Muhtemelen bunu sizin için yapabileceğim.I'd probably be able to do that for you.
Belki de Tom bunu sizin için yapacak.Perhaps Tom will do that for you.
Tom ve ben sizin bunu yaptığınızı zaten biliyoruz.Tom and I already know you did that.
Tom'un sizi bekleyeceğini düşünüyorum.I think Tom will wait for you.
Tom sizi ketenpereye getirmesin.Don't be deceived by Tom.
Tom sizinle gelecek mi?Will Tom go with you?
Tom ve Mary bunu sizin için yapmaya hazırlar.Tom and Mary are willing to do that for you.
Sizin çocuklarınız şirin.Your children are cute.
Sizin kediniz orada.Your cat is over there.
Tom sizi birkaç gün daha kalmaya ikna etmeye çalışacak.Tom is going to try to convince you to stay for a few more days.
Tom sizi görmekten gerçekten mutlu olacak.Tom is going to be really happy to see you.
Tom sizi Mary'ye yardım etmeye ikna etmeye çalışacak.Tom will try to convince you to help Mary.
Tom, Mary'nin sizin hakkınızda endişeli olduğunu söyledi.Tom said that Mary was worried about you.
Tom sizi evinize götürecek.Tom is going to drive you to your place.
Tom sizi gördüğüne çok sevinecek.Tom is going to be thrilled to see you.
Tom ve Mary hâlâ sizinle birlikte yaşıyor mu?Do Tom and Mary still live with you?
Tom sizi görmekten çok mutlu olacak.Tom will be very happy to see you.
Tom sizi bilgilendirecek.Tom is going to keep you informed.
Tom sizi görmekten mutlu olacak.Tom will be so happy to see you.
Tom sizi durdurmaya çalışacak.Tom is going to try to stop you.
Tom daha sonra sizi arayacak.Tom is going to call you later.
Tom yakında sizi arayacak.Tom is going to call you soon.
Tom sizi durdurmaya çalışmazdı.Tom wouldn't try to stop you.
Tom sizi takip edecek.Tom is going to follow you.
Sizinle konuşmalıyım çocuklar.I need to talk to you guys.
Tom'un sizin için bir şeyi var.Tom has something for you.
Biz sizi düşünüyoruz.We're thinking of you.
Tom sizi terketmeyecek.Tom won't leave you.
Tom sizin kocanız mı?Is Tom your husband?
Mary sizin karınız mı?Is Mary your wife?
Tom ve Mary isterlerse sizinle birlikte gidebilirler.Tom and Mary can go with you if they like.
Tom konuyu tartışmak için sizinle görüşmek istedi.Tom wanted to meet with you to discuss the matter.
Tom ve Mary ikisi de sizin sınıfta, değil mi?Tom and Mary are both in your class, aren't they?
Tom ve Mary'nin sizin çocuklarınız olduğunu bilmiyordum.I didn't know Tom and Mary were your children.
Tom, sizinle yaklaşık olarak aynı ağırlıkta.Tom is approximately the same weight as you.
Tom sizi yakında görmeyi dört gözle bekliyor.Tom is looking forward to seeing you soon.
Tom bunu yaparak sizi şaşırtmak istiyordu.Tom wanted to surprise you by doing that.
Tom bunu yapmanız için sizi zorlamayacak.Tom isn't going to force you to do that.
Tom'un sizinle hemen konuşması gerekiyor.Tom needs to talk to you immediately.
Tom sizi görmeyi umduğunu söyledi.Tom said he was hoping to see you.
Tom sizi gördüğüne memnun olduğunu söyledi.Tom said he was glad to see you.
Tom sizi etkilemeye çalışmıyor.Tom isn't trying to impress you.
Tom sizin ayrılmanızı bekliyor.Tom is waiting for you to leave.
Tom'un sizi beklemesi bekleniyor.Tom is supposed to wait for you.
Tom muhtemelen sizi bekleyecek.Tom is likely to wait for you.
Tom sizi durdurmayacak.Tom isn't going to stop you.
Tom bugün sizi göremez.Tom can't see you today.
Örümcekler sizi korkutuyor mu?Do spiders scare you?
Biz sizi bekliyoruz.We're expecting you.
Yılanlar sizi korkutuyor mu?Do snakes scare you?
Sizin için özel bir teklifimiz var.We have a special offer for you.
Sizin dün buraya gelmenizi ne engelledi?What prevented you from coming here yesterday?
Sizin okulda Fransızca öğretiliyor mu?Is French taught at your school?
Soğuk, beni rahatsız ettiği kadar sizi rahatsız ediyor gibi görünmüyor.The cold doesn't seem to bother you as much as it bothers me.
Bu buluş sizi çok zenginleştirecek.This invention will make you very rich.
Sizinle takılmak istemiyorum arkadaşlar.I don't want to hang out with you guys.
Bunlar sizin eldivenleriniz mi?Are these your gloves?
Dışarıda sizi bekleyen üç kişi var.There are three men waiting for you outside.
Sizinle kişisel olarak konuşmak zorundayım.I have to speak to you personally.
Gelir gelmez sizinle iletişim kuracağım.I will contact you as soon as I arrive.