Bağırıp çağırmayacak, Sokakta sesini yükseltmeyecek.Vpil ne bo, ne hrupa napravljal, in glas njegov se ne bo čul po ulicah.
Bağırıp çağırmayacak, Sokakta sesini yükseltmeyecek.Δεν θελει φωναξει ουδε θελει ανακραξει ουδε θελει καμει την φωνην αυτου να ακουσθη εν ταις οδοις.
Bağırıp çağırmayacak, Sokakta sesini yükseltmeyecek.не возопиет и не возвысит голоса Своего, и не даст услышать его на улицах;
Bağırıp çağırmayacak, Sokakta sesini yükseltmeyecek.Няма да извика, нито ще издигне високо гласа си, Нито ще го направи да се чуе навън.
Bağırıp çağırmayacak, Sokakta sesini yükseltmeyecek.לא יצעק ולא ישא ולא ישמיע בחוץ קולו׃
Bağırıp çağırmayacak, Sokakta sesini yükseltmeyecek.لا يصيح ولا يرفع ولا يسمع في الشارع صوته.
Bağırıp çağırmayacak, Sokakta sesini yükseltmeyecek.他 不 喧 嚷 、 不 揚 聲 、 也 不 使 街 上 聽 見 他 的 聲 音
Bağırıp çağırmayacak, Sokakta sesini yükseltmeyecek.他 不 喧嚷 、 不 揚聲 、 也 不 使 街上 聽見 他 的 聲音
Bazen de tartaklanırdım. Sokaktan geçen arabalardan bağıran insanlar olurduПорой ко мне приставали, кричали из проезжающих машин:
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Aku pernah mendengar suara itu sebelumnya," kata Holmes, menatap ke jalan remang-remang.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Am auzit că înainte de voce", a declarat Holmes, cu ochii în jos pe strada slab luminate.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."나는 그 목소리가 전에 들어본 적이,"홈즈는 dimly 조명 거리를 내려다보고했다.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Eu já ouvi essa voz antes", disse Holmes, olhando para a rua mal iluminada.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Hallottam, hogy hangot előtt," mondta Holmes, bámult le a félhomályos utcán.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."He oído que la voz de antes", dijo Holmes, mirando por la calle con poca luz.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Ho sentito questa voce", ha detto Holmes, guardando in fondo alla strada scarsamente illuminata.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Ich habe diese Stimme schon einmal gehört", sagte Holmes und starrte den spärlich beleuchteten Straße.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Ik heb die stem eerder gehoord", zei Holmes, starend naar beneden de schaars verlichte straat.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Jag har hört att rösten tidigare", sade Holmes och stirrade ner i svagt upplysta gatan.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."J'ai entendu cette voix", dit Holmes, en regardant dans la rue mal éclairée.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Jeg har hørt den stemme før," sagde Holmes og stirrede ned ad svagt oplyste gade.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Olen kuullut tuon äänen ennen", sanoi Holmes, tuijottaen alas hämärässä kadulla.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Počul som, že hlas predtým," povedal Holmes, hľadíme do sporo osvetlenej ulice.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Slišal sem, da glas prej," je dejal Holmes, strmel navzdol slabo osvetljenem ulici.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Slyšel jsem, že hlas předtím," řekl Holmes, hledíme do spoře osvětlené ulice.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Słyszałem, że głos przed," powiedział Holmes, wpatrując się słabo oświetlonych ulic.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Tôi đã nghe giọng nói trước khi nói Holmes, nhìn chằm chằm xuống các đường phố sáng lờ mờ.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Έχω ακούσει αυτή τη φωνή πριν", είπε ο Χολμς, κοιτάζοντας κάτω την αμυδρά φωτισμένο δρόμο.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Чувал съм този глас преди", заяви Холмс, гледайки надолу слабо осветена улица.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Я слышал, что голос раньше", сказал Холмс, глядя вниз, тускло освещенной улице.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."Я чув, що голос раніше", сказав Холмс, дивлячись вниз, тьмяно освітленої вулиці.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."שמעתי את הקול הזה לפני," אמר הולמס, בוהה במורד הרחוב האפלולי.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."لقد سمعت هذا الصوت من قبل" ، وقال هولمز ، ويحدق في الشارع الخافتة.
"Ben bu sesi daha önce de duymuştum," Holmes, loş ışıklı sokaktan aşağı doğru bakarak söyledi."今、私は誰がされている可能性がデュースのだろう。"
Ben deneyimlii bir adamım, deneyimli islami liderler sokaktaki insanlara örnek olmalı.Je suis un homme pratique, et pour être pratiques, les leaders religieux doivent porter leur message aux rues.
Ben deneyimlii bir adamım, deneyimli islami liderler sokaktaki insanlara örnek olmalı.전 현실적인 사람이고, 현실적이려고 노력합니다. 종교 지도자들은 메세지를 거리로 전파해야 합니다.
Ben deneyimlii bir adamım, deneyimli islami liderler sokaktaki insanlara örnek olmalı.Sono un uomo pratico e i religiosi, per essere pratici, devono diffondere il loro messaggio.
Ben deneyimlii bir adamım, deneyimli islami liderler sokaktaki insanlara örnek olmalı.Sou um homem prático, e para ser prático, líderes religiosos devem levar a sua mensagem para as ruas.
Ben deneyimlii bir adamım, deneyimli islami liderler sokaktaki insanlara örnek olmalı.Soy un hombre práctico, y para ser prácticos, los líderes religiosos deben llevar su mensaje a las calles.
Ben deneyimlii bir adamım, deneyimli islami liderler sokaktaki insanlara örnek olmalı.Sunt un om practic, si pentru a fi practici, liderii spirituali trebuie sa duca mesajele lor pe strada.
Ben deneyimlii bir adamım, deneyimli islami liderler sokaktaki insanlara örnek olmalı.Я человек действия, а в религии действовать - значит доносить свое послание до всех людей.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.Ich war zufällig ihn auf der Straße treffen in der Nacht seiner Herrschaft wurde verhaftet.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.Ik toevallig om hem te ontmoeten in de straat 's nachts zijn heerschappij werd gearresteerd.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.Il m'est arrivé de le rencontrer dans la rue la nuit sa seigneurie a été arrêté.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.I sa întâmplat să-l întâlnesc pe stradă în noaptea domniei lui a fost arestat.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.Jag råkade möta honom på gatan på natten hans herravälde greps.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.Jaz se je zgodilo, da ga spoznam na ulici ponoči njegovo gospostvo je bil aretiran.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.Jeg mødte ham på gaden den nat, hans herredømme blev anholdt.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.나는 그의 절대로 체포되던 날 밤 길거리에서 그를 우연히 만난 거죠.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.Mi è capitato di incontrarlo per strada la notte è stato arrestato la sua signoria.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.Náhodou jsem se s ním setkat na ulici v noci jeho lordstvo byl zatčen.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.Náhodou som sa s ním stretnúť na ulici v noci jeho lordstvo bol zatknutý.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.Satuin tapaamaan häntä kadulla yöllä hänen herruuden pidätettiin.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.Saya kebetulan bertemu dengannya di jalan malam beliau ditangkap.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.Tôi tình cờ gặp ông ta trên đường phố đêm chủ quyền của mình đã bị bắt.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.Véletlenül, hogy találkozz vele az utcán az éjszaka őlordsága letartóztatták.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.Zdarzyło mi się spotkać go na ulicy w nocy Jego panowanie został aresztowany.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.Έτυχε να τον συναντήσω στο δρόμο τη νύχτα εξοχότητα του συνελήφθη.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.Аз се случи да се срещне с него на улицата през нощта, господство му е бил арестуван.
Ben sokakta onu karşılamak için beyliği tutuklandı gece oldu.Я випадково зустрів його на вулиці вночі його світлість був заарештований.