Çocukluğumda 5 yıl kadar softbol oynadım.Tôi chơi bóng mềm trong năm năm tuổi thơ.
Çocukluğumda 5 yıl kadar softbol oynadım.V detstve som hrala päť rokov softbal.
Çocukluğumda 5 yıl kadar softbol oynadım.Έπαιζα μία παραλλαγή του μπέιζμπολ για πέντε χρόνια.
Çocukluğumda 5 yıl kadar softbol oynadım.Играх софтбол пет години като подрастваща.
Çocukluğumda 5 yıl kadar softbol oynadım.Я играла пять лет в софтбол пока росла.
Çocukluğumda 5 yıl kadar softbol oynadım.שיחקתי סופטבול במשך 5 שנים בילדותי.
Çocukluğumda 5 yıl kadar softbol oynadım.لعبت البيسبول لخمس سنوات أثناء نموي
Çocukluğumda 5 yıl kadar softbol oynadım.高校生の頃はずっと競技スキーをしてたけど
Çok sofistike bir dinleyicinin yüzde birinden daha azı.아주 수준 높은 관중들에게서도 3퍼센트 이하입니다.
Çok sofistike bir dinleyicinin yüzde birinden daha azı.3%に満たないですね 行動ファイナンスはまだまだこれからです
Çok sofistike bir dinleyicinin yüzde birinden daha azı. Davranışsal finansın çok uzun yolu var.To dopiero początek teorii finansów behawioralnych.
Çok sofistike bir dinleyicinin yüzde birinden daha azı.Færre end tre procent af et meget sofistikeret publikum.
Çok sofistike bir dinleyicinin yüzde birinden daha azı.Ít hơn 3 phần trăm của một tập hợp những khán giả hiểu biết.
Çok sofistike bir dinleyicinin yüzde birinden daha azı.Kevesebb mint három százalék, egy nagyon művelt közönségben.
Çok sofistike bir dinleyicinin yüzde birinden daha azı.Kurang dari tiga persen dari penonton yang sangat hebat.
Çok sofistike bir dinleyicinin yüzde birinden daha azı.Mai puţin de unu la sută dintr-o audienţă foarte sofisticată.
Çok sofistike bir dinleyicinin yüzde birinden daha azı.Meno del tre per cento di un pubblico altamente sofisticato.
Çok sofistike bir dinleyicinin yüzde birinden daha azı.Menos de 3% de uma audiência sofisticada.
Çok sofistike bir dinleyicinin yüzde birinden daha azı.Menos del tres por ciento de una audiencia muy sofisticada.
Çok sofistike bir dinleyicinin yüzde birinden daha azı.Minder dan drie procent van een wereldwijs publiek.
Çok sofistike bir dinleyicinin yüzde birinden daha azı.Moins de trois pour cent d'un public très sophistiqué.
Çok sofistike bir dinleyicinin yüzde birinden daha azı.Weniger als drei Prozent von einem sehr gebildeten Publikum.
Çok sofistike bir dinleyicinin yüzde birinden daha azı.Менее трёх процентов очень утончённой публики.
Çok sofistike bir dinleyicinin yüzde birinden daha azı.פחות מ 3% בקהל מאוד מתוחכם.
Çok sofistike bir dinleyicinin yüzde birinden daha azı.أقل من ثلاثة بالمئة من جمهور متطور جدا.
Daha sofistike bir çok örnek var.Ci sono molti esempi più complicati.
Daha sofistike bir çok örnek var.Er zijn vele meer diepgaande voorbeelden.
Daha sofistike bir çok örnek var.Es gibt viele anspruchsvollere Beispiele.
Daha sofistike bir çok örnek var.Existují sofistikovanější příklady.
Daha sofistike bir çok örnek var.Há muitos outros exemplos mais complexos.
Daha sofistike bir çok örnek var.Hay muchos ejemplos más sofisticados.
Daha sofistike bir çok örnek var.Il y a plein d'exemples plus sophistiqués.
Daha sofistike bir çok örnek var.Je plno oveľa sofistikovanejších príkladov.
Daha sofistike bir çok örnek var.Jest mnóstwo bardziej skomplikowanych przykładów.
Daha sofistike bir çok örnek var.많은 더 복잡한 예시들이 있습니다.
Daha sofistike bir çok örnek var.Sok bonyolultabb példa is van.
Daha sofistike bir çok örnek var.Sunt o mulţime de exemple mai sofisticate.
Daha sofistike bir çok örnek var.Есть уйма более сложных примеров.
Daha sofistike bir çok örnek var.Има много други по-сложни примери.
Daha sofistike bir çok örnek var.Існує багато більш хитрих прикладів.
Daha sofistike bir çok örnek var.יש הרבה דוגמאות יותר מתוחכמות.
Daha sofistike bir çok örnek var.هناك الكثير من الأمثلة الأكثر تعقيداً.
Daha sofistike bir çok örnek var.ここでは対称性がとても重要です
Deđilsin. >- Hadi gelin sofraya!Πάντα πρέπει να με μπλέκεις σε καβγάδες; Με πληγώνεις.
Deđilsin. >- Hadi gelin sofraya!Винаги ли ще ми докарваш бели на главата? Обиждаш ме.
Dolayısıyla da bu banknotu, sahtesi yapılamayacak kadar sofistike şekilde bastık.Така, приемаме, че те не могат да се фалшифицират.
Dolayısıyla da bu banknotu, sahtesi yapılamayacak kadar sofistike şekilde bastık.إذن لنفترض ان هذه الأوراق لا يمكن تقليدها
Dolayısıyla da bu banknotu, sahtesi yapılamayacak kadar sofistike şekilde bastık.そして、みなさんの金貨は安全というだけでなく、
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.(22:5) Ты приготовил предо мною трапезу в виду врагов моих; умастил елеем голову мою; чаша моя преисполнена.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Asztalt terítesz nékem az én ellenségeim elõtt; elárasztod fejem olajjal; csordultig van a poharam.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Chúa dọn bàn cho tôi Trước mặt kẻ thù nghịch tôi; Chúa xức dầu cho đầu tôi, Chén tôi đầy tràn.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Chúa dọn bàn cho tôi Trước mặt kẻ thù_nghịch tôi ; Chúa xức dầu cho đầu tôi , Chén tôi đầy tràn .
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Du dekker bord for mig like for mine fienders øine, du salver mitt hode med olje; mitt beger flyter over.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.I mine Fjenders Påsyn dækker du Bord for mig, du salver mit Hoved med Olie, mit Bæger flyder over.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.주께서 내 원수의 목전에서 내게 상을 베푸시고 기름으로 내 머리에 바르셨으니 내 잔이 넘치나이다
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Pripravuješ predo mnou stôl pred mojimi protivníkmi; olejom mažeš bohate moju hlavu; môj pohár preteká.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.Tu dresses devant moi une table, En face de mes adversaires; Tu oins d`huile ma tête, Et ma coupe déborde.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.תערך לפני שלחן נגד צררי דשנת בשמן ראשי כוסי רויה׃
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.ترتب قدامي مائدة تجاه مضايقيّ. مسحت بالدهن راسي. كاسي ريا.
Düşmanlarımın önünde bana sofra kurarsın, Başıma yağ sürersin, Kâsem taşıyor.在 我 敵 人 面 前 、 你 為 我 擺 設 筵 席 . 你 用 油 膏 了 我 的 頭 、 使 我 的 福 杯 滿 溢