Siz dünyadaki en güzel kadınsınız.You're the most beautiful woman in the world.
Bugün Tom'un sizin evinizde olduğunu biliyorum.I know that Tom was at your house today.
Tom artık sizin sorumluluğunuzda değil.Tom is no longer your responsibility.
Siz arkadaşlar eğlenceli bir şey yapmak ister misiniz?Do you guys want to do something fun?
Sizi aramızda görmekten mutluluk duyuyoruz.We're delighted to have you with us.
Siz ikiniz ne kadar süredir nişanlısınız?How long have you two been engaged?
Sizin otuz dakika neredeyse doldu.Your thirty minutes are almost up.
Sizin güvenilmez olduğunuzu sandık.We thought you were untrustworthy.
Siz biraz eğlenmek ister misiniz?Do you guys want to have some fun?
Siz ikiniz aşığa benziyorsunuz.You two look like you're in love.
Sizin öğleden sonra kestirmenizin zamanı.It's time for your afternoon nap.
Siz ikiniz birbirinden nefret ediyor gibi görünüyorsunuz.You two seem to hate each other.
Siz hoşça vakit geçirdiniz, değil mi?You had a good time, didn't you?
Siz ikiniz birlikte çok mutlu görünüyorsunuz.You two look so happy together.
Siz hazır olduğunuzda biz hazırız.We're ready when you're ready.
Tom ve ben size yardımcı olmak için buradayız.Tom and I are here to help you.
Onlar sizin arkadaşlarınız, benim değil.They're your friends, not mine.
O bilgi için size teşekkür ederim.Thank you for that information.
Sizin ilaç zamanı.It's time for your medication.
Sizinle sohbet etmek güzeldi.It was nice chatting with you.
Siz otuz dakika geç kaldınız.You were thirty minutes late.
Klinikte size ihtiyaç var.You're needed in the clinic.
Siz insanlar inanılmazsınız.You people are unbelievable.
Siz yeni gelen öğretmen olmalısınız.You must be the new teacher.
Tom onun size bağlı olduğunu söyledi.Tom said that was up to you.
Bu sizin çantanız, değil mi?This is your bag, isn't it?
Siz Tom'un ebeveynleri olmalısınız.You must be Tom's parents.
O neden sizin takma adınız?Why is that your nickname?
Sizin avukatınızın ismi ne?What's your lawyer's name?
Sizin avukatınızın adı ne?What's your lawyer's name?
Sizin yüzünüzden buradayız.We're here because of you.
Tom ve ben sizi bekleyeceğiz.Tom and I'll wait for you.
O sizin paranız, değil mi?It's your money, isn't it?
Siz o zaman bir ergendiniz.You were a teenager then.
Siz üçünüz çok şanlısınız.You three are very lucky.
Siz insanlar benim misafirimsiniz.You people are my guests.
Siz Tom'un babası olmalısınız.You must be Tom's father.
Siz Tom ve Mary olmalısınız.You must be Tom and Mary.
Siz Jacksonlar olmalısınız.You must be the Jacksons.
Size söz verdim.You have my word on that.
Tom neden sizin evdeydi?Why was Tom at your home?
Sizden hiçbir şey istemiyoruz.We want nothing from you.
Tom şimdi sizin için hazır.Tom is ready for you now.
Tom ve ben size yardım edeceğiz.Tom and I will help you.
Bu paket sizin için.This package is for you.
Bunlar sizin kışlalarınız.These are your quarters.
Siz polis misiniz?Are you from the police?
Bunlar sizin çocuklarınız mı?Are these your children?
Siz ikiniz aç olmalısınız.You two must be hungry.
Siz ikiniz gülünçsünüz.You two are ridiculous.
Sizin komşularınız kim?Who are your neighbors?
Tom size bakıyordu.Tom was looking at you.
Tom sizinle tanışmak istedi.Tom wanted to meet you.
Tom sizin burada olduğunuzu söyledi.Tom said you were here.
Bu sizin hatanız değildi.This wasn't your fault.
Bu, sizin kararınız değil.It isn't your decision.
Siz kapıcı değil misiniz?Aren't you the doorman?
Siz ikiniz mutlu olmalısınız.You two must be happy.
Bu mektup size.This letter's for you.
Bu sizin programınızda.It's on your schedule.