Analitikçilerin normal olarak hesaba katmadığı ama son derece önemli başka bir etken daha var.Van egy másik fontos változó, és ezt az váltakozást az elemzők normális körülmények között nem látják.
Analitikçilerin normal olarak hesaba katmadığı ama son derece önemli başka bir etken daha var.Υπάρχει ακόμα ένας σημαντικός παράγοντας, τον οποίο, συνήθως, οι αναλυτές δεν μπορούν να προβλέψουν.
Analitikçilerin normal olarak hesaba katmadığı ama son derece önemli başka bir etken daha var.Има и още една важна динамика и това е динамиката, която аналитиците обикновено не виждат.
Analitikçilerin normal olarak hesaba katmadığı ama son derece önemli başka bir etken daha var.Існує ще одне дуже важливе співвідношення, що його аналітики зазвичай не помічають.
Analitikçilerin normal olarak hesaba katmadığı ama son derece önemli başka bir etken daha var.Существует ещё один очень важный фактор, который зачастую скрыт от глаз аналитиков.
Analitikçilerin normal olarak hesaba katmadığı ama son derece önemli başka bir etken daha var.ויש עוד דינמיקה חשובה מאד, דינמיקה שהאנליסטים בד"כ לא מזהים.
Analitikçilerin normal olarak hesaba katmadığı ama son derece önemli başka bir etken daha var.كذلك توجد قوى محركة أخرى هامة ، و هذه القوى لا يراها المحللون عادة.
Analitikçilerin normal olarak hesaba katmadığı ama son derece önemli başka bir etken daha var.情勢分析で見逃される力学です つり合いの片側は恐怖と無関心で
Ancak burada incelediğimiz örnek son derece dinamik ve kapsamlı.Но тук има нещо толкова динамично и толкова сложно.
Ancak sorun, kaynakları yönetme şeklimizin son derece savurganca olmasıdır.Este o problemă doar felul risipitor în care manevrăm resursele noastre.
Ancak sorun, kaynakları yönetme şeklimizin son derece savurganca olmasıdır.Lo que pasa es que la forma como administramos nuestros recursos es un derroche.
Annelik ve yakın zamandaki bir astım krizi son derece haklı olarak hava kirliliğini tekrar aklına getirmiştir.Att bli förälder och ett astmaanfall nyligen har med all rätt fått henne att tänka på luftföroreningar igen.
Annelik ve yakın zamandaki bir astım krizi son derece haklı olarak hava kirliliğini tekrar aklına getirmiştir.Co zrozumiałe, macierzyństwo oraz niedawny atak astmy znów zwróciły jej uwagę na zanieczyszczenie powietrza.
Annelik ve yakın zamandaki bir astım krizi son derece haklı olarak hava kirliliğini tekrar aklına getirmiştir.Det, at hun er mor, og et astmaanfald for nylig har fået hende til at tænke over luftforureningen igen.
Annelik ve yakın zamandaki bir astım krizi son derece haklı olarak hava kirliliğini tekrar aklına getirmiştir.Materinstvo in nedavni astmatični napad sta ji v misli upravičeno priklicali onesnaženje zraka.
Annelik ve yakın zamandaki bir astım krizi son derece haklı olarak hava kirliliğini tekrar aklına getirmiştir.Pravdou je, že emise mnoha znečišťujících látek se od Annina dětství v celé Evropě podstatně snížily.
Annelik ve yakın zamandaki bir astım krizi son derece haklı olarak hava kirliliğini tekrar aklına getirmiştir.Quase de certeza que a maternidade e um ataque recente de asma trouxeram de novo à memória a poluição do ar.
Annelik ve yakın zamandaki bir astım krizi son derece haklı olarak hava kirliliğini tekrar aklına getirmiştir.Sa maternité ainsi qu’une récente crise d'asthme lui ont rappelé à juste titre la pollution de l'air.
Annelik ve yakın zamandaki bir astım krizi son derece haklı olarak hava kirliliğini tekrar aklına getirmiştir.Η μητρότητα και μία πρόσφατη κρίση άσθματος της έφεραν εύλογα στο νου την ατμοσφαιρική ρύπανση.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Abnormálisak; gyengén épültek, és ezért könnyen sebezhetőek az őket célzó kezelések számára.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.비정상 적인 것들이 있습니다; 그것들은 매우 형편없이 구성되어 있습니다; 그렇기 때문에, 그것들은 그들을 목표로 하는 치료에
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Są nieprawidłowe; są bardzo słabo wykonane; i dlatego, są bardzo wrażliwe na leczenie na nie nakierowane.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Son anormales; están muy mal construidos; y, por eso, son muy vulnerables a los tratamientos que los atacan.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.So nepravilne, slabo oblikovane, in ravno zato zelo dovzetne za ciljno zdravljenje.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Ze zijn abnormaal; ze zijn slecht opgebouwd; en daardoor hoogst kwetsbaar voor op hen gerichte behandelingen.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.Είναι ανώμαλα· έχουν ελλιπή δομή· γι' αυτόν το λόγο είναι πολύ ευαίσθητα σε θεραπείες που τα στοχεύουν.
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.הם לא נורמליים; הם בנויים בצורה רעועה; ומאחר שכך, הם פגיעים מאוד
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.إنها غير طبيعية؛ تكوينها ضعيف جدا؛ و لهذا السبب تكون حساسة جدا
Anormaller, yapıları bozuk, ve bu nedenle onları hedef alan tedavilere karşı son derece savunmasızlar.つくりが脆いため 狙いを定めて治療をすると 効果があります
Aslinda cok zor degil. Davalarin yuzde 98'i son derece basit.사실 그렇게 어렵지는 않습니다. 소송 중 98%는 너무나 간단한 일들입니다.
Aslinda cok zor degil. Davalarin yuzde 98'i son derece basit.למעשה זה לא מאד קשה - 98 אחוזים מהמקרים הם קלים מאד.
Aslinda cok zor degil. Davalarin yuzde 98'i son derece basit.في الحقيقة الامر ليس صعباً .. ان 98% من القضايا هي قضايا بسيطة
Aslinda cok zor degil. Davalarin yuzde 98'i son derece basit.紛失してしまった100ドルのズボンのことで
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Bestemt, det er bekymrer mig er hele ideen om verdensleder virker forfærdelig forældet på mig.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.De hecho, lo que me preocupa es toda esa idea de liderazgo mundial, me parece terriblemente arcaica.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.En fait, ce qui m'inquiète est que toute cette notion de conduite du monde me semble terriblement archaïque.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Ik maak me er zorgen over dat het hele concept van wereldleiderschap vreselijk achterhaald lijkt.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Într-adevăr, mă îngrijorează că întreaga noţiune de leadership mondial îmi pare teribil de arhaică.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.정말이지, 제가 걱정되는 것은 세계 리더십에 대한 생각이 너무 구식이란 것입니다.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Quello che mi preoccupa è che il concetto stesso di leader mondiale mi sembra terribilmente arcaico.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Thật vậy, điều tôi lo lắng là khái niệm về sự dẫn đầu thế giới đối với tôi lạc hậu kinh khủng.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.To co mnie martwi to to, że pojęcie światowego przywództwa wydaje się być strasznie przestarzałe.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Valójában ami aggaszt, hogy a világvezető fogalma borzalmasan archaikusnak tűnik.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Πράγματι, αυτό που με ανησυχεί είναι η όλη έννοια της παγκόσμιας ηγεσίας που μου φαίνεται τρομερά αρχαϊκή.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Меня на самом деле беспокоит, что вся эта идея о мировом лидерстве кажется мне ужасно устаревшей.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.Онова, което ме притеснява всъщност е, че цялата представа за световно лидерство ми изглежда ужасно архаична.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.ואכן מה שמדאיג אותי הוא כל הרעיון הזה של מנהיגות עולמית שנראה לי נורא מיושן.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.بالفعل، ما يقلقني هو كل هذا الاعتقاد بمفهوم قيادة العالم الذي يبدو لي بالٍ بشكل كبير.
Aslına beni endişelendiren, bana son derece modası geçmiş gibi görünen tüm dünya liderliği kavramı.ひどく古風に思えるんです ジェームズ・ボンド映画や
Aslında işin mantığı son derece basit. .Ich wollte euch damit nur klar machen, dass die Idee dahinter recht einfach ist.
Aslında işin mantığı son derece basit. .Po prostu chciałem żebyście to zrozumieli, chociaż sama zasada jest prosta.
Aslında işin mantığı son derece basit. .Tôi muốn bạn hiểu rằng khái niệm này đơn giản.
Aslında işin mantığı son derece basit. .Ήθελα να σας κάνω να καταλάβετε ότι η βασική ιδέα είναι απλή.
Aslında işin mantığı son derece basit. .Я просто хотел вам объяснить это, хотя идея очень простая.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.Al fin y al cabo, era un tema científico.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.C'est un problème scientifique, après tout.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.Det är trots allt en vetenskaplig fråga.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.Dopo tutto, si tratta di una questione di scienza.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.Este o întrebare ştiinţifică până la urmă.
Aslında soru son derece bilimsel bir soru.É uma questão científica, afinal de contas.