Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Okno v gostilno je bil nenadoma razbil leta, in tam je kričal in teče sem in tja na ulici.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Okno w karczmie nagle rozbił, a tam był krzyk i działa tam iz powrotem na ulicy.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Вікна заїжджого двору раптом розбив в, і не було кричати і працює взад і вперед по вулиці.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Изведнъж се разби в прозореца на кръчмата, и имаше крещят и тичане насам-натам по улицата.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.Окна постоялого двора вдруг разбил в, и не было кричать и работает взад и вперед по улице.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.وقد حطمت نافذة فجأة نزل فيه ، وكان هناك صراخ والجري جيئة وذهابا في الشارع.
Hanın pencere aniden paramparça edildi ve bir çığlık ve çalışıyor. ve sağa sola sokakta.通りにまで行ったり来たり。 警官は誰だった見たいcraning、見つめる長いすの上に立っていた
Hemen hemen bütün kızların iç çamaşırları yağıyor, sokakta yürürken.Doslova prší dámské spodní prádlo když jde dole po ulici.
Hemen hemen bütün kızların iç çamaşırları yağıyor, sokakta yürürken.Het regent praktisch onderkledingstukken van vrouwen, Wanneer hij beneden in de straat loopt.
Hemen hemen bütün kızların iç çamaşırları yağıyor, sokakta yürürken.Ko gre po ulici, spodnje hlačke kar dežujejo.
Hemen hemen bütün kızların iç çamaşırları yağıyor, sokakta yürürken.Le Ilueve ropa interior femenina... cuando camina por la calle.
Hemen hemen bütün kızların iç çamaşırları yağıyor, sokakta yürürken.Nó là thực tế mưa lót của phụ nữ khi ông đi xuống các đường phố.
Hemen hemen bütün kızların iç çamaşırları yağıyor, sokakta yürürken.Practic plouă cu lenjerie de femei când merge pe stradă.
Hemen hemen bütün kızların iç çamaşırları yağıyor, sokakta yürürken.Κυριολεκτικά, βρέχει γυναικεία εσώρουχα όταν περπατάει στον δρόμο.
Her sokakta, camları kırık evler ya da "satılık" ilanları çıkıyor karşınıza.En cada calle, están surgiendo decenas de casas vacías con ventanas rotas, o con carteles de ‘Se vende’.
Her sokakta, camları kırık evler ya da "satılık" ilanları çıkıyor karşınıza.In ogni strada ci sono decine di case vuote con le finestre rotte e il cartello “in vendita”.
Her sokakta, camları kırık evler ya da "satılık" ilanları çıkıyor karşınıza.Больше, чем где-либо еще в Португалии, Порто превращается в город-призрак.
Hey, sokaktan aşağıya yürüyordum ve gökyüzü maviydi.Hei, mergeam pe strada si cerul era albastru.
Hey, sokaktan aşağıya yürüyordum ve gökyüzü maviydi.Hey, ich bin der Straße entlang gelaufen und der Himmel war blau.
Hey, sokaktan aşağıya yürüyordum ve gökyüzü maviydi.Hey, stavo camminando per la strada ed il cielo era azzurro.
Hey, sokaktan aşağıya yürüyordum ve gökyüzü maviydi.Hola, estaba caminando por la calle y el cielo era azul.
Hey, sokaktan aşağıya yürüyordum ve gökyüzü maviydi.Ik liep door de straat en de lucht was blauw.
Hey, sokaktan aşağıya yürüyordum ve gökyüzü maviydi.J'étais en train de marcher dans la rue et le ciel était bleu.
Hey, sokaktan aşağıya yürüyordum ve gökyüzü maviydi.저, 흠..그냥 하늘이 파랗고 좋아서 길을 걷고 있었고
Hey, sokaktan aşağıya yürüyordum ve gökyüzü maviydi.Này tôi đang đi dạo phố và trời rất xanh
Hey, sokaktan aşağıya yürüyordum ve gökyüzü maviydi.Wiesz, szedłem dzisiaj ulicą, podziwiałem niebo.
Hey, sokaktan aşağıya yürüyordum ve gökyüzü maviydi.Вървях си по улицата и небето е синьо.
Hey, sokaktan aşağıya yürüyordum ve gökyüzü maviydi.Знаешь, я шел по улице, и небо было синим.
Hey, sokaktan aşağıya yürüyordum ve gökyüzü maviydi.היי, אז הלכתי לי ברחוב והשמיים כחולים
Hey, sokaktan aşağıya yürüyordum ve gökyüzü maviydi.اسمعي, كنت امشي في الطريق وكانت السماء زرقاء.
Hey, sokaktan aşağıya yürüyordum ve gökyüzü maviydi.娘さんがサッカーの練習で足を骨折したよ
Hey.Sokakta neden böyle konuşuyorsun?Hei. Kenapa kau bicara seperti ini di jalanan?
Hey.Sokakta neden böyle konuşuyorsun?Hej. Dlaczego mówisz tak na ulicy?
Hey.Sokakta neden böyle konuşuyorsun?Hej. Zakaj tako govoriš na ulici?
Hey.Sokakta neden böyle konuşuyorsun?Hé. Waarom doe je zo?
Hey.Sokakta neden böyle konuşuyorsun?Hey. Warum sprichst du so auf der Straße?
Hey.Sokakta neden böyle konuşuyorsun?Này, sao em lại nói to thế giữa phố chứ?
Hey.Sokakta neden böyle konuşuyorsun?Yah. De ce vorbesti asa cu mine in mijlocul strazii ?
Hey.Sokakta neden böyle konuşuyorsun?Yah. Perché parlì così per strada?
Hey.Sokakta neden böyle konuşuyorsun?Yah. Pourquoi tu parles comme ça dans la rue ?
Hey.Sokakta neden böyle konuşuyorsun?Yah. VArför pratar du så här mitt i gatan?
Hey.Sokakta neden böyle konuşuyorsun?Έι. Γιατί μιλάς έτσι μες στη μέση του δρόμου;
Hey.Sokakta neden böyle konuşuyorsun?Эй. Почему ты так разговариваешь посреди улицы?
Hey.Sokakta neden böyle konuşuyorsun??למה את צועקת ברחוב
Hey.Sokakta neden böyle konuşuyorsun?مهلا. لماذا أنت تتحدث مثل هكذا في الشارع؟
Hey.Sokakta neden böyle konuşuyorsun?みっともない
-Hiçbir yabancı geceyi sokakta geçirmezdi, Çünkü kapım her zaman yolculara açıktı-(A jövevény nem hált az utczán, ajtóimat az utas elõtt megnyitám.)
-Hiçbir yabancı geceyi sokakta geçirmezdi, Çünkü kapım her zaman yolculara açıktı-Aldri måtte en fremmed ligge utenfor mitt hus om natten; jeg åpnet mine dører for den veifarende.
-Hiçbir yabancı geceyi sokakta geçirmezdi, Çünkü kapım her zaman yolculara açıktı-All'aperto non passava la notte lo straniero e al viandante aprivo le mie porte
-Hiçbir yabancı geceyi sokakta geçirmezdi, Çünkü kapım her zaman yolculara açıktı-Bo gość nie nocował na dworze, a drzwi moje otwierałem podróżnemu.
-Hiçbir yabancı geceyi sokakta geçirmezdi, Çünkü kapım her zaman yolculara açıktı-Dacă petrecea străinul noaptea afară, dacă nu mi-aş fi deschis uşa să intre călătorul;
-Hiçbir yabancı geceyi sokakta geçirmezdi, Çünkü kapım her zaman yolculara açıktı-Draußen mußte der Gast nicht bleiben, sondern meine Tür tat ich dem Wanderer auf.
-Hiçbir yabancı geceyi sokakta geçirmezdi, Çünkü kapım her zaman yolculara açıktı-(el forastero no pasaba la noche en la calle, pues yo abría mis puertas al caminante)
-Hiçbir yabancı geceyi sokakta geçirmezdi, Çünkü kapım her zaman yolculara açıktı-Främlingen behövde ej stanna över natten på gatan, mina dörrar lät jag stå öppna utåt vägen.
-Hiçbir yabancı geceyi sokakta geçirmezdi, Çünkü kapım her zaman yolculara açıktı-ik heb echter nooit een vreemde bij de deur weggestuurd, maar altijd iedereen met open armen ontvangen)
-Hiçbir yabancı geceyi sokakta geçirmezdi, Çünkü kapım her zaman yolculara açıktı-나그네로 거리에서 자게 하지 아니하고 내가 행인에게 내 문을 열어 주었었노라
-Hiçbir yabancı geceyi sokakta geçirmezdi, Çünkü kapım her zaman yolculara açıktı-Muukalaisen ei tarvinnut yötä ulkona viettää; minä pidin oveni auki tielle päin.
-Hiçbir yabancı geceyi sokakta geçirmezdi, Çünkü kapım her zaman yolculara açıktı-na ulicah ni bilo treba prenočevati tujcu, duri svoje sem odprl popotniku –
-Hiçbir yabancı geceyi sokakta geçirmezdi, Çünkü kapım her zaman yolculara açıktı-Nebo vně nenocoval host, dvéře své pocestnému otvíral jsem.
-Hiçbir yabancı geceyi sokakta geçirmezdi, Çünkü kapım her zaman yolculara açıktı-nej, den fremmede lå ej ude om Natten, jeg åbned min Dør for Vandringsmænd.