Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Njih miza bodi pred njimi za zanko in brezskrbno njih življenje za zadrgo.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Nýbrž místo pokrmu poskytli mi žluči, a v žízni mé napájeli mne octem.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Owszem, miasto pokarmu podali mi żółć, a w pragnieniu mojem napoili mię octem.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Să li se prefacă masa într'o cursă, şi liniştea într'un laţ!
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Séales una trampa la mesa que tienen delante; lo que es para bien, séales tropiezo
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Sõt ételemben mérget adnak vala, és szomjúságomban eczettel itatnak vala engem.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Torne-se a sua mesa diante deles em laço, e sejam-lhes as suas ofertas pacíficas uma armadilha.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Zij gaven mij gif te eten en lieten mij, toen ik dorst had, azijn drinken.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Ας γεινη η τραπεζα αυτων εμπροσθεν αυτων εις παγιδα και εις ανταποδοσιν και εις βροχον.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Трапезата им пред тях нека им стане примка, И когато са на мира нека стане клопка.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!יהי שלחנם לפניהם לפח ולשלומים למוקש׃
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!لتصر مائدتهم قدامهم فخا وللآمنين شركا.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!願 他 們 的 筵 席 、 在 他 們 面 前 變 為 網 羅 、 在 他 們 平 安 的 時 候 、 變 為 機 檻
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!願他們 的 筵席 、 在 他 們 面前 變為網羅 、 在 他 們 平安 的 時候 、 變為機檻
Öptüm. Ehh, Sofia... Ben Miguel, eğer evdeysen lütfen telefonu aç, acil konuşmalıyız.Me quedo... y no quiero quedarme.
Öptüm. Merhaba Sofia, en kısa sürede ara beni.No quiero salvar lo que queda de nosotros.
Örneğin bunun farkında olduğumuz en sofistike versiyonu insan lisanıdır.Así, por ejemplo, la versión más refinada que conocemos es el lenguaje humano.
Örneğin bunun farkında olduğumuz en sofistike versiyonu insan lisanıdır.Bijvoorbeeld, de meest verfijnde versie die we kennen is de menselijke taal.
Örneğin bunun farkında olduğumuz en sofistike versiyonu insan lisanıdır.Et par exemple, la version la plus sophistiquée que nous connaissions est le langage humain.
Örneğin bunun farkında olduğumuz en sofistike versiyonu insan lisanıdır.Itt van például a legkifinomultabb azok közül, amit ismerünk, az emberi nyelv.
Örneğin bunun farkında olduğumuz en sofistike versiyonu insan lisanıdır.예를 들어, 우리가 인지하는 가장 복잡은 형태는 인간의 언어죠.
Örneğin bunun farkında olduğumuz en sofistike versiyonu insan lisanıdır.L'esempio più sofisticato che conosciamo di questi trucchi è il linguaggio umano.
Örneğin bunun farkında olduğumuz en sofistike versiyonu insan lisanıdır.Por exemplo, a forma mais sofisticada que conhecemos é a linguagem humana.
Örneğin bunun farkında olduğumuz en sofistike versiyonu insan lisanıdır.Si spre exemplu, cea mai sofisticata versiune pe care o cunoastem este limbajul uman.
Örneğin bunun farkında olduğumuz en sofistike versiyonu insan lisanıdır.Ví dụ như, phiên bản phức tạp nhất chúng ta biết đến là ngôn ngữ của loài người.
Örneğin bunun farkında olduğumuz en sofistike versiyonu insan lisanıdır.Για παράδειγμα, η πιο εξεζητημένη εκδοχή που γνωρίζουμε είναι η ανθρώπινη γλώσσα.
Örneğin bunun farkında olduğumuz en sofistike versiyonu insan lisanıdır.И самая замысловатая версия, о которой мы знаем, это человеческий язык.
Örneğin bunun farkında olduğumuz en sofistike versiyonu insan lisanıdır.Например, най-усъвършенстваната версия, която познаваме, е човешкият език.
Örneğin bunun farkında olduğumuz en sofistike versiyonu insan lisanıdır.ולדוגמא, הגירסה המתוחכמת ביותר שאנו מודעים לה היא השפה האנושית.
Örneğin bunun farkında olduğumuz en sofistike versiyonu insan lisanıdır.على سبيل المثال، النسخة الأكثر تطوراً والتي نعيها هي لغة الإنسان.
Örneğin bunun farkında olduğumuz en sofistike versiyonu insan lisanıdır.人間の言語が その一例です 考えてみると これはすごい発明です
Örneğin Sofya, Bulgaristan’daDet finns spridda rapporter om mycket unga klienter (yngre än 15 år) som
Pan-Avrupa çevresinin durumu üzerine ilk kapsamlı değerlendirme 1995 yılında Sofya’da sunulmuştur.A páneurópai környezet állapotáról szóló els5 átfogó értékelést Szóiában mutatták be 1995-ben.
Pan-Avrupa çevresinin durumu üzerine ilk kapsamlı değerlendirme 1995 yılında Sofya’da sunulmuştur.A primeira avaliação global da situação do ambiente na região pan-europeia foi apresentada em Sóia, em 1995.
Pan-Avrupa çevresinin durumu üzerine ilk kapsamlı değerlendirme 1995 yılında Sofya’da sunulmuştur.Der erste umfassende Bericht zur Lage der paneuropäischen Umwelt wurde im Jahr 1995 in Sofia vorgelegt.
Pan-Avrupa çevresinin durumu üzerine ilk kapsamlı değerlendirme 1995 yılında Sofya’da sunulmuştur.Ensimmäinen kattava arviointi Euroopan ympäristön tilasta esitettiin Soiassa 1995.
Pan-Avrupa çevresinin durumu üzerine ilk kapsamlı değerlendirme 1995 yılında Sofya’da sunulmuştur.La première analyse approfondie de l’état de l’environnement paneuropéen a été présentée à Soia en 1995.
Pan-Avrupa çevresinin durumu üzerine ilk kapsamlı değerlendirme 1995 yılında Sofya’da sunulmuştur.La primera evaluación exhaustiva del estado del medio ambiente paneuropeo se presentó en Sofía en 1995.
Pan-Avrupa çevresinin durumu üzerine ilk kapsamlı değerlendirme 1995 yılında Sofya’da sunulmuştur.Pierwszy wyczerpujcy raport na temat stanu paneuropejskiego ;rodowiska został zaprezentowany w Soii w 1995 r.
Pan-Avrupa çevresinin durumu üzerine ilk kapsamlı değerlendirme 1995 yılında Sofya’da sunulmuştur.Prima evaluare detaliat a st rii mediului la nivelpan-european a fost prezentat la Soia în 1995.
Pan-Avrupa çevresinin durumu üzerine ilk kapsamlı değerlendirme 1995 yılında Sofya’da sunulmuştur.Prva obsežna presoja o stanju vseevropskega okolja je bila predstavljena v Soiji leta 1995.
Pan-Avrupa çevresinin durumu üzerine ilk kapsamlı değerlendirme 1995 yılında Sofya’da sunulmuştur.Prvé komplexné hodnotenie stavu paneurópskeho životného prostredia bolo prezentované v roku 1995 v Soii.
Pan-Avrupa çevresinin durumu üzerine ilk kapsamlı değerlendirme 1995 yılında Sofya’da sunulmuştur.První komplexní hodnocení stavu celoevropského životního prost9edí bylo p9edneseno v Soii v roce 1995.
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.A když je uvedl do domu svého, připravil jim stůl, a veselil se, že jest se vším domem svým uvěřil Bohu.
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.A vyviedol ich hore do svojho domu a predložil im stôl a plesal s celým domom uveriac Bohu.
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.A wprowadziwszy je do domu swego, nagotował im stół i weselił się ze wszystkim domem swoim, uwierzywszy Bogu.
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.După ce i -a dus în casă, le -a pus masa, şi s'a bucurat cu toată casa lui că a crezut în Dumnezeu.
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.És bevivén õket házába, asztalt teríte nékik, és egész háznépével egyben örvendeze, hogy hitt az Istennek.
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.저희를 데리고 자기 집에 올라가서 음식을 차려주고 저와 온 집이 하나님을 믿었으므로 크게 기뻐하니라
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.Les hizo entrar en su casa, les puso la mesa y se regocijó de que con toda su casa había creído en Dios
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.και αναβιβασας αυτους εις τον οικον αυτου παρεθηκε τραπεζαν, και ευφρανθη πανοικι πιστευσας εις το Θεον.
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.И, приведя их в дом свой, предложил трапезу и возрадовался со всем домом своим, что уверовал вБога.
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.І, повівши їх у господу свою, заставив перед ними стіл, і веселив ся з усїм домом, увірувавши в Бога.
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.ויעלם אל ביתו וישם שלחן לפניהם ויגל עם כל ביתו על היותו מאמין באלהים׃
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.ولما اصعدهما الى بيته قدم لهما مائدة وتهلل مع جميع بيته اذ كان قد آمن بالله
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.於 是 禁 卒 領 他 們 上 自 己 家 裡 去 、 給 他 們 擺 上 飯 、 他 和 全 家 、 因 為 信 了 神 、 都 很 喜 樂
Pavlusla Silası evine götürerek sofra kurdu. Tanrıya inanmak, onu ve evindekilerin hepsini sevince boğmuştu.於是 禁 卒領 他 們上 自己 家裡 去 、 給他們擺 上飯 、 他 和 全家 、 因為 信 了 神 、 都 很 喜樂
Politikacılar büyük, karmaşık ve sofistike bir proje içindedirler.Chính trị gia trong một dự án CNTT lớn, quy mô, phức tạp ư?
Politikacılar büyük, karmaşık ve sofistike bir proje içindedirler.거대하고, 복잡 다단한 IT 프로젝트에 정치인들이라니?
Politikacılar büyük, karmaşık ve sofistike bir proje içindedirler.Les politiciens dans un grand projet technologique et sophistiqué?