Yetiştirilen soğanlar İstanbul'a satılıyordu.I formaggi bianchi erano smerciati a Napoli.
Ayrıca o zamanlarda soğan kubbe tasarımı tam geliştirildi.A quel punto l'idea della cupola a cipolla era pienamente sviluppato.
Bu bağlamda Arnavutluk, kişi başına en çok soğanın tüketildiği ikinci ülkedir.Repubblica Moldova è il secondo paese che usa questo soft moderno.
1635 yılında, 40 soğanın 100,000 florine (Hollanda guldeni olarak da bilinir) satıldığı kaydedilmiştir.Nel 1635 fu registrata una vendita di 40 bulbi per 100.000 fiorini (2500 fiorini a bulbo.
Soğanlar yağda kavurulur.Le radici contengono zuccheri.
Görünmez mürekkep olarak kullanılabilecek alternatif malzemeler, limon suyu, soğan suyu ve süttür.Sostanze per scrivere in maniera invisibile possono essere il succo di limone o il latte.
Tom soğanı ince ince dilimledi.Том нарезал ломтиками головку лука.
Fukaya'nın ekonomisi tarıma dayalı olup Japon soğanı yetiştirilmektedir.Фуцзяньская кухня распространена на берегу Фуцзяни и испытала японское влияние.
"Patlıcan ve soğandan daha önemlisi var".Это важнее даже, чем мясо и боеприпасы».
Pişirildiğinde tadı soğan ve sarımsağı andırır.По вкусу добавляется зелень и лук.
"Ekmek, kvas ve soğan"...Хлеб и Вино, и Мать-Сыра-Земля».
Ayrıca o zamanlarda soğan kubbe tasarımı tam geliştirildi.Удивительно, но в то время оросительная система была разработана.
Bu bitkinin soğanları en az 1 sene ara ile kullanılmaktadır.Эти лягушки остаются в стадии головастика не менее года.
Zaman zaman soğan, kereviz ve diğer sebzeler de eklenir.وأحياناً يتم إضافة البصل، الكرفس، وبعض الخضروات الأخرى.
1635 yılında, 40 soğanın 100,000 florine (Hollanda guldeni olarak da bilinir) satıldığı kaydedilmiştir.سجلت في العام 1635 صفقة تم من خلالها تداول 40 بصلة مقابل 100.000 فلورينة.
Soğanı ince ince doğrayıp sıvı yağda kavuralım.تسخن الكريمة ويذاب فيها السكر.
Soğan halkası, bir fast food türüdür.حساسية الصويا هي نوع من أنواع حساسية الأغذية.
Mary birkaç soğan doğradı.قطّعت ماري قليلا من البصل.
Babası, yöresinin önde gelenlerinden Nakşbendiyye tarikatı mensubu Soğancızâde Ali Çelebi'dir.No sexto ano de seu pai reinado, ele foi condenado a viver em He (河) e estudar em Gan Pan (甘盤).
1635 yılında, 40 soğanın 100,000 florine (Hollanda guldeni olarak da bilinir) satıldığı kaydedilmiştir.Por volta de 1635, a venda de 40 bulbos por 100.000 florins foi um recorde.
Soğanlı'da o zamanlar bağlar, bahçeler ve çiftlikler bulunmaktaydı.Havia dança de forró em sítios, granjas e fazendas.
Ayrıca o zamanlarda soğan kubbe tasarımı tam geliştirildi.Nessa época, o projeto de cúpulas aceboladas também foi plenamente desenvolvido.
"Patlıcan ve soğandan daha önemlisi var".É melhor ser gaúcho do que macaco.”
Soğan yemeyi sevmem.Eu não gosto de comer cebolas.
Kesinlikle soğan, kolonya gibi şeyler koklatılmaz.Lot de soep ni koud weurre hè madam.
Soğanlı Çeşmesi.Een ouder koorgestoelte.
Soğan halkaları, birçok fast food restoranında satılmaktadır.De vegetarische snack is wereldwijd bij verschillende fastfoodrestaurants te bestellen.
Bellibaşlı kişiler soğancılıkla uğraşırlar ve pazarlamasını kendileri yaparlar.Het vuile werk door anderen opknappen en het resultaat zelf pakken.
Soğandan başka her şeyi yiyebilirim.Behalve uien kan ik alles eten.
Bir baş soğan bir kazanı kokutur.Eén rotte appel in de mand maakt al het fruit te schand.
Bol soğanlı ve pul biberli bir piyaz yapmışlardı.Ze hadden een bonensalade gemaakt met veel uien en veel Spaanse peper.
Soğan hariç her şeyi yiyebilirim.Behalve uien kan ik alles eten.
1635 yılında, 40 soğanın 100,000 florine (Hollanda guldeni olarak da bilinir) satıldığı kaydedilmiştir.W 1635 r. odnotowano sprzedaż 40 cebulek za 100 tys. guldenów.
Soğanlar yağda kavurulur.Następnie smaży się je na oleju.
Balık kekleri, haşlanmış yumurtalar ve yeşil soğan en yaygın olarak eklenen maddelerden bazılarıdır.Ciastka rybne, jajka na twardo i szalotki są jednymi z częściej dodawanych składników.
Sternbergia türlerine ait soğanlar insanlar için zehirlidir.Wiele z gatunków roślin, którymi żywią się okapi są trujące dla ludzi.
Soğan olarak dikilen bu bitki, Şubat ayı sonu veya Mart ayı başında çiçek açar.Rozmnaża się przez siew owoców pod koniec marca lub na początku kwietnia.
Soğan halkası, bir fast food türüdür.Danie typowo amerykańskie oraz przykład jedzenia typu fast food.
Aynı zamanda köyde yüksek miktarda soğan üreticiliği vardır.På gården fanns även svinuppfödning i stor skala.
Sarımsak ve soğan, sağlık için kullanıldı ve astımlı hastaları rahatlatacağı kabul edildi.Lök och vitlök användes för att främja god hälsa och ansågs lindra symtom på astma.
Soğan halkası, bir fast food türüdür.Ett vanligt användningsområde för pulversoppa är som snabbmat.
Geniş soğansı gaga, turuncu-kahverengidir.У нього навчався відомий кобзар Хведір Гриценко-Холодний.
Ciğer kebabında sıklıkla maydanoz ve soğan kullanılır.На півночі Франції його часто вживають з пивом і сидром.
Yabancı herhangi bir madde kullanılmaz (soğan, kolonya vb.).Інший куплю — гіршим не буде, либонь. (переклад А. Содомори).
O çiğ soğandan nefret eder.Він ненавидить сиру цибулю.
O çiğ soğandan nefret eder.Вона ненавидить сиру цибулю.
Soğandan nefret ediyorum.Я ненавиджу цибулю.
"Biraz soğan, biraz ekmek ve bir şişe kırmızı şarap.Steaky, klobásy, vejce, zelenina a pár lahví rumu.
Bu arada soğanlar çok ince olacak şekilde doğranır.Ačkoliv to tak nevypadá, supi jsou velmi čistotní.
Soğan ve yaprakları zehirlidir.Vajíčka i pulci jsou jedovatí.
Soğan sarımsak kabukları yakılmazlar. ^ 33.367Z lupku se vyrábí šamot. švartna - hořlavý 4674
Birkaç saat sonra soğanı tereyağında soteleyin.După câteva zile revine cu mielul la cârd.
Soğanlar ise askeri açıdan sembolik bir öneme sahiplerdi.Scaunele secuiești aveau un pronunțat caracter militar.
Soğan ve semizotu sıklıkla eklenir.Untul și smântâna sunt, de asemenea, utilizate frecvent.
Soğanları doğradığım zaman gözlerimden yaş geliyordu.În timp ce tăiam cepele, mi-au dat lacrimile.
Yaprak soğanı Fransız mutfağının "fines herbes" adı verilen aromatik bitkilerden biridir.A francia konyha által használt „fines herbes”, azaz finom fűszernövények egyike.
Bir başka hazırlama türü olarak etler soğanla kavrulur, fakat didiklenmez.Mindkettőbe tehető tejföl, de az íze más lesz.
Bu arada kuru soğanı yemeklik doğrayıp tavada zeytinyağı öldürün.Ezesetben a száraz leveleket leöntjük olivaolajjal és kész.
Soğan ve salça eklenerek kavrulur.Tovább főzik szójaszósz és cukor hozzáadásával.
Yaprak soğanı Fransız mutfağının "fines herbes" adı verilen aromatik bitkilerden biridir.Maustekirveli on yksi ranskalaisen keittiön fines herbes -sekoituksen yrteistä.