Şık bir divanın üzerine oturdunuz, önüne bir sofra kurup üzerine buhurumu, zeytinyağımı koydunuz.Mầy ngồi trên giường sang trọng, trước giường dựng một các bàn, nơi bàn đó mầy đã đặt hương ta và dầu ta.
Şık bir divanın üzerine oturdunuz, önüne bir sofra kurup üzerine buhurumu, zeytinyağımı koydunuz.Mầy ngồi trên giường sang_trọng , trước giường dựng một các bàn , nơi bàn đó mầy đã đặt hương ta và dầu_ta .
Şık bir divanın üzerine oturdunuz, önüne bir sofra kurup üzerine buhurumu, zeytinyağımı koydunuz.Sadla si si na slávnej posteli, a pripravený stôl pred ňou, a položila si na ňu moje kadivo i môj olej,
Şık bir divanın üzerine oturdunuz, önüne bir sofra kurup üzerine buhurumu, zeytinyağımı koydunuz.U zat op een pronkbed en legde mijn reukwerk en mijn olie op een tafel, die voor u stond.
Şık bir divanın üzerine oturdunuz, önüne bir sofra kurup üzerine buhurumu, zeytinyağımı koydunuz.וישבת על מטה כבודה ושלחן ערוך לפניה וקטרתי ושמני שמת עליה׃
Şık bir divanın üzerine oturdunuz, önüne bir sofra kurup üzerine buhurumu, zeytinyağımı koydunuz.وجلست على سرير فاخر امامه مائدة منضّضة ووضعت عليها بخوري وزيتي.
Şık bir divanın üzerine oturdunuz, önüne bir sofra kurup üzerine buhurumu, zeytinyağımı koydunuz.坐 在 華 美 的 床 上 、 前 面 擺 設 桌 案 、 將 我 的 香 料 膏 油 擺 在 其 上
Şık bir divanın üzerine oturdunuz, önüne bir sofra kurup üzerine buhurumu, zeytinyağımı koydunuz.坐在 華美 的 床上 、 前面 擺設 桌案 、 將 我 的 香料 膏油擺 在 其上
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Con trai của Xô-pha là Su-a, Hạt-nê-phê, Su-anh, Bê-ri, Dim-ra,
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Con_trai của Xô-pha là Su - a , Hạt-nê-phê , Su-anh , Bê-ri , Dim-ra ,
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,De zonen van Zofah waren Suah, Harnefer, Sual, Beri, Jimra, Bezer, Hod, Samma, Silsa, Jithran en Beëra.
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Die Kinder Zophas waren: Suah, Harnepher, Sual, Beri, Jimra,
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Figli di Zofach: Such, Carnefer, Sual, Beri, Imra
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Fiii lui Ţofah: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Imra,
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Fils de Tsophach: Suach, Harnépher, Schual, Béri, Jimra,
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Keturunan Sofah ialah Suah, Harnefer, Syual, Beri, Yimra
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,소바의 아들들은 수아와 하르네벨과 수알과 베리와 이므라와
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Los hijos de Zófaj fueron: Súa, Harnefer, Sual, Beri, Imra
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Os filhos de Zofa: Suá, Harnefer, Sual, Beri, Inra,
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Sinovi Zofahovi: Suah, Harnefer, Sual, Beri, Imra,
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Sofahs sønner var Suah og Harnefer og Sual og Beri og Jimra,
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Sófákh fiai: Suákh, Harnéfer, Suál, Béri és Imra.
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Sofas söner voro Sua, Harnefer, Sual, Beri och Jimra,
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Soofahin pojat olivat Suuah, Harnefer, Suual, Beeri, Jimra,
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Synové Zofachovi: Suach, Charnefer, Sual, Beri a Jimra,
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Synovia Cófachovi: Suach, Charnefer, Šual, Beri a Jimra,
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Synowie Sofachowi: Suach, Harnefer, i Sual, i Bery, i Imra.
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Zofas Sønner: Sua, Harnefer, Sjual, Beri, Jimra,
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Οι υιοι του Σωφα, Σουα και Αρνεφερ και Σωγαλ και Βερι και Ιεμρα,
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Софови синове бяха: Суа, Арнефер, Согал, Верий, Емра,
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,Сыновья Цофаха: Суах, Харнефер, Шуал, Бери, Имра,
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,בני צופח סוח וחרנפר ושועל וברי וימרה׃
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,وبنو صوفح سوح وحرنفر وشوعال وبيري ويمرة
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,瑣 法 的 兒 子 是 書 亞 、 哈 尼 弗 、 書 阿 勒 、 比 利 、 音 拉
Sofahoğulları: Suah, Harnefer, Şual, Beri, Yimra,瑣法 的 兒子 是 書亞 、 哈尼弗 、 書阿勒 、 比利 、 音拉
Sofia, ben Ana. Bak, okuldan arıyorum. Depresyonla ilgili rapor almalısın.Siento... siento no tener fuerza para decirte esto a la cara, pero si lo hablamos, me quedo.
Sofrada oturanlardan biri bunu duyunca İsaya, ‹‹Tanrının Egemenliğinde yemek yiyecek olana ne mutlu!›› dedi.A usłyszawszy to niektóry z spółsiedzących, rzekł mu: Błogosławiony, który je chleb w królestwie Bożem.
Sofrada oturanlardan biri bunu duyunca İsaya, ‹‹Tanrının Egemenliğinde yemek yiyecek olana ne mutlu!›› dedi.Iemand bij Jezus aan tafel hoorde dit en zei: "Wat moet het heerlijk zijn in het Koninkrijk van God te komen!"
Sofrada oturanlardan biri bunu duyunca İsaya, ‹‹Tanrının Egemenliğinde yemek yiyecek olana ne mutlu!›› dedi.I uslyšav to jeden z přísedících, řekl jemu: Blahoslavený jest, kdož jí chléb v království Božím.
Sofrada oturanlardan biri bunu duyunca İsaya, ‹‹Tanrının Egemenliğinde yemek yiyecek olana ne mutlu!›› dedi.Keď to počul ktorýsi zo spolustolujúcich, povedal mu: Blahoslavený, kto jie chlieb v kráľovstve Božom!
Sofrada oturanlardan biri bunu duyunca İsaya, ‹‹Tanrının Egemenliğinde yemek yiyecek olana ne mutlu!›› dedi.함께 먹는 사람 중에 하나가 이 말을 듣고 이르되 무릇 하나님의 나라에서 떡을 먹는 자는 복되도다 하니
Sofrada oturanlardan biri bunu duyunca İsaya, ‹‹Tanrının Egemenliğinde yemek yiyecek olana ne mutlu!›› dedi.Một người đồng tiệc nghe lời đó , thì thưa Ngài rằng : Phước cho kẻ sẽ được ăn bánh trong nước Ðức_Chúa_Trời !
Sofrada oturanlardan biri bunu duyunca İsaya, ‹‹Tanrının Egemenliğinde yemek yiyecek olana ne mutlu!›› dedi.Một người đồng tiệc nghe lời đó, thì thưa Ngài rằng: Phước cho kẻ sẽ được ăn bánh trong nước Ðức Chúa Trời!
Sofya Şehribulgaria. kgmbulgaria. kgm
Sofrada oturanlardan biri bunu duyunca İsaya, ‹‹Tanrının Egemenliğinde yemek yiyecek olana ne mutlu!›› dedi.Uno dei commensali, avendo udito ciò, gli disse: «Beato chi mangerà il pane nel regno di Dio!»
Sofrada oturanlardan biri bunu duyunca İsaya, ‹‹Tanrının Egemenliğinde yemek yiyecek olana ne mutlu!›› dedi.Ακουσας δε ταυτα εις των συγκαθημενων, ειπε προς αυτον Μακαριος οστις φαγη αρτον εν τη βασιλεια του Θεου.
Sofrada oturanlardan biri bunu duyunca İsaya, ‹‹Tanrının Egemenliğinde yemek yiyecek olana ne mutlu!›› dedi.Почувши ж се один з сидячихз Ним, каже Йому: Блажен, хто їсти ме хлїб у царстві Божім.
Sofrada oturanlardan biri bunu duyunca İsaya, ‹‹Tanrının Egemenliğinde yemek yiyecek olana ne mutlu!›› dedi.Услышав это, некто из возлежащих с Нимсказал Ему: блажен, кто вкусит хлеба в Царствии Божием!
Sofrada oturanlardan biri bunu duyunca İsaya, ‹‹Tanrının Egemenliğinde yemek yiyecek olana ne mutlu!›› dedi.וישמע זאת אחד מן המסבים ויאמר אליו אשרי האכל לחם במלכות האלהים׃
Sofrada oturanlardan biri bunu duyunca İsaya, ‹‹Tanrının Egemenliğinde yemek yiyecek olana ne mutlu!›› dedi.فلما سمع ذلك واحد من المتكئين قال له طوبى لمن يأكل خبزا في ملكوت الله.
Sofrada oturanlardan biri bunu duyunca İsaya, ‹‹Tanrının Egemenliğinde yemek yiyecek olana ne mutlu!›› dedi.同 席 的 有 一 人 聽 見 這 話 、 就 對 耶 穌 說 、 在 神 國 裡 喫 飯 的 有 福 了
Sofrada oturanlardan biri bunu duyunca İsaya, ‹‹Tanrının Egemenliğinde yemek yiyecek olana ne mutlu!›› dedi.同席 的 有 一 人 聽見這話 、 就 對耶穌說 、 在 神國裡喫飯 的 有福 了
Sofrada oturanların hiçbiri, İsanın ona bu sözleri neden söylediğini anlamadı.Ale tomu niktorý zo spolustolujúcich neporozumel, načo mu to povedal;
Sofrada oturanların hiçbiri, İsanın ona bu sözleri neden söylediğini anlamadı.A tego żaden nie zrozumiał z spółsiedzących, na co mu to rzekł.
Sofrada oturanların hiçbiri, İsanın ona bu sözleri neden söylediğini anlamadı.Dar nimeni din cei ce şedeau la masă, n'a înţeles pentruce îi zisese aceste vorbe.
Sofrada oturanların hiçbiri, İsanın ona bu sözleri neden söylediğini anlamadı.Das aber wußte niemand am Tische, wozu er's ihm sagte.
Sofrada oturanların hiçbiri, İsanın ona bu sözleri neden söylediğini anlamadı.E nenhum dos que estavam � mesa percebeu a que propósito lhe disse isto;
Sofrada oturanların hiçbiri, İsanın ona bu sözleri neden söylediğini anlamadı.Ezt pedig senki sem érté a leültek közül, miért mondta néki.
Sofrada oturanların hiçbiri, İsanın ona bu sözleri neden söylediğini anlamadı.이 말씀을 무슨 뜻으로 하셨는지 그 앉은 자 중에 아는 이가 없고
Sofrada oturanların hiçbiri, İsanın ona bu sözleri neden söylediğini anlamadı.Mais aucun de ceux qui étaient à table ne comprit pourquoi il lui disait cela;