Sizin kaybetmenizi istiyorum.I want you to lose.
Beni uyutmak sizin hoşunuza gitti, değil mi?You like putting me to sleep don't you?
''@'' karakterini sizin lisanınızda nasıl telaffuz edersiniz?How do you pronounce the "@" sign in your language?
Ben sizin kadar hızlı değilim.I am not as fast as you.
Bu sizin kendi korumanız için.It's for your own protection.
Başkalarının ne düşündüğü sizin için önemli mi?Does it matter to you what other people think?
Sizin için bir sakıncası yoksa.If you don't mind.
Bir süredir sizinle temasta değildim.I haven't contacted you in a while.
Çok su içmek sizin sulu kalmanıza yardımcı olacaktır.Drinking plenty of water will help you stay hydrated.
Tom sizin sorumluluğunuzda.Tom is your responsibility.
Bugün Tom'un sizin evinizde olduğunu biliyorum.I know that Tom was at your house today.
Tom artık sizin sorumluluğunuzda değil.Tom is no longer your responsibility.
Sizin otuz dakika neredeyse doldu.Your thirty minutes are almost up.
Sizin güvenilmez olduğunuzu sandık.We thought you were untrustworthy.
Sizin öğleden sonra kestirmenizin zamanı.It's time for your afternoon nap.
Onlar sizin arkadaşlarınız, benim değil.They're your friends, not mine.
Sizin ilaç zamanı.It's time for your medication.
Sizinle sohbet etmek güzeldi.It was nice chatting with you.
Bu sizin çantanız, değil mi?This is your bag, isn't it?
O neden sizin takma adınız?Why is that your nickname?
Sizin avukatınızın ismi ne?What's your lawyer's name?
Sizin avukatınızın adı ne?What's your lawyer's name?
Sizin yüzünüzden buradayız.We're here because of you.
O sizin paranız, değil mi?It's your money, isn't it?
Tom neden sizin evdeydi?Why was Tom at your home?
Tom şimdi sizin için hazır.Tom is ready for you now.
Bu paket sizin için.This package is for you.
Bunlar sizin kışlalarınız.These are your quarters.
Bunlar sizin çocuklarınız mı?Are these your children?
Sizin komşularınız kim?Who are your neighbors?
Tom sizinle tanışmak istedi.Tom wanted to meet you.
Tom sizin burada olduğunuzu söyledi.Tom said you were here.
Bu sizin hatanız değildi.This wasn't your fault.
Bu, sizin kararınız değil.It isn't your decision.
Bu sizin programınızda.It's on your schedule.
Ben sizin düğününüzdeydim.I was at your wedding.
Bunlar sizin için değil.These aren't for you.
Tom sizin yüzüğünüzü çaldı.Tom stole your ring.
Bu sizin kamyonunuzda.It's in your truck.
Bu sizin için değil.It's not for you.
Bu sizin kaybınız.It's your loss.
Şimdi sizin sıranız.Now you do it.
Benimle konuşmayın çünkü artık sizinle konuşmuyorum.Don't talk to me because I'm no longer talking to you.
Hedefler sizin ne olacağınızı belirler.Goals determine what you are going to be.
Sizin için hafta nasıl gidiyor?How is the week going for you?
Sizin sorununuz, bütün köpeklerin cana yakın olduğunu düşünmenizdir.Your problem is you think all dogs are friendly.
Bu sizin için bir sorun olacak mı?Is that going to be a problem for you?
Bu sorun hem sizin hem de bizim.This problem is both yours and ours.
Bu sizin sorununuz değil.That's not your problem.
Sizin kitabınızı okuyorum.I am reading your book.
Sizin hakkınızda konuşuyorum.I'm talking about you.
Kaderim sizin ellerinizde değil.My fate isn't in your hands.
Ben sizin kadar ünlüyüm.I'm as famous as you.
Bunun sizin için ne kadar zor olduğunu anlıyoruz.We understand how difficult this must be for you.
Bir dakika içinde doktor sizinle olacak.The doctor will be with you in a minute.
Sizinle yarın 2.30'da burada buluşacağım.I'll meet you here tomorrow at 2:30.
Sizinle tanışmak bir ayrıcalık.It's a privilege to meet you.
Sizin birbirinize ihtiyacınız var.You guys need each other.
Bu sizin kararınız değil.That's not your decision.
Bunu okudum ve sizin de bunu okumaktan hoşlanabileceğinizi düşündüm.I read this and thought you might like to read it too.