Aslında, uğraşıyorum ve dünyadaki en uzun soluklu ve geri dönüşümlü süpermarketini yapmaya çalışıyorum.למעשה, אני מנסה ואני אעשה את זה לסופרמרקט הכי בר קיימא בעולם.
Aslında, uğraşıyorum ve dünyadaki en uzun soluklu ve geri dönüşümlü süpermarketini yapmaya çalışıyorum.في الحقيقة، أنا احاول وسوف أجعل هذا أكثر سوبرماركت صديق للبيئة في العالم.
Aslında, uğraşıyorum ve dünyadaki en uzun soluklu ve geri dönüşümlü süpermarketini yapmaya çalışıyorum.世界で最も持続可能なスーパーマーケットなのです。 食料廃棄ゼロを目指しています。
Aslında yaptığım şey, gayet basit bir şeyi oldukça uzun soluklu br şekilde açıklamaktan ibaretti. -A to bol zložitý spôsob, ako vysvetliť niečo veľmi jednoduché. Vypočítam príklad.
Aslında yaptığım şey, gayet basit bir şeyi oldukça uzun soluklu br şekilde açıklamaktan ibaretti. -I to była tylko bardzo rozwlekła droga wyjaśniania czegoś bardzo prostego, i pokażę to na przykładzie.
Aslında yaptığım şey, gayet basit bir şeyi oldukça uzun soluklu br şekilde açıklamaktan ibaretti. -이것은 아주 간단한 것을 길고 복잡하게 셜명하는 방법입니다 예를 들어보겠습니다
Aslında yaptığım şey, gayet basit bir şeyi oldukça uzun soluklu br şekilde açıklamaktan ibaretti. -Vypočítám příklad. Řekněme, že napětí je...
Aslında yaptığım şey, gayet basit bir şeyi oldukça uzun soluklu br şekilde açıklamaktan ibaretti. -Y esa fuera una manera larga de explicar algo muy simple. Voy a dar un ejemplo.
Aslında yaptığım şey, gayet basit bir şeyi oldukça uzun soluklu br şekilde açıklamaktan ibaretti. -І це був просто найнудніший спосіб розповісти дещо дуже просте, і я зроблю приклад.
Aslında yaptığım şey, gayet basit bir şeyi oldukça uzun soluklu br şekilde açıklamaktan ibaretti. -Това беше много дълъг начин за обяснение на нещо много просто, ще направя и един пример.
Aslında yaptığım şey, gayet basit bir şeyi oldukça uzun soluklu br şekilde açıklamaktan ibaretti. -וזו היתה בסך הכל דרך ארוכה של הסבר של משהו מאד פשוט, ואני אכין דוגמא.
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakAku menasihatkan kamu, Sir, memiliki kesabaran: Anda terlihat pucat dan liar, dan melakukan impor
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakEn kehoitan teitä, herra, ole kärsivällinen: ulkonäkösi on kalpea ja villi, ja tee tuonti
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakÉn kérem, uram, türelmes: A megjelenést sápadt és vad, és ne import
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakEu te suplico, senhor, tenha paciência: Sua aparência é pálida e selvagens, e não importar
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakIch bitt 'Euch, Herr, haben Sie Geduld: Ihr Aussehen ist blass und wild, und sie importieren
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakIk smeek u, meneer, heb geduld: Je ziet er zijn bleek en wild, en doe import
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakI nie proszę was, panie, mieć cierpliwość: Twój wygląd jest blady i dzikich, a nie import
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakIo prego, signore, abbi pazienza: Il tuo aspetto sono pallidi e selvaggio, e non importare
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakJag bönfaller er, sir, ha tålamod: ditt utseende är bleka och vilda, och importerar
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakJá prosím vás, pane, má trpělivost: Váš vzhled je bledá a divoké, a to import
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakJa prosím vás, pane, má trpezlivosť: Váš vzhľad je bledá a divoké, a to import
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakJaz pa vas prosim, gospod, so potrpljenje: Vaše izgleda so bledo in divje, in ne uvoz
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakJeg bønfalder dig, Herre, har tålmodighed: Dit udseende er bleg og vild, og gøre import
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmak난 당신 한테 더는 제안하지 않겠어, 선생님, 인내심이 있나요 : 당신의 외모는 창백하고 야생 있으며, 수입을 할
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakOs suplico, señor, ten paciencia: Su aspecto es pálido y salvaje, y se importan
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakPrivirile tale sunt palid şi sălbatice, şi nu de import
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakTôi tha thiết mong các bạn, thưa ông, có sự kiên nhẫn: vẻ của bạn xanh xao và hoang dã, và làm nhập khẩu
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakΚάνω σας παρακαλώ, κύριε, να έχουν υπομονή: τα βλέμματά σας είναι χλωμό και άγρια, και να κάνει εισαγωγή
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakАз ви моля, сър, имай търпение: Вашият външен вид са бледи и диви, и внос
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakЯ умоляю вас, сэр, наберитесь терпения: Ваш выглядит бледно и диких, и сделать импорт
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakאני מפצירה בך, אדוני, יש סבלנות: נראה שלך חיוור בר, ולעשות יבוא
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakأفعل ألتمس لكم ، يا سيدي ، لقد صبر : يبدو أنت شاحب والبرية ، والقيام باستيراد
Ben yalvarıyorum, efendim, sabır var: görünüyor soluk ve vahşi, ve ithalat yapmakいくつかの不運な出来事。
Biraz soluk duruyorlar.여러분들도 보고 계시겠지만,
Biraz soluk duruyorlar.אניצים עדינים
Biraz soluk duruyorlar.بعض الأبخرة ،
Biraz soluk duruyorlar.かすかに見える-
Biraz soluklan. Ben dururum.Odpočni si, zůstanu tu.
Biraz soluklan. Ben dururum. Sigaran var mı?Glej.
Biraz soluklan. Ben dururum. Sigaran var mı?Spójrz.
Biraz soluklan.Κάνε διάλυμα, θα μείνω εγώ.
Biraz soluklan.Почини си, аз ще застана.
Bir kişi akıllı davranıp boğazıma bir tükenmez kalem sokup nefes alabilmem için soluk borumu açmaya çalıştı.Iemand was slim en stak een balpen in mijn nek om mijn luchtwegen te openen zodat ik wat lucht zou krijgen.
Bir kişi akıllı davranıp boğazıma bir tükenmez kalem sokup nefes alabilmem için soluk borumu açmaya çalıştı.한 사람은 또 아주 영리하게도 볼펜을 제 목에 꽂아줬어요. 제가 숨 쉴수 있게 숨구멍을 열어 놓은거지요.
Bir kişi akıllı davranıp boğazıma bir tükenmez kalem sokup nefes alabilmem için soluk borumu açmaya çalıştı.Ktoś bardzo mądrze wsadził mi w szyję długopis, aby udrożnić moje drogi oddechowe.
Bir kişi akıllı davranıp boğazıma bir tükenmez kalem sokup nefes alabilmem için soluk borumu açmaya çalıştı.Qualcuno intelligentemente mi mise una penna Bic nel collo aprendo una via per permettermi di respirare.
Bir kişi akıllı davranıp boğazıma bir tükenmez kalem sokup nefes alabilmem için soluk borumu açmaya çalıştı.Кто-то догадался проколоть мне горло шариковой ручкой, чтобы обеспечить доступ кислорода в лёгкие.
Bir kişi akıllı davranıp boğazıma bir tükenmez kalem sokup nefes alabilmem için soluk borumu açmaya çalıştı.מישהו נהג בחוכמה ותקע עט "ביק" בצוואר שלי כדי לפתוח נתיב אוויר, כדי שאוכל לנשום.
Bir kişi akıllı davranıp boğazıma bir tükenmez kalem sokup nefes alabilmem için soluk borumu açmaya çalıştı.كان أحدهم ذكيًا كفاية فوضع قلم في عنقي ليفتح ممر الهواء به فاتمكن من التنفس.
Bir kişi akıllı davranıp boğazıma bir tükenmez kalem sokup nefes alabilmem için soluk borumu açmaya çalıştı.呼吸できるよう気道を確保してくれました。 肺もダメになっていたので、
Bir soluk al 25, sakin ol.Over.
Bir soluk al 25, sakin ol.Respire profundamente, 25, y cálmese.
Bir soluk al 25, sakin ol.- RPG!
Bir soluk al 25, sakin ol. Tamam.Dejchej zhluboka a uklidni se!
Bir soluk al 25, sakin ol. Tamam.Dýchajte zhlboka a ukľudnite sa!
Bir soluk al 25, sakin ol. Tamam.Globoko vdahni in se pomiri, sprejem!
Bir soluk al 25, sakin ol. Tamam.Kom igen Blackburn!
Bir soluk al 25, sakin ol. Tamam.Respiră şi calmează-te 25, terminat.
Bir soluk al 25, sakin ol. Tamam.Respire, 25, e acaIme-se.