Karnınız mı çok acıktı sizin?Are you very hungry?
Karnınız sizin mi çok aç?Are you very hungry?
Karnınız sizin mi aç çok?Are you very hungry?
Karnınız sizin mi acıktı çok?Are you very hungry?
Karnınız sizin mi çok acıktı?Are you very hungry?
Sizin karnınız mı çok acıktı?Are you very hungry?
Sizin mi karnınız acıktı çok?Are you very hungry?
Sizin aç mı çok karnınız?Are you very hungry?
Sizin mi çok aç karnınız?Are you very hungry?
Sizin mi aç çok karnınız?Are you very hungry?
Aç mı çok karnınız sizin?Are you very hungry?
Acıktı mı karnınız sizin çok?Are you very hungry?
Acıktı mı karnınız çok sizin?Are you very hungry?
Karnınız çok aç mı sizin?Are you very hungry?
Karnınız çok acıktı mı sizin?Are you very hungry?
Sizin mi acıktı karnınız çok?Are you very hungry?
Karnınız aç mı sizin çok?Are you very hungry?
Karnınız acıktı mı sizin çok?Are you very hungry?
Çok karnınız aç mı sizin?Are you very hungry?
Sizin çok karnınız aç mı?Are you very hungry?
Sizin çok karnınız acıktı mı?Are you very hungry?
Sizin acıktı mı karnınız çok?Are you very hungry?
Sizin çok acıktı mı karnınız?Are you very hungry?
Sizin çok aç mı karnınız?Are you very hungry?
Aç mı sizin çok karnınız?Are you very hungry?
Acıktı mı sizin çok karnınız?Are you very hungry?
Karnınız mı sizin çok aç?Are you very hungry?
Karnınız mı sizin aç çok?Are you very hungry?
Karnınız mı sizin acıktı çok?Are you very hungry?
Karnınız mı sizin çok acıktı?Are you very hungry?
Sizin mi karnınız çok aç?Are you very hungry?
Çok mu karnınız aç sizin?Are you very hungry?
Çok mu karnınız acıktı sizin?Are you very hungry?
Çok mu sizin karnınız acıktı?Are you very hungry?
Çok mu sizin karnınız aç?Are you very hungry?
Sizin çok mu karnınız aç?Are you very hungry?
Sizin çok mu karnınız acıktı?Are you very hungry?
Sizin karnınız zil çalıyor mu?Are you very hungry?
Karnınız zil mi çalıyor sizin?Are you very hungry?
Sizin karnınız zil mi çalıyor?Are you very hungry?
Sizinle konuşmam gerektiğini söyledi.He said I was supposed to talk to you.
Sizinle ilgili değil.It's not about you.
Dün, bu işin sizin için ne kadar önemli olduğundan bahsediyordunuz.Yesterday, you were talking about how important this job was for you.
Üzgünüm, tuvalet kâğıdımız kalmadı ve sizin için şu an yoktan var edemem.Sorry, we're out of toilet paper and I can't magic any for you now.
Sizin işinize yarar mı?Will it be of use for you?
Müsaitseniz sizinle konuşmak istediğim bir konu var.I want discuss a topic with you if you are available.
Birazdan sizinle ilgileneceğim.I will be with you in a minute.
Polis sizin dostunuzdur.The police are your friends.
Tom'u sizin için yaptıklarından ötürü takdir etmelisiniz.You should appreciate Tom for what he is doing for you.
Sizin sorunuz tartışılan konuyla ilgili değil.Your question doesn't belong to the topic that is being discussed.
bunlar sizin neden olduğunuz zararlardırthese are the damages you caused
Tom ne kadar zamandır sizin için çalışıyor?How long has Tom worked for you?
Sizin bavulunuz hangisi?Which one is your suitcase?
Sizinle ilgilendiler mi?Have you been helped?
Arkadaşlarım sizinle tanışmak istiyor.My friends would like to meet you.
Sizin için bir oda hazırladık.We've prepared a room for you.
Bizim sokağımız sizinkinden daha gürültülü.Our street is noisier than yours.
"İnin bir kasabaya; istediğiniz sizin olacaktır."Go ye down to any town, and ye shall find what ye want!"
Allah-u Teâlâ buyurdu ki: Rabbin katında bir gün sizin saydıklarınızdan bin yıl gibidir.一(yí) 日(rì) 千(qiān) 秋(qiū) : "One day, a thousand autumns."
Mutluluk için tek bir umut var: O da sizin içinizde!There's only one hope of glory; that's within you!