Sizin aradığınız anahtar bu mudur?Is this the key you are looking for?
Bu sizin ve benim aramda sır.This is secret between you and me.
Bu sizin yurt dışına ilk seyahatiniz mi?Is this your first trip abroad?
Bu şapka sizin için çok büyük.This hat is too big for you.
Bu, kesinlikle sizinle aynı fikirde olmadığımız yer.This is where we absolutely disagree with you.
Bu başarısızlık sizin hatanız yüzünden.This failure is due to your mistake.
Bu kural sizin için de geçerlidir.This rule applies to you, too.
Sizin için bu çantayı alırım.I'll get this bag for you.
Bu çanta sizinki mi yoksa onunki midir?Is this bag yours or his?
Bu daktilo sizin mi?Is this typewriter yours?
Bu valizi sizin için taşırım.I'll carry this suitcase for you.
Bu mesele hakkında sizinle tekrar temasa geçeceğim.I'll get in touch with you again about this matter.
Sizin için Doktor Shiegal'i arayacağız.We'll call Dr. Shiegal for you.
İşte sizin köpeğiniz.Here is your dog.
İşte sizin için bazı mektuplar.Here are some letters for you.
Bunun sizin için bir ilk olduğunu umuyorum.I expect this is your first time for this.
Bu sizin ilginç kitabınız mı?Is this your interesting book?
Sizinle konuşabilir miyim?May I talk to you?
Bir beyefendi sizin yokluğunuzda aradı, efendim.A gentleman called in your absence, sir.
Sizinle tanışabilmek büyük bir onur.It's a great honor to be able to meet you.
Sizinle tanışmaktan onur duydum.I am honored to meet you.
Annen muhtemelen sizin dağa tırmanışınıza itiraz edecektir.Your mother will probably object to your climbing the mountain.
Bu sizin sorumluluğunuzdadır. Bu gülüp geçiştireceğiniz türden şeyler değil.This is your responsibility. It's not the kind of thing you can laugh off.
Sizi rahatsız ettiğim için üzgünüm fakat sizin için bir telefon çağrısı var.I'm sorry to disturb you, but there's a phone call for you.
Ya sizin töreleriniz?What about your manners!
Sizin yüzünüz bana tanıdık.Your face is familiar to me.
Sizinle tanışmak bir zevkti.It was a pleasure to meet you.
Sizin hakkınızda çok şey duydum.I've heard a lot about you.
Sizin için bir portakal soyacağım.I'll peel an orange for you.
Benim takımım sizinkine karşı şans eseri yenilirse dişimi kıracağım.I'll eat my hat if, by some chance, my team loses to yours.
Sizinle ne zaman ve nerede karşılaştığımı hatırlamıyorum.I don't remember when and where I met you.
Sizin için uygun olduğu zaman gelebilirsiniz.You may come whenever it is convenient for you.
Ne zaman sizin için uygun olurdu?When would it be convenient for you?
Ne zaman sizin için iyi bir zamandır?When is a good time for you?
Hiç olmazsa, bu sizin için iyi bir deneyim olacaktır.At any rate, it will be a good experience for you.
O, sizin sözlük değil mi?Isn't that your dictionary?
Amerika'dan döner dönmez en kısa sürede sizinle irtibata geçeceğim.I'll get in touch with you as soon as I return from America.
Sanırım sizin bedeniniz bitti.I think we're out of your size.
Sizin yanınız sıra, onlar da sıradan insanlar.They as well as you are ordinary people.
Ben sizin tarafınızdayım.I'm on your side.
O sizin için bir hediye.It's a present for you.
Sizin iki kitabınız var.You have two books.
Sizin tavsiyeniz üzerine davranarak, daha düzenli egzersiz yapmaya karar verdim.Acting on your advice, I've decided to exercise more regularly.
Bunun sizin yeriniz olduğunu düşünmedim.I didn't think this was your seat.
Ben sizin başarınız için umutluyum.I hope for your success.
Sizin durum analiziniz doğrudur.Your analysis of the situation is accurate.
Sizin saatiniz masanın üstünde.Your watch is on the desk.
Sizin saatiniz bulundu.Your watch has been found.
Sizin fikirleriniz hemen hemen hiç pratik değil.Your ideas are hardly practical.
Sizin fikirleriniz tamamen çağ dışıdır.Your ideas are all out of date.
Ya sizin yerinizi nasıl?How about your place?
Sizin fikirleriniz güncelliğini yitirmiş gibi görünüyorYour opinion seems to be out of date.
Sizin fikriniz benimkinden oldukça farklı.Your opinion is quite different from mine.
Sizin fikriniz bizim politikamıza ters düşüyor.Your idea runs counter to our policy.
Sizin fikrinizin hiç temeli yok.Your idea has no foundation at all.
Sizin fikirleriniz çılgınca görünüyor.Your ideas sound crazy.
Sizin fikirleriniz bir bakıma doğru.Your opinions are right in a way.
Sizin fikriniz nedir?What's your opinion?
Ben sizin görüşünüzü destekliyorum.I am for your opinion.
Ben sizin gibi iyi bir oyuncu olmak istiyorum.I want to be a good player like you.