Kuzey, doğu - Inlanders tüm şeritleri ve sokaklar, caddeler ve sokaklar geliyor güney ve batı.Inlanders všetky, ktoré pochádzajú z cesty a uličky, ulice a cesty - sever, východ, Juh a západ.
Kuzey, doğu - Inlanders tüm şeritleri ve sokaklar, caddeler ve sokaklar geliyor güney ve batı.Inlanders wszystkich, pochodzą one z pasów i zaułki, ulice i aleje - północ, wschód, na południe i zachód.
Kuzey, doğu - Inlanders tüm şeritleri ve sokaklar, caddeler ve sokaklar geliyor güney ve batı.Inlanders все, вони відбуваються з провулків і алей, вулиць та проспектів - північ, схід, південь і захід.
Kuzey, doğu - Inlanders tüm şeritleri ve sokaklar, caddeler ve sokaklar geliyor güney ve batı.Inlanders всего, они происходят из переулков и аллей, улиц и проспектов - север, восток, юг и запад.
Kuzey, doğu - Inlanders tüm şeritleri ve sokaklar, caddeler ve sokaklar geliyor güney ve batı.Inlanders всички те идват от алеи и алеи, улици и булеварди - север, изток, юг и запад.
Kuzey, doğu - Inlanders tüm şeritleri ve sokaklar, caddeler ve sokaklar geliyor güney ve batı.Inlanders كل شيء ، فهي تأتي من الممرات والأزقة والشوارع والطرق -- الشمال والشرق ،
Kuzey, doğu - Inlanders tüm şeritleri ve sokaklar, caddeler ve sokaklar geliyor güney ve batı.Todos os sertanejos, eles vêm de pistas e becos, ruas e avenidas - norte, leste, sul e oeste.
Kuzey, doğu - Inlanders tüm şeritleri ve sokaklar, caddeler ve sokaklar geliyor güney ve batı.כל לפנים היבשת, הם באים בשבילים ובסמטאות, רחובות ושדרות - צפון, מזרח,
Kuzey, doğu - Inlanders tüm şeritleri ve sokaklar, caddeler ve sokaklar geliyor güney ve batı.南、西。まだここで彼らがすべて団結。
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.A legenda szerint Laennec párizsi sétáján meglátott két, bottal játszó gyereket.
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.Diz-se que Laennec estava a caminhar pelas ruas de Paris e viu duas crianças a brincar com um pau.
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.레넥이 파리에서 길을 가고 있을 때 막대를 가지고 놀 던 두 아이를 봤었습니다
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.Laennac, menurut cerita, berjalan di jalanan kota Paris dan melihat dua anak bermain dengan tongkat.
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.Laennec, dit-on, se promenait dans les rues de Paris et a vu deux enfants jouer avec un bâton.
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.Laennec, người ta kể, đang đi bộ trên đường phố Paris, và thấy hai đứa trẻ đang chơi một cái gậy.
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.Laennec, sägs det, gick på gatorna i Paris och såg två barn som lekte med en pinne.
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.Laennec, se spune, mergea pe străzile din Paris şi a văzut doi copii jucându-se cu un băţ.
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.Laennec, si dice, camminando per le strade di Parigi vide due bambini che giocavano con un bastone.
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.Laennec, siges det, spadserede i Paris' gader og så to børn lege med en pind.
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.Men vertelt dat Laennec in de straten van Parijs twee kinderen zag spelen met een stok.
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.Mówi się, że Laennec przechodząc ulicami Paryża zobaczył dwójkę dzieci bawiących się patykiem.
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.Říká se, že Laennec šel po pařížské ulici a uviděl děti hrající si s klackem.
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.Se dice que Laennec caminaba por París cuando vio a 2 niños jugando con un palo.
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.Историята гласи, че Лаенек се разхождал по парижките улици и вижда две деца да играят с една пръчка.
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.По легенде, Лаэннек шёл по улицам Парижа и увидел двух детей, играющих с палкой.
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.מספרים שלאינק היה מתהלך ברחובות פריז והוא ראה שני ילדים משחקים במקל.
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.ويقال بأن لينيك كان يتمشى في شوارع باريس ورأى طفلين يلعبان بعصا
Laennec, söylendiğine göre, Paris sokaklarında yürürken iki çocuğun bir sopayla oynadıklarını görür.棒で遊んでいる二人の子供を見かけました 一人が端っこを引っかいて
#Lebanon (Lübnan) sokaklarında yaşayan ve çalışan 1500 çocuktan %73'ü #Syria (Suriye) mültecileri.73% de los 1,500 niños viviendo y trabajando en las calles de Líbano son refugiados de Siria.
#Lebanon (Lübnan) sokaklarında yaşayan ve çalışan 1500 çocuktan %73'ü #Syria (Suriye) mültecileri.73% des 1 500 enfants qui vivent et travaillent dans les rues du #Liban sont des réfugiés syriens.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Ad un certo punto bastava camminare per Londra per essere sopraffatti dal tanfo.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Als je in die tijd door Londen liep, werd je gewoon bedwelmd door een vreselijke stank.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Así bien, si caminaban por Londres en esta época quedarían abrumados por este terrible olor.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Če bi v tistem času hodili po Londonu, bi vas šokiral neznosen smrad.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Deci, mergeai prin Londra în momentul ăsta şi erai copleşit de această duhoare.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Donc, vous marchiez dans Londres à ce moment-là et vous étiez accablé par cette puanteur.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Így, ha valaki körbejárja ekkor Londont, egyszerűen letaglózza a bűz.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Jadi, jika Anda berjalan di London pada saat itu dan merasa kewalahan dengan bau busuk ini.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.그래서 여러분이 당시의 런던 시내를 돌아다닌다면 순식간에 악취에 압도될 것입니다.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Man spazierte also in London umher und war überwältigt von diesem Gestank.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Se andássemos por Londres, nesse tempo, ficaríamos siderados com o cheiro pestilento.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Tak więc chodzą po Londynie w tamtym okresie było się przytłoczonym smrodem.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Περπατούσες λοιπόν τότε στο Λονδίνο και συγκλονιζόσουν απ' αυτή τη δυσοσμία.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Значи, в онзи момент, докато просто вървите из Лондон, просто щяхте да сте смазани от тази воня.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.Итак, в те времена стоило вам только пройтись по Лондону - вы просто погружались в зловоние.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.ואז גררו אותן אל מרתיח העצמות שבהמשך הרחוב.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.لذا, فبمجرد أن تبدأ تجوالك في مدينة لندن في تلك الأيام حتى تطغي عليك الروائح النتنة من كل صوب.
Londra'da bu dönemde sokaklarda gezindiğinizde, bu kokuyla aşırı derecede boğulmuş olurdunuz.その悪臭に驚愕したことでしょう 最終的には新興の公共保健当局が
Londra sokaklarında isyanlar,대양이 산성화하고,
Londra sokaklarında isyanlar,lorsque les océans s'acidifiaient,
Londra sokaklarında isyanlar,Toen de oceanen verzuurden?
Londra sokaklarında isyanlar,כאשר האוקיינוסים הלכו והחמצנו,
Londra sokaklarında isyanlar,حين كانت المحيطات تتحمض،
Londra sokaklarında isyanlar,食糧価格 原油価格が高騰し
Medyalarında, sokaklarında bir tartışma sürüp gidiyor.A v médiách a na uliciach sa rozvíja diskusia.
Medyalarında, sokaklarında bir tartışma sürüp gidiyor.많은 사람들이, 미디어에서, 길거리에서 토론이 벌어지고 있습니다.
Medyalarında, sokaklarında bir tartışma sürüp gidiyor.Nawet wiele osób, co wywołało debatę w mediach, pośród przeciętnych ludzi.
Medyalarında, sokaklarında bir tartışma sürüp gidiyor.Viele Menschen dort diskutieren in den Medien, auf den Straßen.
Medyalarında, sokaklarında bir tartışma sürüp gidiyor.הרבה אנשים בהן, ומתנהל דיון בתקשורת שלהם, ברחובות.
Medyalarında, sokaklarında bir tartışma sürüp gidiyor.كثير من الناس في نفوسهم ، وهناك نقاش يدور في وسائل إعلامها، في الشوارع.