Ana içeriğe geç
Sözlük

solucan ile cümle

solucan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu dosyalar bilgisayar solucanı veya virüs gibi zararlı içerikler içerebilir.Estos archivos pueden contener contenido malicioso, como un virus o un gusano.
Kamçı solucanının yol açtığı bu enfeksiyon dünya genelinde yaklaşık 600 ila 800 milyon insanı etkilemektedir.L'infezione da vermi a frusta colpisce dai 600 agli 800 milioni di persone nel mondo.
Bir solucan deliği yeterli güç gelirse 38 dakika açık olur.Normalmente un wormhole può essere mantenuto attivo per 38 minuti.
Vermiculus: Düşmanları solucana dönüştürür.Vermiculus, trasfigura il nemico in un verme.
Bu tedavi ile larvalar ölmekte, ama yetişkin solucanlar yaşamaya devam etmektedir.Cresce ascoltando i Cure e i Dead Can Dance.
Enfeksiyon yalnızca birkaç solucandan kaynaklanıyorsa çoğunlukla bir belirti görülmez.Se si tratta di un'infezione causata da un numero limitato di vermi, spesso non si avverte nessun sintomo.
Kamçı solucanları kalın bağırsakta yaşar ve yaklaşık dört santimetre uzunluğundadır.I vermi vivono nell’intestino crasso e sono lunghi circa quattro centimetri.
Bazen bir köstebek yüzlerce toprak solucanını saklayabilir.Un singolo cespo può arrivare a contenere centinaia di cappelli.
Bulaştıktan yaklaşık 2 yıl kadar sonra larvalar deri değiştirerek yetişkin solucanlar haline gelirler.Nel giro di poche ore terminano la muta diventando insetti adulti.
Uzun pembe bir solucan var, adı Rogers.Un ragazzo in tuta rossa, chiamato Hawtin.
Dişleri yoktur; dilleri uzun ve solucan şeklindedir.Зубов нет, язык длинный.
Bir solucandeliği olma olasılığını düşünür.Указывается, какова вероятность расщепления.
Uzun pembe bir solucan var, adı Rogers.Эта была белая красивая лошадка, её звали Роза.
Çok uzun bir süre solucanın karnında yaşamıştır.Длительное время болел стенокардией.
Solucanlar kemosentetik bakterileri yiyerek beslenirler.Переваривать пищу им помогают кишечные бактерии.
Kamçı solucanının yol açtığı bu enfeksiyon dünya genelinde yaklaşık 600 ila 800 milyon insanı etkilemektedir.تصيب عدوى الدودة السوطية مايقارب من 600 إلى 800 مليون شخص حول العالم.
Gine solucanı hastalığı eski çağlardan beri bilinmektedir.وقد عرف مرض دودة غينيا منذ العصور القديمة.
Ağrı, solucan çıkarıldıktan sonra aylarca devam edebilir.قد يستمر الألم لعدة أشهر بعد أن يتم إزالة الدودة.
Enfeksiyon yalnızca birkaç solucandan kaynaklanıyorsa çoğunlukla bir belirti görülmez.إذا ترافقت العدوى مع القليل من الديدان، فإنه لن يظهر غالباً أية أعراض.
Solucan birkaç haftanın ardından bir çubuğa dolandırılarak yavaşça çıkarılabilir.قد يمكن إزالة الدودة ببطء على مدى بضعة أسابيع عن طريق لفها على عصا.
Kamçı solucanları kalın bağırsakta yaşar ve yaklaşık dört santimetre uzunluğundadır.تعيش الديدان في الأمعاء الغليظة، ويُقدّر طولها بحوالي 4 سم.
Solucandeliği sürücüsünün bu filmde de kullanılacağı doğrulandı.وتم استخدام تقنية لاقط الحركة في هذا الفيلم.
Örn: Bağırsak solucanı b- Ektoparazitler: Vücut dışında yaşarlar.(توضيح: إنسي = قريب من جسم الإنسان، وحشي= بعيد عن جسم الإنسان.
Çıkan solucanın sebep olduğu ülserler bakteri ile enfekte olabilir.القرحات التي تسببها الدودة الخارجة قد تصاب بالبكتيريا.
Bu hastalık bir solucan enfeksiyonu türü olup ihmal edilen tropik hastalıklardandır.وهو واحد من أربعة أمراض مصنفة على أنها أمراض تكاثر نقوي.
Dişleri yoktur; dilleri uzun ve solucan şeklindedir.Não possui dentes e a língua é comprida e pegajosa.
Ağrı, solucan çıkarıldıktan sonra aylarca devam edebilir.A dor pode continuar durante meses após a retirada do verme.
Solucanlar topraktan çekilerek yenir.Os ímpios serão removidos da terra.
Gine solucanı hastalığı eski çağlardan beri bilinmektedir.A doença do verme-da-guiné é conhecida desde a antiguidade.
Deniz yıldızı ve toprak solucanında görülür.É o caso das brisas marítima/terrestre.
Enfeksiyon yalnızca birkaç solucandan kaynaklanıyorsa çoğunlukla bir belirti görülmez.Se a infecção é apenas com alguns vermes, frequentemente não há sintomas.
Kamçı solucanları kalın bağırsakta yaşar ve yaklaşık dört santimetre uzunluğundadır.Os vermes vivem no intestino grosso e têm cerca de quatro centímetros de comprimento.
Kamçı solucanı, dışkının mikroskop ile incelenerek yumurtaların görülmesiyle teşhis edilir.O diagnóstico é pela observação dos ovos quando examinando as fezes com um microscópio.
Bir solucan ayıklanır' dediği belirlenmiştir.Dizia-se dar azar cortar um sabugueiro.
Avrupa'da neredeyse 1000 tür halkalı solucan yaşamaktadır.Na Europa ocorrem apenas cerca 1 000 espécies.
Solucana benzeyen dilleri beslenmelerine yardımcı olur.Nós utilizamos a língua para trabalhar o alimento.
Bu dosyalar bilgisayar solucanı veya virüs gibi zararlı içerikler içerebilir.Esses arquivos poderiam conter conteúdo malicioso, tal como um worm ou um vírus de computador.
Çok uzun bir süre solucanın karnında yaşamıştır.Sofreu de cirrose do fígado durante um período prolongado.
Yakınsama'nın etkisi sayesinde Thor ve Jane başka bir solucandeliğinden geçerek Dünyaya dönerler.Na cena pós-créditos, Thor e Jane se reencontram na Terra.
Şerit solucanları nadiren bağırsak tıkanmasına neden olurlar.Por isso, é conveniente que turista apenas deem gorjetas ocasionalmente.
Gine solucanı hastalığı eski çağlardan beri bilinmektedir.De guineawormziekte is al bekend sinds de oudheid.
Bu hastalık bir solucan enfeksiyonu türü olup ihmal edilen tropik hastalıklardandır.De ziekte wordt geclassificeerd als verwaarloosde tropische ziekte.
Kelime anlamı olarak bakıldığında “Bağırsak Solucanı” olarak çevirmek mümkündür.Het wordt ook weleens vertaald als 'op tenen lopen'.
Solucan birkaç haftanın ardından bir çubuğa dolandırılarak yavaşça çıkarılabilir.De worm kan in de loop van enkele weken worden verwijderd door deze om een stokje te rollen.
Bunun ardından, birkaç hafta içinde solucan deriden dışarı çıkar.De worm kruipt dan binnen enkele weken uit de huid.
Ağrı, solucan çıkarıldıktan sonra aylarca devam edebilir.De pijn kan nog maanden aanhouden nadat de worm is verwijderd.
Bulaştıktan yaklaşık 2 yıl kadar sonra larvalar deri değiştirerek yetişkin solucanlar haline gelirler.Een paar dagen na de voortplanting sterven de volwassen exemplaren.
Örneğin; halkalı solucanlarda görülür.Zie bijvoorbeeld de boete bij zwartrijden.
Solucan hedef bilgisayarında kod çalıştırmak için özel olarak hazırlanmış bir RPC isteği kullanır.Robak wykorzystuje specjalnie spreparowane żądania RPC wykonania kodu na komputerze docelowym.
Bu hastalık bir solucan enfeksiyonu türü olup ihmal edilen tropik hastalıklardandır.Klasyfikuje się ją do grupy zaniedbanych chorób tropikalnych.
Vermiculus: Düşmanları solucana dönüştürür.Vermiculus – zamienia w robaki.
Dünya'da yaklaşık 2.000 tür solucan çeşidi bulunmaktadır.Liczy ponad 2000 gatunków na całej kuli ziemskiej.
Ancak doğal solucandeliği beklenmedik bir şekilde çökünce geçidi de yok eder.Gdy nieoczekiwanie zapadł się naturalny tunel, zniszczył on też bramę.
Çok uzun bir süre solucanın karnında yaşamıştır.Bardzo długo zalegał w układzie pokarmowym.
Diğer yassı solucanlardan, 4 sinir kordlarının varlığı ile ayrılırlar.Podstawki podzielone wzdłuż przegrodami, z czterema palcowatymi sterygmami.
Trichinella spiralis; Trichinellidae familyasına ait bir parazit solucandır.Trichinella britovi – gatunek pasożytniczego nicienia z rodziny Trichinellidae.
Avrupa'da neredeyse 1000 tür halkalı solucan yaşamaktadır.W Europie stwierdzono prawie 1000 gatunków.
Kara delik Kuantum mekaniği Uzayzaman Solucan deliği Zaman oku 1.Carroll, Sean M. (2004).Tidspil Svart hål Konform cyklisk kosmologi Kvantmekanik Rumtid Maskhål ^ Carroll, Sean M. (2004).
Kamçı solucanının yol açtığı bu enfeksiyon dünya genelinde yaklaşık 600 ila 800 milyon insanı etkilemektedir.Piskmasksinfektion drabbar kring 600 till 800 miljoner människor.
Gine solucanı hastalığı eski çağlardan beri bilinmektedir.Infektion av guineamask har kunnat påvisas sedan antiken.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod