Oh, it's so soft!Oh, es tan suave!
Oh, it's so soft!Ω, είναι τόσο μαλακό!
Oh, it's so soft!. הו, זה כל כך רך!
Okuma yazması olmayan kadınlar bu sofistike fırın sistemini kurdular.Analphabetinnen, die tatsächlich, den ausgeklügelsten Solarkocher gebaut haben.
Okuma yazması olmayan kadınlar bu sofistike fırın sistemini kurdular.문맹 여성들이 가장 정교한 태양광 밥솥을 실제로 제작한 거죠
Okuma yazması olmayan kadınlar bu sofistike fırın sistemini kurdular.la cocina solar más sofisticada.
Okuma yazması olmayan kadınlar bu sofistike fırın sistemini kurdular.là những người phụ nữ mù chữ, họ đã tạo ra bếp năng lượng mặt trời tinh vi nhất.
Okuma yazması olmayan kadınlar bu sofistike fırın sistemini kurdular.lukutaidottomat naiset, jotka itse asiassa rakentavat erittäin kehittyneen aurinkokeittimen.
Okuma yazması olmayan kadınlar bu sofistike fırın sistemini kurdular.Niepiśmienne kobiety potrafią zbudować skomplikowaną kuchnię słoneczną.
Okuma yazması olmayan kadınlar bu sofistike fırın sistemini kurdular.נשים חסרות השכלה, שלמעשה מייצרות את מערכת הבישול הסולארית המתוחכמת ביותר.
Okuma yazması olmayan kadınlar bu sofistike fırın sistemini kurdular.نساء أميات والذين يصنعون بالفعل موقد الطاقة الشمسية الأكثر تطوراً
Okuma yazması olmayan kadınlar bu sofistike fırın sistemini kurdular.とても洗練された太陽熱調理器を 組み立てたのです パラボラ式で料理人不要の調理器です
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.A potom, keď umyl ich nohy a vzal svoje rúcho, zase si sadol a povedal im: Či viete, čo som vám učinil?
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.Gdy tedy umył nogi ich i wziął szaty swoje, usiadłszy zasię za stół, rzekł im: Wiecież, com wam uczynił?
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.저희 발을 씻기신 후에 옷을 입으시고 다시 앉아 저희에게 이르시되 내가 너희에게 행한 것을 너희가 아느냐
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.Toen Hij klaar was, sloeg Hij Zijn mantel om en ging weer aan tafel.
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.Когда же умыл им ноги и надел одежду Свою, то, возлегши опять, сказал им: знаете ли, что Я сделал вам?
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.Тогава някои от ерусалимляните казаха: Не е ли Този човекът, Когото искат да убият?
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.Як же пообмивав ноги їх і взяв одежу свою, сївши знов, рече їм: Чи знаєте, що зробив я вам?
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.ויהי אחרי אשר רחץ את רגלים וילבש את בגדיו וישב להסב ויאמר אליהם הידעתם מה הדבר אשר עשיתי לכם׃
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.فلما كان قد غسل ارجلهم واخذ ثيابه واتكأ ايضا قال لهم أتفهمون ما قد صنعت بكم.
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.耶 穌 洗 完 了 他 們 的 腳 、 就 穿 上 衣 服 、 又 坐 下 、 對 他 們 說 、 我 向 你 們 所 作 的 、 你 們 明 白 麼
Onların ayaklarını yıkadıktan sonra giyinip yine sofraya oturdu. ‹‹Size ne yaptığımı anlıyor musunuz?›› dedi.耶穌洗 完 了 他 們的腳 、 就 穿上 衣服 、 又 坐下 、 對 他 們說 、 我向 你 們 所 作 的 、 你 們 明白麼
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.A stalo sa, keď si sadol s nimi za stôl, že vzal chlieb a dobrorečil a lámal a podával im.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Ðương khi Ngài ngồi ăn cùng hai người , thì lấy bánh , chúc tạ , đoạn , bẻ ra cho họ .
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Ðương khi Ngài ngồi ăn cùng hai người, thì lấy bánh, chúc tạ, đoạn, bẻ ra cho họ.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.És lõn, mikor leült velök, a kenyeret vévén, megáldá, és megszegvén, nékik adá.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Estando com eles � mesa, tomou o pão e o abençoou; e, partindo-o, lho dava.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.In zgodi se, ko je sedel ž njima za mizo, vzame kruh in blagoslovi ter ga prelomi in jima podaje.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.I stalo se, když seděl s nimi za stolem, vzav chléb, dobrořečil, a lámaje, podával jim.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.I stało się, gdy on siedział z nimi za stołem, wziąwszy chleb, błogosławił, a łamiąc podawał im.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Ja tapahtui, kun hän oli aterialla heidän kanssaan, että hän otti leivän, siunasi, mursi ja antoi heille.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.저희와 함께 음식 잡수실 때에 떡을 가지사 축사하시고 떼어 저희에게 주시매
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Och när han nu låg till bords med dem, tog han brödet och välsignade och bröt det och räckte åt dem.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Og det skete, da han havde sat sig med dem til Bords, tog han Brødet, velsignede og brød det og gav dem det.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Og det skjedde da han satt til bords med dem, da tok han brødet og velsignet det, og brøt det og gav dem;
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Pe cînd şedea la masă cu ei, a luat pînea; şi, după ce a rostit binecuvîntarea, a frînt -o, şi le -a dat -o.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Quando fu a tavola con loro, prese il pane, disse la benedizione, lo spezzò e lo diede loro
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Und es geschah, da er mit ihnen zu Tische saß, nahm er das Brot, dankte, brach's und gab's ihnen.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Y aconteció que estando sentado con ellos a la mesa, tomó el pan, lo bendijo y les dio
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.Και αφου εκαθησε μετ' αυτων εις την τραπεζαν, λαβων τον αρτον ευλογησε και κοψας εδιδεν εις αυτους.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.И като седна с тях на трапезата, взе хляба и благослови, разчупи и даде им.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.И когда Он возлежал с ними, то, взяв хлеб, благословил, преломил и подал им.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.І сталось, як сидів Він за столом а ними, взявши хліб, благословив, і переломивши, подав їм.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.ויהי כאשר הסב עמהם ויקח את הלחם ויברך ויבצע ויתן להם׃
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.فلما اتكأ معهما اخذ خبزا وبارك وكسّر وناولهما.
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.到 了 坐 席 的 時 候 、 耶 穌 拿 起 餅 來 、 祝 謝 了 、 擘 開 、 遞 給 他 們
Onlarla sofrada otururken İsa ekmek aldı, şükretti ve ekmeği bölüp onlara verdi.到了 坐席 的 時候 、 耶穌 拿起 餅來 、 祝謝 了 、 擘開 、 遞給 他 們
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!(68:23) Да будет трапеза их сетью им, и мирное пиршество их – западнею;
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!(69:23) Que leur table soit pour eux un piège, Et un filet au sein de leur sécurité!
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Ale mi dali miesto pokrmu žlče, a v mojej žízni ma napájali octom.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Biarlah perjamuan mereka mendatangkan celaka, dan menjadi perangkap bagi tamu-tamu mereka
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!De gav mig galle å ete, og for min tørst gav de mig eddik å drikke.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!De gåvo mig galla att äta, och ättika att dricka, i min törst.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Hanno messo nel mio cibo veleno e quando avevo sete mi hanno dato aceto
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Ihr Tisch werde vor ihnen zum Strick, zur Vergeltung und zu einer Falle.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!저희 앞에 밥상이 올무가 되게 하시며 저희 평안이 덫이 되게 하소서
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Koiruohoa he antoivat minun syödäkseni ja juottivat minulle janooni hapanviiniä.
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Lad Bordet foran dem blive en Snare, deres Takofre blive en Fælde;
Önlerindeki sofra tuzak olsun onlara, Yandaşları için kapan olsun!Nguyện bàn tiệc trước mặt chúng nó trở nên cái bẫy; Khi chúng nó được bình an, nguyện nó lại trở nên cái lưới.