sofra ile cümle

sofra kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Çevremizdeki uluslardan bize gelenlerin dışında Yahudilerden ve yetkililerden yüz elli kişi soframa otururdu.除了 從 四 圍 外邦 中來 的 猶大人 以外 、 有 猶大 平民 和 官長 、 一百五十 人 在 我 席上 喫飯
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.A David dí: Budiž jim stůl jejich osidlem a pastmi a pohoršením i spravedlivým odplacením.
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.A Dávid hovorí: Nech im je ich stôl osídlom a pascou, kameňom úrazu a odplatou.
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.A Dawid mówi: Niechaj im będzie stół ich sidłem i ułowieniem i otrąceniem i odpłatą.
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.Dávid is ezt mondja: Legyen az õ asztaluk tõrré, hálóvá, botránkozássá és megtorlássá.
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.E Davide dice: e un inciampo e serva loro di giusto castigo
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.E Davi diz: Torne-se-lhes a sua mesa em laço, e em armadilha, e em tropeço, e em retribuição;
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.In David pravi: „Naj jim postane njih miza za zanko in za lov in za spotiko in za povračilo;
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.Ja Daavid sanoo: "Tulkoon heidän pöytänsä heille paulaksi ja ansaksi ja lankeemukseksi ja kostoksi,
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.또 다윗이 가로되 저희 밥상이 올무와 덫과 거치는 것과 보응이 되게 하옵시고
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.Lại , Ða vít có nói : Ước gì bàn tiệc của họ trở_nên bẫy Lưới , nên dịp vấp chơn và sự phạt công_bình cho họ ;
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.Lại, Ða vít có nói: Ước gì bàn tiệc của họ trở nên bẫy Lưới, nên dịp vấp chơn và sự phạt công bình cho họ;
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.Og David sier: La deres bord bli dem til en strikke og en snare og en felle og en gjengjeldelse for dem!
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.Og David siger: "Deres Bord vorde til Snare og til Fælde og til Anstød og til Gengældelse for dem;
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.Que leur table soit pour eux un piège, Un filet, une occasion de chute, et une rétribution!
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.Y David dice: Que su mesa se convierta en trampa y red, en tropezadero y retribución para ellos
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.Защото на вас, които бяхте езичници, казвам, че понеже съм апостол на езичниците, аз славя моята служба,
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.И Давид говорит: да будет трапеза их сетью, тенетами и петлею в возмездие им;
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.І Давид глаголе: Нехай буде трапеза їх на сїть і на ловитву, і на поблазнь, і на відплату їм.
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.ודוד הוא אמר יהי שלחנם לפח ולרשת ולמוקש ולשלומים להם׃
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.وداود يقول لتصر مائدتهم فخا وقنصا وعثرة ومجازاة لهم.
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.大 衛 也 說 、 『 願 他 們 的 筵 席 變 為 網 羅 、 變 為 機 檻 、 變 為 絆 腳 石 、 作 他 們 的 報 應
Davut da şöyle diyor: ‹‹Sofraları onlara tuzak, Kapan, tökez ve ceza olsun.大衛 也 說 、 『 願 他 們 的 筵席 變為網羅 、 變為機檻 、 變為絆腳 石 、 作 他 們的報應
Deđilsin. >- Hadi gelin sofraya!Πάντα πρέπει να με μπλέκεις σε καβγάδες; Με πληγώνεις.
Deđilsin. >- Hadi gelin sofraya!Винаги ли ще ми докарваш бели на главата? Обиждаш ме.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.(22:5) Ты приготовил предо мною трапезу в виду врагов моих; умастил елеем голову мою; чаша моя преисполнена.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Asztalt terítesz nékem az én ellenségeim elõtt; elárasztod fejem olajjal; csordultig van a poharam.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Chúa dọn bàn cho tôi Trước mặt kẻ thù nghịch tôi; Chúa xức dầu cho đầu tôi, Chén tôi đầy tràn.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Chúa dọn bàn cho tôi Trước mặt kẻ thù_nghịch tôi ; Chúa xức dầu cho đầu tôi , Chén tôi đầy tràn .
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Du dekker bord for mig like for mine fienders øine, du salver mitt hode med olje; mitt beger flyter over.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.I mine Fjenders Påsyn dækker du Bord for mig, du salver mit Hoved med Olie, mit Bæger flyder over.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.주께서 내 원수의 목전에서 내게 상을 베푸시고 기름으로 내 머리에 바르셨으니 내 잔이 넘치나이다
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Pripravuješ predo mnou stôl pred mojimi protivníkmi; olejom mažeš bohate moju hlavu; môj pohár preteká.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Tu dresses devant moi une table, En face de mes adversaires; Tu oins d`huile ma tête, Et ma coupe déborde.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.תערך לפני שלחן נגד צררי דשנת בשמן ראשי כוסי רויה׃
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.‎ترتب قدامي مائدة تجاه مضايقيّ. مسحت بالدهن راسي. كاسي ريا‎.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.在 我 敵 人 面 前 、 你 為 我 擺 設 筵 席 . 你 用 油 膏 了 我 的 頭 、 使 我 的 福 杯 滿 溢
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.在 我敵人 面前 、 你 為 我 擺設 筵席 . 你 用 油膏 了 我 的 頭 、 使我 的 福杯 滿溢
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.(127:3) Жена твоя, как плодовитая лоза, в доме твоем; сыновья твои, как масличные ветви, вокруг трапезы твоей:
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.Din hustru er som et fruktbart vintre der inne i ditt hus, dine barn som oljekvister rundt om ditt bord.
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.Feleséged, mint a termõ szõlõ házad belsejében; fiaid, mint az olajfacsemeték asztalod körül.
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.네 집 내실에 있는 네 아내는 결실한 포도나무 같으며 네 상에 둘린 자식은 어린 감람나무 같으리로다
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.Manželka tvá jako vinný kmen plodný po bocích domu tvého, dítky tvé jako mladistvé olivoví vůkol stolu tvého.
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.Som en frugtbar Vinranke er din Hustru inde i dit Hus, som Oliekviste er dine Sønner rundt om dit Bord.
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.Tvoja žena bude jako plodný vinič vo vnútri tvojho domu, tvoji synovia ako mladistvé olivy vôkol tvojho stola.
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.Uw vrouw die bij u woont, zal vruchtbaar zijn; uw zonen zitten bij u aan tafel.
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.Žena tvoja bode kakor trta rodovitna znotraj v hiši tvoji, otroci tvoji kakor oljkovo mladje okrog mize tvoje.
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.Жена ти ще бъде като плодовита лоза всред дома ти, Чадата ти като маслинени младоци около трапезата ти,
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.אשתך כגפן פריה בירכתי ביתך בניך כשתלי זיתים סביב לשלחנך׃
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.‎امرأتك مثل كرمة مثمرة في جوانب بيتك. بنوك مثل غروس الزيتون حول مائدتك‎.
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.你 妻 子 在 你 的 內 室 、 好 像 多 結 果 子 的 葡 萄 樹 . 你 兒 女 圍 繞 你 的 桌 子 、 好 像 橄 欖 栽 子
Eşin evinde verimli bir asma gibi olacak; Çocukların zeytin filizleri gibi sofranın çevresinde.你 妻子 在 你 的 內室 、 好像 多 結 果子 的 葡萄樹 . 你 兒女 圍繞 你 的 桌子 、 好像 橄欖 栽子
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.A prosil ho ktorýsi z farizeov, žeby jedol s ním. A vošiel do domu farizea a položil sa za stôl.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.I prosił go niektóry z Faryzeuszów, aby z nim jadł. A tak wszedłszy w dom Faryzeuszów, usiadł.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Kéré pedig õt egy a farizeusok közül, hogy õ vele egyék; annakokáért bemenvén a farizeus házába, leüle enni.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.한 바리새인이 예수께 자기와 함께 잡수기를 청하니 이에 바리새인의 집에 들어가 앉으셨을 때에
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Niin eräs fariseuksista pyysi häntä ruualle kanssaan; ja hän meni fariseuksen taloon ja asettui aterialle.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Och en farisé inbjöd honom till en måltid hos sig; och han gick in i fariséens hus och lade sig till bords.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Prosil ga pa je eden izmed farizejev, naj bi jedel ž njim; in gre v hišo farizejevo ter sede za mizo.
Ferisilerden biri İsayı yemeğe çağırdı. O da Ferisinin evine gidip sofraya oturdu.Prosil ho pak jeden z farizeů, aby jedl s ním. Pročež všed do domu toho farizea, posadil se za stůl.

İlgili Sayfalar