는 유전적 다양성이 아주 낮은 것으로 나타났죠.
Nedendir bilinmez ama sonuçta büyük camgözlerin çeşitliliğinin oldukça düşük olduğu ortaya çıktı.Nghĩa là những con cá mập kia, vì lý do nào đó, chúng có những sự khác biệt rất nhỏ
Nedendir bilinmez ama sonuçta büyük camgözlerin çeşitliliğinin oldukça düşük olduğu ortaya çıktı.Portanto, parece acontecer que os tubarões-frade, por alguma razão, têm uma diversidade incrivelmente baixa.
Nedendir bilinmez ama sonuçta büyük camgözlerin çeşitliliğinin oldukça düşük olduğu ortaya çıktı.Quindi sembra proprio che i cetorini, per ragioni non note, presentino una diversità molto bassa.
Nedendir bilinmez ama sonuçta büyük camgözlerin çeşitliliğinin oldukça düşük olduğu ortaya çıktı.Takže to vyzerá tak, že tieto žraloky z nejakého dôvodu majú veľmi nízku diverzitu.
Nedendir bilinmez ama sonuçta büyük camgözlerin çeşitliliğinin oldukça düşük olduğu ortaya çıktı.Wydaje się, że żarłacze olbrzymie z jakiegoś powodu mają bardzo małą różnorodność.
Nedendir bilinmez ama sonuçta büyük camgözlerin çeşitliliğinin oldukça düşük olduğu ortaya çıktı.Φαίνεται λοιπόν ότι όντως οι Προσκυνητές, για κάποιο λόγο, έχουν πολύ χαμηλή γενετική ποικιλότητα.
Nedendir bilinmez ama sonuçta büyük camgözlerin çeşitliliğinin oldukça düşük olduğu ortaya çıktı.Итак, оказывается, что разнообразие гигантских акул по какой-то причине крайне мало.
Nedendir bilinmez ama sonuçta büyük camgözlerin çeşitliliğinin oldukça düşük olduğu ortaya çıktı.Така че изглежда, че по някаква причина гигантските акули имат изключително ниско генетично разнообразие.
Nedendir bilinmez ama sonuçta büyük camgözlerin çeşitliliğinin oldukça düşük olduğu ortaya çıktı.כך שנראה שלכרישים האלה, מסיבות שונות, יש שונות גנטית מאד נמוכה.
Nedendir bilinmez ama sonuçta büyük camgözlerin çeşitliliğinin oldukça düşük olduğu ortaya çıktı.اذا يبدو أنه ان أسماك القرش المًتشمسة ولسبب ما لديها تنوع مُنخفض
Nedendir bilinmez ama sonuçta büyük camgözlerin çeşitliliğinin oldukça düşük olduğu ortaya çıktı.とても低い多様性しか持っていない ということがわかったのです 12000年前に起きた 遺伝子のせばまり
Neden, sonuçtan önce gelmeli.Cauza trebuie să vină înainte de efect.
Neden, sonuçtan önce gelmeli.Het gevolg komt na de oorzaak.
Neden, sonuçtan önce gelmeli.La causa deve precedere l'effetto.
Neden, sonuçtan önce gelmeli.La cause doit venir avant l'effet.
Neden, sonuçtan önce gelmeli.Orsak måste komma före verkan.
Neden, sonuçtan önce gelmeli.Ugye? Először jön az ok, majd a hatás.
Neden, sonuçtan önce gelmeli.¿Verdad? La causa tiene que venir antes que el efecto.
Neden, sonuçtan önce gelmeli.Však? Príčina musí predchádzať dôsledkom.
Neden, sonuçtan önce gelmeli.Причина має передувати наслідку.
Neden, sonuçtan önce gelmeli.Причина наступает раньше следствия.
Neden, sonuçtan önce gelmeli.Причината идва преди ефекта.
Nesneleri anlamayı seviyorum, ama yaptığım şeylerden sonuçta ortaya çıkanlar aslında tamamen muğlak.Adoro capire le cose, ma il risultato finale di ciò che sto facendo è, in realtà, completamente ambiguo.
Nesneleri anlamayı seviyorum, ama yaptığım şeylerden sonuçta ortaya çıkanlar aslında tamamen muğlak.Adoro desvendar coisas mas o resultado final do que estou a fazer é completamente ambíguo.
Nesneleri anlamayı seviyorum, ama yaptığım şeylerden sonuçta ortaya çıkanlar aslında tamamen muğlak.Ich tüftle einfach gerne Dinge aus, aber das Endergebnis meiner Arbeit ist eigentlich absolut unklar.
Nesneleri anlamayı seviyorum, ama yaptığım şeylerden sonuçta ortaya çıkanlar aslında tamamen muğlak.Ik hou ervan dingen uit te vogelen, maar het eindresultaat van wat ik doe is compleet dubbelzinnig.
Nesneleri anlamayı seviyorum, ama yaptığım şeylerden sonuçta ortaya çıkanlar aslında tamamen muğlak.Îmi place să-mi dau seama de anumite chestii, însă produsul final a ceea ce fac e foarte neclar.
Nesneleri anlamayı seviyorum, ama yaptığım şeylerden sonuçta ortaya çıkanlar aslında tamamen muğlak.전 문제를 해결해나가는 것을 사랑해요. 하지만 제 일의 결과물은 분명히 완전히 모호합니다.
Nesneleri anlamayı seviyorum, ama yaptığım şeylerden sonuçta ortaya çıkanlar aslında tamamen muğlak.Me encanta desentramar las cosas pero el resultado final de lo que hago es totalmente ambiguo.
Nesneleri anlamayı seviyorum, ama yaptığım şeylerden sonuçta ortaya çıkanlar aslında tamamen muğlak.Rád sa snažím veci rozlúsknuť, ale konečný výsledok toho, čo robím, je naozaj úplne viacznačný.
Nesneleri anlamayı seviyorum, ama yaptığım şeylerden sonuçta ortaya çıkanlar aslında tamamen muğlak.Tôi thích tìm ra lời giải đáp, nhưng kết quả cuối cùng của những gì tôi làm thì thật sự mơ hồ.
Nesneleri anlamayı seviyorum, ama yaptığım şeylerden sonuçta ortaya çıkanlar aslında tamamen muğlak.Uwielbiam znajdować rozwiązania, chociaż rezultat końcowy moich działań jest kompletnie niejasny.
Nesneleri anlamayı seviyorum, ama yaptığım şeylerden sonuçta ortaya çıkanlar aslında tamamen muğlak.Λατρεύω να βρίσκω λύσεις, αλλά το τελικό αποτέλεσμα αυτού που κάνω είναι εντελώς αμφιλεγόμενο.
Nesneleri anlamayı seviyorum, ama yaptığım şeylerden sonuçta ortaya çıkanlar aslında tamamen muğlak.Мне нравится в чём-то разбираться, но конечный результат того, что я делаю, очень неопределённый.
Nesneleri anlamayı seviyorum, ama yaptığım şeylerden sonuçta ortaya çıkanlar aslında tamamen muğlak.Обичам да измислям неща, но крайният резултат от онова, която правя, наистина е напълно неопределен.
Nesneleri anlamayı seviyorum, ama yaptığım şeylerden sonuçta ortaya çıkanlar aslında tamamen muğlak.אני אוהב להבין דברים, אבל התוצאה הסופית של מעשי למעשה מעורפלת.
Nesneleri anlamayı seviyorum, ama yaptığım şeylerden sonuçta ortaya çıkanlar aslında tamamen muğlak.ورغبتى لإيجاد حلول لها , ولكن النتيجة النهائية لما أفعله تكون مبهمة تماما .
Nesneleri anlamayı seviyorum, ama yaptığım şeylerden sonuçta ortaya çıkanlar aslında tamamen muğlak.その結果は、実に全くあいまいなものです (笑)
Neyse o kadar da kötü değil. Sonuçta bu bir skaler.Cóż, nie tak bardzo, to jest skalar.
Neyse o kadar da kötü değil. Sonuçta bu bir skaler.Pero cuando encontramos el determinante, estamos multiplicando por el determinante de el sumatriz.
Neyse, sonuçta bu üç grubun temsilcileriDeci Stările Generale sunt convocate, unde se întâlnesc reprezentanții celor trei Stări,
Neyse, sonuçta bu üç grubun temsilcileri그래서 삼부회의 회합이 있었는데
Neyse, sonuçta bu üç grubun temsilcileriY la mayor prueba de la Ilustración fue la Revolución Americana.
Neyse, sonuçta bu üç grubun temsilcileriИтак, вы созыва Генеральные штаты, где
Neyse, sonuçta bu üç grubun temsilcileriכך שיש את אסיפת המעמדות בה
Neyse, sonuçta bu üç grubun temsilcileriحتى لديك عقد "اللجمعية العامة للطبقات" فيها
Neyse, sonuçta bu üç grubun temsilcileriどう対処すべきかを決めるために、 三つの身分の代表がベルサイユ宮殿に
Ne zaman bir bitkinin dogal gen sırasını degistirsek, hemen patentini alırız, sonuçta bizim icadımız degil mi!C'est bon ! Ce n'est pas fantastique ?
Ne zaman bir bitkinin dogal gen sırasını degistirsek, hemen patentini alırız, sonuçta bizim icadımız degil mi!우리가 어떤 식물의 자연적 유전자속성을 바꿀때 마다 특허권을 즉시 얻어내고 그후에는 이건 우리의 발명품이지
Nokta ise, onlar sonuçta geri kendi özgürlüğü elde etmek mümkün.Die Sache ist die: Letztendlich sind sie in der Lage sich selbst zu befreien.
Nokta ise, onlar sonuçta geri kendi özgürlüğü elde etmek mümkün.El punto es, que al final son capaces de adquirir su propia libertad.
Nokta ise, onlar sonuçta geri kendi özgürlüğü elde etmek mümkün.Het punt is dat ze uiteindelijk zelf hun vrijheid kunnen herwinnen.
Nokta ise, onlar sonuçta geri kendi özgürlüğü elde etmek mümkün.Ils sont donc capables de retrouver eux-même leur liberté.
Nokta ise, onlar sonuçta geri kendi özgürlüğü elde etmek mümkün.Il succo è che, alla fine, sono capaci di riguadagnarsi la libertà.
Nokta ise, onlar sonuçta geri kendi özgürlüğü elde etmek mümkün.남성 캐릭터들은 직접 자유를 찾을 수 있습니다