Siz hepiniz Esperanto öğreniyor musunuz?Do you all learn Esperanto?
Benim evim sizinkinden daha rahat.My house is more comfortable than yours.
Buradaki oğlum size yardımcı olacak.My son here will help you out.
Siz dibe vardınız.You have arrived at the bottom.
Merhaba, benim adım Tom ve ben sizin garsonunuzum.Hi, my name is Tom and I'm your waiter.
Sizinle temasa geçmek için en iyi yol hangisidir?What's the best way to get in touch with you?
Sizinle iletişim kurmak için en iyi yol hangisidir?What's the best way to contact you?
Sizin aptal konuşmanız sizi hiçbir yere götürmeyecek.Your silly talk won't get you anywhere.
Sizden herhangi birine söyleyecek bir şeyim yok.I have nothing to say to either of you.
Tom sizin için yeterince iyi değil.Tom isn't good enough for you.
Sizin dilinizde nasıl "seni seviyorum" diyorsunuz?How do you say, "I love you", in your language?
Peki, sizin adınız ne?So, what's your name?
Ben size eşlik edebilir miyim?May I accompany you?
Sizin el sıkışmanız çok sıkı.Your handshake is too tight.
Sonunda sizinle tanışmak büyük bir onur.It's a great honor to finally meet you.
Size nazikçe davranılacak.You will be treated kindly.
Sizi beklettiğim için özür dilerim.Sorry to keep you waiting.
Kasabamızda sizin gibi insanları istemiyoruz.We don't want people like you in our town.
Biz bu şehirde sizin gibi insanları istemiyoruz.We don't want people like you in this town.
Ve sizin için efendim; bir çorba, belki?And for you Sir; a soup, perhaps?
Ben size daha fazla yardımcı olamam.I can't help you any further.
Bu sizi şaşırtıyor mu?Does it surprise you?
Sizce Filipinler ne zaman Olimpiyat Oyunları'na ev sahipliği yapacak?When do you think the Philippines will host the Olympic Games?
Şu sizin arabanız.That's your car.
Sizin vatan uzun zaman önce size yabancı oldu.Your homeland became foreign to you long ago.
Bir süredir sizi görmedim.I haven't seen you guys in a while.
Tom'un ve sizin arkadaşlarınızın nereye gittiğini biliyor musunuz?Do you know where Tom and your friends went?
Efendim, sizin için özel bir şeyimiz olacak.Sir, we will have something special for you.
Benden nefret edenlere söyleyecek tek bir şeyim var: Sizin probleminiz.I just have one thing to say to those who hate me: It's your problem.
Merak etmeyin, ben sizin için tercüme edeceğim.Don't worry, I'll translate that for you.
Siz çocuklar aptalsınız.You guys are stupid.
Havuçlar gözleriniz için iyidir. Siz hiç gözlük takan bir tavşan gördünüz mü?Carrots are good for your eyes. Have you ever seen a rabbit wearing glasses?
Sizinle oturabilir miyim?Can I sit with you?
Bunu yapmak sizin sorumluluğunuzda.Doing that is your responsibility.
Masada sizin için bir koli var.There's a parcel for you on the table.
Bu sizin yargı alanınızın dışındadır.It's outside your jurisdiction.
Siz ikiniz bize katılabilirseniz memnun oluruz.We'd be pleased if the two of you could join us.
Elimden geldiği kadar kısa sürede size katılacağım.I'll join you as soon as I can.
Kısa sürede size katılacağız.We'll join you shortly.
Siz benim en iyi üç arkadaşımsınız.You are my three best friends.
Sizin memleket çok güzel.Your hometown is very pretty.
Siz ikiniz, hastaneye gidin.Go to the hospital, the two of you.
Perşembe günü sizi akşam yemeği için bekleyeceğiz.We'll expect you for dinner on Thursday.
Bunun için size çok teşekkür ederim.Thank you so much for this.
Sizi hemen hatırladım.I remembered you immediately.
O kravat size uyuyor.That tie suits you.
Sizinle konuşurken düz durun!Stand up straight when I'm talking to you!
İşte sizin için korkutucu bir hikaye.Here is a scary story for you.
Siz insanlar hiç eğlenceli değilsiniz.You people are no fun at all.
Sizin yeni teoriniz hakkında ayrıntılara inebilir misiniz?Could you elaborate on your new theory?
Sizin dilinizi öğrenmek istemiyorum.I don't want to learn your language.
Kız kardeşimi sizinle tanıştırayım.Let me introduce my sister to you.
Sizin kollarınızda öldü.He died in your arms.
O, sizin kollarınızda öldü.He died in your arms.
Sizin burada olmanız bana çok yardımcı oldu.Your being here has helped me a lot.
Şimdi siz anlatın.Now you tell.
O sizin için doğru kız değil.She's not the right girl for you.
Onların sizi korumaları gerekiyordu.They were supposed to protect you.
Tom sizin için doğru adam değil.Tom isn't the right guy for you.
Gömleğin bir beden büyüğü var mı sizde?Do you have the shirt one size bigger?