Çiçekler sararıp solmuştu.The flowers withered up.
Bahçedeki bütün çiçekler solmuş.All the flowers in the garden withered.
Bir kısmımız nasıl yanmış, nasıl lanetlenmiş olmalı ki, Böyle bir tohum toprağında solmuş...How burned, how blasted must our portion be, If seed like this is withered in its soil. ...
Onlar adaletsizliğin solduran ateşinde solmuşlardı.[crowd clapping]
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.This is a bleached coral, coral that died during the 1982-'83 El Nino.
Yaprakları solmuş yabanıl fıstık ağacına, Susuz bahçeye döneceksiniz.For you shall be as an oak whose leaf fades, and as a garden that has no water.
Bittiğinde, git! Solmuş bir çiçeği sulamaya devam etme!Wenn es vorbei ist, dann geh! Gieße keine Blume mehr, die längst verblüht ist!
Bittiğinde git ! Solmuş bir çiçeği sulamaya devam etme!Wenn es vorbei ist, dann geh! Gieße keine Blume mehr, die längst verblüht ist.
Clara Oswald'ın solmuş bir portresini görür.Il trouve un portrait de Clara Oswald usé au mur.
Bir kısmımız nasıl yanmış, nasıl lanetlenmiş olmalı ki, Böyle bir tohum toprağında solmuş...Cómo quemado, ¿cómo debe esta arruinada nuestra parte, Si semilla como esta se secará en su suelo. ...
Bir kısmımız nasıl yanmış, nasıl lanetlenmiş olmalı ki, Böyle bir tohum toprağında solmuş...Minä kiroon sen jonka takia minä jouduin tähän ammuttavaksi.
Renkleri solmuş ve cilaları sönükleşmiştir.Barve so zelo svetle, obrisi pa zamegljeni.
Dişiler, genç kuşlar ve kışları erkekler, bu tonların solmuş renkli görünümüne sahiptirler.Samice, mladiči in samci pozimi imajo manj črne.
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.이것은 표백된 산호입니다. 이 산호는 1982년-1983년에 일어난 엘니뇨 현상 때에 죽었습니다.
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.1982-83年のエル・ニーニョで死にました チャンピオン島にある
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.Acesta este un coral înălbit, coral care a murit în fenomenul El Nino din 1982-'83.
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.Das ist eine gebleichte Koralle, die während des El Nino 1982/83 gestorben ist.
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.Đây là một cây san hô bị phai màu nó chết trong trận El Nino khoảng năm 1982-83
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.Dit is een gebleekt koraal, een koraal dat afstierf tijdens de El Niño van 1982-'83.
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.Este es un coral blanqueado, un coral que murió durante El Niño de 1982, 1983.
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.Ez egy kifehéredett korall, amely az 1982-83-as El Nino során pusztult el.
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.Il s'agit d'un corail blanchi, mort au cours du El Nino de 1982-83.
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.Ini adalah terumbu karang yang telah memutih, karang yang mati saat El Nino pada tahun 1982-83.
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.Isto é um coral branqueado, é coral que morreu durante o El Niño de 1982-83.
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.Questo è un corallo scolorito, un corallo che è morto durante El Nino del 1982-83.
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.To wybielony koralowiec, który zginął podczas El Nino w latach 1982-1983.
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.Αυτό είναι κοράλλι που υπέστη λεύκανση, κοράλλι που πέθανε κατά τον Ελ Νίνιο του 1982-83.
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.Това е избелен корал, корал, който е умрял по времето на Ел Ниньо през 1982-1983.
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.Это обесцвеченные кораллы, кораллы, которые погибли во время Эль-Ниньо 1982-83 годов.
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.זה אלמוג שהולבן, אלמוג שמת במהלך ה'אל ניניו' של 1982-83.
Bu 1982-83 yılındaki El Nino sırasında ölen solmuş bir mercan.هذا هو المرجان الأبيض، المرجان الذي مات في النينو 1982-83".
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.Als je deze vrouwen op straat in hun verschoten kleren tegenkwam, zou je ze als arm en eenvoudig afdoen.
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.Kdybyste ty ženy viděli na ulici v jejich zašlém oblečení, mohli byste je mylně považovat za chudé a hloupé.
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.여러분이 빛바랜 옷을 입은 이 분들을 거리에서 봤다면 아마도 가난하고 평범한
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.Se vedeste queste donne per strada nei loro abiti sbiaditi, potreste ignorarle in quanti povere e semplici.
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.Se vissem estas mulheres na rua com as suas roupas gastas, poderiam tomá-las por pobres e simples.
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.Si vieran a estas mujeres por la calle con sus ropas desteñidas, quizá las tacharían de pobres y humildes.
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.Якщо ви побачите цих жінок на вулиці в їх старенькому одязі то скажете що це звичайні біднячки
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.אם הייתם רואים את הנשים האלו ברחוב בבגדים הדהויים שלהן, הייתם פותרים אותן
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.ان رأيت أؤلئك النسوة في الطريق في ملابسهن الفضفاضة سوف تظن أنهن ..
Bu kadınları solmuş giysileriyle sokakta görseydiniz, onları fakir ve basit olarak düşünebilirdiniz.色あせていたので 街中で見たら 地味で- 質素な人たちに思われがちですが
Hikayem kurutulmuş solmuş ıspanak bitkisiyle başladı ve oradan çok iyi bir yere gitti.Afinal de contas, a minha história começa com um espinafre seco e murcho, e desde então só tem melhorado.
Hikayem kurutulmuş solmuş ıspanak bitkisiyle başladı ve oradan çok iyi bir yere gitti.Dopotutto la mia storia è iniziata con una pianta di spinaci avvizzita, e da lì in poi è stata un crescendo.
Hikayem kurutulmuş solmuş ıspanak bitkisiyle başladı ve oradan çok iyi bir yere gitti.어쨌던, 제 이야기는 말라 비틀어진 시금치로 시작해서 거기서 발전하는 것이었습니다.
Hikayem kurutulmuş solmuş ıspanak bitkisiyle başladı ve oradan çok iyi bir yere gitti.Konec konců, můj příběh začal s vysušenou, scvrklou rostlinou špenátu, a od té doby to je jen lepší.
Hikayem kurutulmuş solmuş ıspanak bitkisiyle başladı ve oradan çok iyi bir yere gitti.Mijn verhaal begint met een droge, dorre spinazieplant en het wordt daarna alleen maar beter.
Hikayem kurutulmuş solmuş ıspanak bitkisiyle başladı ve oradan çok iyi bir yere gitti.Până la urmă povestea mea a început cu o plantă uscată de spanac şi de acolo devine din ce în ce mai bună.
Hikayem kurutulmuş solmuş ıspanak bitkisiyle başladı ve oradan çok iyi bir yere gitti.В крайна сметка историята ми започва с един изсъхнал, повяхнал стрък спанак и оттук натам става все по-хубава.
Hikayem kurutulmuş solmuş ıspanak bitkisiyle başladı ve oradan çok iyi bir yere gitti.Моя история начинается с засохшего шпината, но потом она становится гораздо лучше.
Hikayem kurutulmuş solmuş ıspanak bitkisiyle başladı ve oradan çok iyi bir yere gitti.אחרי הכל, הסיפור שלי מתחיל בצמח תרד מיובש וכמוש וזה רק נהיה יותר טוב משם.
Hikayem kurutulmuş solmuş ıspanak bitkisiyle başladı ve oradan çok iyi bir yere gitti.و رغم ذلك, قصتي تبدأ بـ نبتة سبانخ جافة و ذابلة .و كان الأمر يتحسن منذ ذلك الحين
Hikayem kurutulmuş solmuş ıspanak bitkisiyle başladı ve oradan çok iyi bir yere gitti.しなびたホウレンソウから始まったんですから それ以上悪くなることはありません ありがとうございました
Onlar adaletsizliğin solduran ateşinde solmuşlardı.희망의 횃불로 다가왔습니다.
Seninle tanışmadan kadar solmuş kadar, ve külleri gibi kuru hissettim.당신을 만나기 전까지는 쇠퇴까지가, 그리고 잿더미처럼 건조한 느낌.
Seninle tanışmadan kadar solmuş kadar, ve külleri gibi kuru hissettim.حتى ذبلت ، وشعر الجاف مثل الرماد ، حتى قابلتك.
Seninle tanışmadan kadar solmuş kadar, ve külleri gibi kuru hissettim.そして、あなたは私を愛し、 - なぜ、それはほとんど死んでから一を上げるようなものだった!
Yaprakları solmuş yabanıl fıstık ağacına, Susuz bahçeye döneceksiniz.Budete zajisté jako dub, s něhož lístí prší, a jako zahrada, v níž vody není.
Yaprakları solmuş yabanıl fıstık ağacına, Susuz bahçeye döneceksiniz.căci veţi fi ca un terebint cu frunzele ofilite, ca o grădină care n'are apă.
Yaprakları solmuş yabanıl fıstık ağacına, Susuz bahçeye döneceksiniz.Car vous serez comme un térébinthe au feuillage flétri, Comme un jardin qui n`a pas d`eau.
Yaprakları solmuş yabanıl fıstık ağacına, Susuz bahçeye döneceksiniz.És hasonlatosok lesztek az elhullott levelû terpentinfához, és a víz nélkül való kerthez: