Bu çizgiyi seçelim çünkü sonuçta bir tamsayı elde ederiz.Radši vezmeme tento bod, abychom dostali celé číslo. Řekněme, že x se rovná 2.
Bu çizgiyi seçelim çünkü sonuçta bir tamsayı elde ederiz.Пряма нам скаже..візьмемо цю точку, тоді ми отримаємо ціле число.
Bu çizgiyi seçelim çünkü sonuçta bir tamsayı elde ederiz.Тази права ще ни каже - добре, нека да вземем тази точка, така че да получим цяло число.
Bu çizgiyi seçelim çünkü sonuçta bir tamsayı elde ederiz.يوضح هذا الخط --حسناً، دعونا نأخذ هذه النقطة حتى نحصل على عدد صحيح
Bugünnün bağlamında hiçbir şey ifade etmese de sonuçta bu dikey tektonikler jeolojinin kanunuydu.Aus der heutigen Sicht ist das ein Haufen Mist, aber es war das Gesetz der Geologie, vertikale Tektonik.
Bugünnün bağlamında hiçbir şey ifade etmese de sonuçta bu dikey tektonikler jeolojinin kanunuydu.Binnen de huidige context was het onzin, maar dit was indertijd de geologische wet: verticale tektoniek.
Bugünnün bağlamında hiçbir şey ifade etmese de sonuçta bu dikey tektonikler jeolojinin kanunuydu.Dalam konteks sekarang, itu omong kosong tapi saat itu memang hukum geologi, gerakan tektonik vertikal.
Bugünnün bağlamında hiçbir şey ifade etmese de sonuçta bu dikey tektonikler jeolojinin kanunuydu.Dzisiaj wiemy, że to bzdury, ale to były prawa geologii - tektonika pionowa.
Bugünnün bağlamında hiçbir şey ifade etmese de sonuçta bu dikey tektonikler jeolojinin kanunuydu.I dag vet vi att de är helt felaktiga. Men då gällde geologins lagar, vertikala förskjutningar.
Bugünnün bağlamında hiçbir şey ifade etmese de sonuçta bu dikey tektonikler jeolojinin kanunuydu.În contextul actual era o mare prostie, dar era legea geologiei, plăci tectonice verticale.
Bugünnün bağlamında hiçbir şey ifade etmese de sonuçta bu dikey tektonikler jeolojinin kanunuydu.요즘의 정황에서 보면 그것은 헛소리였지만, 지질학과 구조 지질학의 법칙이었습니다.
Bugünnün bağlamında hiçbir şey ifade etmese de sonuçta bu dikey tektonikler jeolojinin kanunuydu.V dnešnom kontexte to bol kopec nezmyslov, ale bol to zákon geológie, vertikálna tektonika.
Bugünnün bağlamında hiçbir şey ifade etmese de sonuçta bu dikey tektonikler jeolojinin kanunuydu.В днешния контекст това са куп глупости, но това бяха законите на геологията, вертикална тектоника.
Bugünnün bağlamında hiçbir şey ifade etmese de sonuçta bu dikey tektonikler jeolojinin kanunuydu.Сегодня это все звучит, как ахинея, но когда-то считалось законом геологии — вертикальные тектонические плиты.
Bugünnün bağlamında hiçbir şey ifade etmese de sonuçta bu dikey tektonikler jeolojinin kanunuydu.בהקשר של היום זו ערימת שטויות, אבל זה היה החוק הגיאולוגי, טקטוניקה אנכית.
Bugünnün bağlamında hiçbir şey ifade etmese de sonuçta bu dikey tektonikler jeolojinin kanunuydu.في كلامنا اليومي, كانت حماقة برغم من أنها كانت أساس علم الجيولوجيا.
Bugünnün bağlamında hiçbir şey ifade etmese de sonuçta bu dikey tektonikler jeolojinin kanunuydu.しかし当時は地質学の法則だった 垂直構造地質学 これから見ていくものは
Bu işlemi uyguladığınızda, sonuçta imajiner kısımların işaretleri değişir.계산할 때, 저는 복소수의 허수 부분의 부호를 다 바꿔놓고 있거든요
Bu işlemi uyguladığınızda, sonuçta imajiner kısımların işaretleri değişir.اعكس كل الاشارات الموجودة في الاجزاء الوهمية من الاعداد المركبة. فاذا اردت الانتقال عبر
Bu kümenin bir diğer adı da negatif olmayan sayılar. Sonuçta 8 bu kümenin bir elemanı.Може също да се каже, че това са положителните числа, и 8 определено принадлежи към тях.
Bulduğumuz sonuçtan 5 çarpı 3x*2 +30+ 5'i çıkardığımızda ise hacmi bulabiliriz. -해볼까요? 이 식 전체를 8x로 곱해봅시다
Bulduğumuz sonuçtan 5 çarpı 3x*2 +30+ 5'i çıkardığımızda ise hacmi bulabiliriz. -Така, да го направим. Ще бъде това цялото нещо по 8x, или можем да го представим като 8x по цялото нещо.
Bulduğumuz sonuçtan 5 çarpı 3x*2 +30+ 5'i çıkardığımızda ise hacmi bulabiliriz. -دعونا نفعل ذلك سيكون هذا كله × 8x، او
Bu maceradan kazandığımız tek şey sadece neşe, ve sonuçta neşe hayatın sonu.Amit ebből a kalandból nyerünk, az puszta boldogság, és a boldogság számít végül is az életben.
Bu maceradan kazandığımız tek şey sadece neşe, ve sonuçta neşe hayatın sonu.Ce obţinem noi din această aventură e bucurie pură, iar bucuria, până la urmă, e scopul vieţii.
Bu maceradan kazandığımız tek şey sadece neşe, ve sonuçta neşe hayatın sonu.Det vi får fra dette eventyr er kun er ren fornøjelse, og fornøjelse er, trods alt, enden på livet.
Bu maceradan kazandığımız tek şey sadece neşe, ve sonuçta neşe hayatın sonu.모험으로 얻을 수 있는 건 순전히 기쁨이며 기쁨은 결국, 삶의 목표입니다.
Bu maceradan kazandığımız tek şey sadece neşe, ve sonuçta neşe hayatın sonu.Lo que conseguimos de esta aventura es sólo alegría pura, y la alegría, después de todo, es el fin de la vida.
Bu maceradan kazandığımız tek şey sadece neşe, ve sonuçta neşe hayatın sonu.Naším ziskem z takového dobrodružství je čirá radost. A radost je, koneckonců, konečný cíl života.
Bu maceradan kazandığımız tek şey sadece neşe, ve sonuçta neşe hayatın sonu.Przygoda daje czystą radość, a radość jest końcem życia.
Bu maceradan kazandığımız tek şey sadece neşe, ve sonuçta neşe hayatın sonu.Ta pustolovščina nam prinaša le čisto veselje, in sreča je, navsezadnje, konec življenja.
Bu maceradan kazandığımız tek şey sadece neşe, ve sonuçta neşe hayatın sonu.To, čo si z tohto dobrodružstva odnesieme, je číra radosť a radosť je, napokon, zmyslom života.
Bu maceradan kazandığımız tek şey sadece neşe, ve sonuçta neşe hayatın sonu.Was uns dieses Abenteuer gibt, ist reine Freude, und Freude ist doch der Lebenszweck.
Bu maceradan kazandığımız tek şey sadece neşe, ve sonuçta neşe hayatın sonu.Wat dit avontuur ons oplevert, is pure vreugde, en vreugde is toch het doel van het leven.
Bu maceradan kazandığımız tek şey sadece neşe, ve sonuçta neşe hayatın sonu.Все, що ми отримаємо від цієї пригоди - справжня радість, а радість, зрештою, є кінцем життя.
Bu maceradan kazandığımız tek şey sadece neşe, ve sonuçta neşe hayatın sonu.Приключение дарит нам чистую радость. а радость и есть вершина жизни.
Bu maceradan kazandığımız tek şey sadece neşe, ve sonuçta neşe hayatın sonu.Това, което получаваме от това приключение, е просто чиста радост и радостта, все пак, е целта на живота.
Bu maceradan kazandığımız tek şey sadece neşe, ve sonuçta neşe hayatın sonu.מה שאנו מפיקים מהרפתקה זו הוא רק שמחה טהורה, והרי שמחה היא מטרת החיים.
Bu maceradan kazandığımız tek şey sadece neşe, ve sonuçta neşe hayatın sonu.ما نجد من هذه المغامرة هو مجرد السعادة، والسعادة في الأخير هي منتهى الحياة.
Bu maceradan kazandığımız tek şey sadece neşe, ve sonuçta neşe hayatın sonu.人生を満たす 喜びです 私たちは 稼いだり食べるために 生きているのではない
Bundan sonra eksi bir çarpı eksi bir olur ve sonuçta 1 elde ederiz. -그리고 -1 곱하기 -1은 그냥 1이 되지요
Bundan sonra eksi bir çarpı eksi bir olur ve sonuçta 1 elde ederiz. -Pak tu máte -1 krát -1, to se vykrátí na pouhou 1.
Bundan sonra eksi bir çarpı eksi bir olur ve sonuçta 1 elde ederiz. -ثم لدنا -1 × -1، هذه يتم حذفها فتصبح 1
Bunu değiştirecek, ozmolü artıracak ve sonuçta hacim de artacak.Він змінить це, збільшить число осмолів та, як результат, збільшить об'єм.
Bunu kişisel alıyorum! Değiştirdikleri benim genlerim. Sonuçta genler kim olduğumu tanımlıyor.Do moich genów podchodzę bardzo osobiście, bo to one mnie określają.
Bunu kişisel alıyorum! Değiştirdikleri benim genlerim. Sonuçta genler kim olduğumu tanımlıyor.فجيناتي، واخذ هذا على محمل شخصي، فهي تعرفني
Bunun bir sebebi vardı - sonuçta konuşan bendim.C'era una ragione; si trattava di me.
Bunun bir sebebi vardı - sonuçta konuşan bendim.Có một lý do cho điều đó; nó chính là tôi.
Bunun bir sebebi vardı - sonuçta konuşan bendim.Daar was een reden voor: ik was het.
Bunun bir sebebi vardı - sonuçta konuşan bendim.Es gab einen Grund dafür: Das war ich.
Bunun bir sebebi vardı - sonuçta konuşan bendim.Głównie dlatego, że to byłem ja.
Bunun bir sebebi vardı - sonuçta konuşan bendim.Había una razón para ello; era yo.
Bunun bir sebebi vardı - sonuçta konuşan bendim.Havia um motivo para isso: era eu.
Bunun bir sebebi vardı - sonuçta konuşan bendim.Il y avait une raison pour cela; c'était moi.
Bunun bir sebebi vardı - sonuçta konuşan bendim.당연히 제 목소리로 만든 것이니까요.
Bunun bir sebebi vardı - sonuçta konuşan bendim.Mělo to svůj důvod -- byl jsem to já.
Bunun bir sebebi vardı - sonuçta konuşan bendim.Mengapa bisa begitu; ya, itu memang saya.
Bunun bir sebebi vardı - sonuçta konuşan bendim.Nem véletlenül: tényleg én voltam.
Bunun bir sebebi vardı - sonuçta konuşan bendim.Și era un motiv pentru asta, chiar eram eu.
Bunun bir sebebi vardı - sonuçta konuşan bendim.Υπήρχε λόγος γι' αυτό: Ήμουν εγώ.