son derece ile cümle
son derece kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Annelik ve yakın zamandaki bir astım krizi son derece haklı olarak hava kirliliğini tekrar aklına getirmiştir.Η μητρότητα και μία πρόσφατη κρίση άσθματος της έφεραν εύλογα στο νου την ατμοσφαιρική ρύπανση.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Abnormálisak; gyengén épültek, és ezért könnyen sebezhetőek az őket célzó kezelések számára.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.비정상 적인 것들이 있습니다; 그것들은 매우 형편없이 구성되어 있습니다; 그렇기 때문에, 그것들은 그들을 목표로 하는 치료에
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Są nieprawidłowe; są bardzo słabo wykonane; i dlatego, są bardzo wrażliwe na leczenie na nie nakierowane.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Son anormales; están muy mal construidos; y, por eso, son muy vulnerables a los tratamientos que los atacan.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.So nepravilne, slabo oblikovane, in ravno zato zelo dovzetne za ciljno zdravljenje.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Ze zijn abnormaal; ze zijn slecht opgebouwd; en daardoor hoogst kwetsbaar voor op hen gerichte behandelingen.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Είναι ανώμαλα· έχουν ελλιπή δομή· γι' αυτόν το λόγο είναι πολύ ευαίσθητα σε θεραπείες που τα στοχεύουν.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.הם לא נורמליים; הם בנויים בצורה רעועה; ומאחר שכך, הם פגיעים מאוד
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.إنها غير طبيعية؛ تكوينها ضعيف جدا؛ و لهذا السبب تكون حساسة جدا
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.つくりが脆いため 狙いを定めて治療をすると 効果があります
[Aşırı eziyetli] [Son derece önlenebilir][極めて予防可能な]
Aslinda cok zor degil. Davalarin yuzde 98'i son derece basit.사실 그렇게 어렵지는 않습니다. 소송 중 98%는 너무나 간단한 일들입니다.
Aslinda cok zor degil. Davalarin yuzde 98'i son derece basit.למעשה זה לא מאד קשה - 98 אחוזים מהמקרים הם קלים מאד.
Aslinda cok zor degil. Davalarin yuzde 98'i son derece basit.في الحقيقة الامر ليس صعباً .. ان 98% من القضايا هي قضايا بسيطة
Aslinda cok zor degil. Davalarin yuzde 98'i son derece basit.紛失してしまった100ドルのズボンのことで
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Bestemt, det er bekymrer mig er hele ideen om verdensleder virker forfærdelig forældet på mig.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.De hecho, lo que me preocupa es toda esa idea de liderazgo mundial, me parece terriblemente arcaica.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.En fait, ce qui m'inquiète est que toute cette notion de conduite du monde me semble terriblement archaïque.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Ik maak me er zorgen over dat het hele concept van wereldleiderschap vreselijk achterhaald lijkt.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Într-adevăr, mă îngrijorează că întreaga noţiune de leadership mondial îmi pare teribil de arhaică.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.정말이지, 제가 걱정되는 것은 세계 리더십에 대한 생각이 너무 구식이란 것입니다.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Quello che mi preoccupa è che il concetto stesso di leader mondiale mi sembra terribilmente arcaico.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Thật vậy, điều tôi lo lắng là khái niệm về sự dẫn đầu thế giới đối với tôi lạc hậu kinh khủng.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.To co mnie martwi to to, że pojęcie światowego przywództwa wydaje się być strasznie przestarzałe.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Valójában ami aggaszt, hogy a világvezető fogalma borzalmasan archaikusnak tűnik.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Πράγματι, αυτό που με ανησυχεί είναι η όλη έννοια της παγκόσμιας ηγεσίας που μου φαίνεται τρομερά αρχαϊκή.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Меня на самом деле беспокоит, что вся эта идея о мировом лидерстве кажется мне ужасно устаревшей.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Онова, което ме притеснява всъщност е, че цялата представа за световно лидерство ми изглежда ужасно архаична.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.ואכן מה שמדאיג אותי הוא כל הרעיון הזה של מנהיגות עולמית שנראה לי נורא מיושן.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.بالفعل، ما يقلقني هو كل هذا الاعتقاد بمفهوم قيادة العالم الذي يبدو لي بالٍ بشكل كبير.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.ひどく古風に思えるんです ジェームズ・ボンド映画や
Aslında işin mantığı son derece basit. .Ich wollte euch damit nur klar machen, dass die Idee dahinter recht einfach ist.
Aslında işin mantığı son derece basit. .Po prostu chciałem żebyście to zrozumieli, chociaż sama zasada jest prosta.
Aslında işin mantığı son derece basit. .Tôi muốn bạn hiểu rằng khái niệm này đơn giản.
Aslında işin mantığı son derece basit. .Ήθελα να σας κάνω να καταλάβετε ότι η βασική ιδέα είναι απλή.
Aslında işin mantığı son derece basit. .Я просто хотел вам объяснить это, хотя идея очень простая.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.Al fin y al cabo, era un tema científico.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.C'est un problème scientifique, après tout.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.Det är trots allt en vetenskaplig fråga.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.Dopo tutto, si tratta di una questione di scienza.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.Este o întrebare ştiinţifică până la urmă.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.É uma questão científica, afinal de contas.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.Het is per slot van rekening een wetenschappelijke vraag.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.Ini sebenarnya pertanyaan ilmu pengetahuan.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.그것은 순전히 과학의 문제였는데도 말이죠.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.Letztich ist es ja eine wissenschaftliche Frage.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.Végül is ez egy tudományos kérdés.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.Εν τέλει, είναι μια επιστημονική ερώτηση.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.Врешті решт, це наукове питання
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.Все пак ставаше дума за научен въпрос.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.По крайней мере, это научный вопрос.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.הרי זו שאלה מדעית אחרי הכל.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.في النهاية هذا السؤال علمي بحت
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.ファインマンのそばで
Avrupa Birliği’ne katılmak isteyen ülkelerle yakın ilişkiler geliştirmek son derece önemlidir.Det er vigtigt at udvikle tætte relationer til lande der ønsker at blive en del af Den Europæiske Union.
Avrupa Birliği’ne katılmak isteyen ülkelerle yakın ilişkiler geliştirmek son derece önemlidir.Krepitev tesnega sodelovanja z državami, ki si prizadevajo za pristop k Evropski uniji, je zelo pomembna.
Avrupa Birliği’ne katılmak isteyen ülkelerle yakın ilişkiler geliştirmek son derece önemlidir.On ensiarvoisen tärkeää luoda läheiset suhteet maihin, jotka haluavat liittyä Euroopan unioniin.
Avrupa Birliği’ne katılmak isteyen ülkelerle yakın ilişkiler geliştirmek son derece önemlidir.Rozvoj těsných vztahů se zeměmi usilujícími o připojení k Evropské unii má tu nejvyšší důležitost.
Avrupa Birliği’ne katılmak isteyen ülkelerle yakın ilişkiler geliştirmek son derece önemlidir.Rozvoj úzkych vzťahov s krajinami usilujúcimi stať sa členmi Európskej únie má najvyššiu dôležitosť.