Onun size faydası olacağından emin değilim.I'm not sure that'll do you any good.
Ben hemen sizin için bir tane alacağım.I'll get one for you right away.
Affedersiniz. Buranın sizin koltuğunuz olduğunu bilmiyordum.I beg your pardon. I didn't know this was your seat.
Siz ikiniz aynı görünüyorsunuz.You two look the same.
Siz ikiniz ayrılabilirsiniz.You two may leave.
Siz yetişkin insanlarsınız. Öyle hareket edin.You're grown men. Act like it.
Siz burada bekleyin.You guys wait here.
Bunun sizin için herhangi bir faydası var mı?Is this of any use to you?
Tom sizi ısırdı mı?Did Tom bite you?
Siz ikiniz onunla dışarıda dövüşün.You two fight it out.
Siz ikiniz benimle geliyorsunuz.You two come with me.
Savunucu olmayın. Sizi suçlamıyorum.Don't get defensive. I'm not blaming you.
Sizler bugün sinemaya gitmek niyetinde misiniz?Do you guys intend to go to the movies today?
Siz çok fazlasınız.You guys are too much.
Siz arkadaşlar çok fazla bilirsiniz.You guys know too much.
Sizi büyük bir etnologla tanıştırayım.I introduce you to a great ethnologist.
Siz bir vergi kaçakçısı mısınız?Are you a tax evader?
Siz beni kapı dışarı mı ediyorsunuz?Are you throwing me out?
İlk göçmenler, sonra siz. Bizim dayanışma - Sosyal yamyamlık için cevap.First the immigrants, then you. Our solidarity - the answer to social cannibalism.
Siz arkadaşlar iyi misiniz?Are you guys OK?
Siz henüz gidemezsiniz.You guys can't leave yet.
Siz beni korkutamazsınız.You guys can't scare me.
Siz yardım etmiyorsunuz.You guys aren't helping.
Siz çocuklar harika yapıyorsunuz.You guys are doing great.
Siz harika bir ekip olursunuz.You guys make a great team.
Siz üçünüz harika bir ekip olursunuz.You three make a great team.
Siz ciddi olamazsınız.You guys can't be serious.
Siz harekete geçseniz iyi olur.You guys better get moving.
Sizin sakinleşmeye ihtiyacınız var.You guys need to calm down.
Siz ikiniz iyi geçiniyor gibi görünüyorsunuz.You two seem to get along well.
Sizin için biçilmiş kaftan işiniz var.You have your work cut out for you.
Sizinle çalışmak zor.You're difficult to work with.
Sizin için çalışmak bir zevk.You're a pleasure to work for.
Eğer istiyorsanız iş sizin.The job is yours if you want it.
Tom, birisi sizi görmek için burada.Tom, someone is here to see you.
Tom, burada sizi görmek isteyen biri var.Tom, someone is here to see you.
Bu sizi teşvik etmelidir.This must encourage you.
Gazetede sizin hakkınızda yalnızca iyi şeyler yazmışlar.They only wrote good things about you in the newspaper.
Bu sadece sizin için geldi.This just came in for you.
Sizi yakaladık.We caught you.
Ben sizin vekilinizim.I'm your deputy.
Siz kaybedeceksiniz.You're going to lose.
Sizin için kötü haberim var.I've got bad news for you.
Siz ikiniz ne kadar süredir birlikte çalışıyorsunuz?How long have you two been working together?
Siz nerelisiniz?Where are you folks from?
Size tam olarak nasıl yardım edebilirim?How exactly can I help you?
Zavallı kız! O haykırdı, sizin için ne yapabilirim?Poor girl! she cried, what can I do for you?
Hey, siz ikiniz! Ne yapıyorsunuz?Hey, you two! What are you doing?
Çok üzgünüm ama sizin adınızı unuttum.I'm so sorry, but I forgot your name.
Siz ikiniz burada ne yapıyordunuz? Boston'da olmanız gerektiğini düşünüyordum.What were you two doing there? I thought that you were supposed to be in Boston.
Bunun neden sizin için bu kadar önemli olduğunu sorabilir miyim?Can I ask why this is so important to you?
Siz, nasıl iyi bir zaman geçireceğinizi elbette bilirsiniz.You sure do know how to have a good time.
Siz ikiniz hazır mısınız?Are you two ready?
O sizi memnun ediyor mu?Does it please you?
Siz ikiniz birlikte mi çıkıyorsunuz?Are you two going out together?
Siz ikiniz ne hakkında dövüşüyorsunuz?What are you two fighting about?
Siz ne hakkında bağırıyorsunuz?What are you yelling about?
Sizi bu tür bir işe ne çekti?What drew you to this kind of work?
Sizin için hâlâ bir ümit olabilir.There may be hope for you yet.
Sizi kimsenin izlemediğinden emin misiniz?Are you certain nobody followed you?