Siz ikiniz kaç yaşındasınız?How old are you both?
Sizin talimatlarınıza göre yaptım.I did it according to your instructions.
Saatlerdir sizi bekliyordum.I've been waiting for you for hours.
İnsanların sizden yararlanmasına izin vermeyin.Don't let people take advantage of you.
Bavul sizi rahatsız ediyor mu?Does this suitcase bother you?
O size kesin bir şey söyledi mi?Has he told you anything definite?
O hususta size katılıyorum.I agree with you on that point.
Sizin gibi düşünüyorum.I think the same as you.
Bir şey hakkında size danışmak istiyorum.I want to consult you about something.
Endişelenmeyin. Sizde bir sorun yok.Don't worry. There's nothing wrong with you.
Onun size yararı olmayacak.It won't help you.
Tom sizi seçti.Tom has chosen you.
Tom sizi bekliyor.Tom is expecting you.
Siz arkadaşlar anlamıyorsunuz.You folks don't understand.
Bunun sizi durdurmasına izin vermeyin.Don't let it stop you.
Sizi durdurmama müsaade etmeyin.Don't let me stop you.
Ben size mâni olmayayım.Don't let me stop you.
Bu sizi durdurmasın.Don't let that stop you.
Bu size mâni olmasın.Don't let that stop you.
Sizi durdurmamıza izin vermeyin.Don't let us stop you.
Biz size mâni olmayalım.Don't let us stop you.
Siz çocuklar takılmak istemez misiniz?Don't you guys hang out?
Siz ikiniz daha önce konuştunuz mu?Haven't you two already talked?
Sizi görmedim bile.I didn't even see you.
Sizi anlamadım bile.I didn't even see you.
Bu garip, sizce de öyle değil mi?It's strange, don't you think?
Size inanmadım.I didn't believe you.
Niçin size katılmıyorum?Why don't I join you?
Görünüşün sizi kandırmasına izin vermeyin.Don't let appearances fool you.
Bu size tuhaf görünmüyor muydu?Didn't that seem odd to you?
Sizden biri bir şey bilmiyor mu?Don't any of you know anything?
Siz ikiniz tartışmayı bırakmaz mısınız?Don't you two ever stop arguing?
Fiyatın sizi rahatsız etmesine izin vermeyin.Don't let the price bother you!
Sizin deli olduğunuzu söylemedim.I didn't say you were crazy.
Sanırım siz ikiniz birbirinizi tanıyorsunuz.I assume the two of you know each other.
Tom'un siz arkadaşlarla çalıştığını sanıyordum.I assumed Tom was working with you guys.
Sizi temin ederim ki sizi aldatmak niyetinde değildim.I assure you I didn't intend to deceive you.
Ben size garanti ederim bu gerçek şey.I assure you this is the real thing.
Sizi temin ederim ki bu bir şaka değil.I assure you this isn't a joke.
Tom'un oldukça iyi olduğuna sizi temin ederim.I assure you Tom is quite well.
Tom'un tamamen güvenli olacağına sizi temin ederim.I assure you Tom will be perfectly safe.
Kirayı zamanında ödeyebileceğimize sizi temin ederim.I assure you we'll be able to pay the rent on time.
Siz çocuklar dişlerinizi fırçalamaya gitmelisiniz!You guys need to go brush your teeth!
Size bir taksi çağırmamızı istiyor musunuz?Do you want us to call you a taxi?
Ben buraya siz arkadaşların biraz daha sessiz olmanız gerektiğini söylemek için geldim.I came over here to tell you guys that you need to be a little quieter.
Sizin nasıl olduğunuzu görmeye geldim.I came to see how you're doing.
İhtiyaç duyduğunuz her şeyi size alabilirim.I can get you everything you need.
Size biraz yararlı bilgi verebilirim.I can give you some useful information.
Ben bu konuda size yardımcı olabilirim.I can help you with that.
Bunun sizi rahatsız ettiğini görebiliyorum.I can see that disturbs you.
Bildiklerimi size söyleyebilirim.I can tell you what I know.
Siz arkadaşlar dışarı çıktınız mı?Did you guys go out?
Bunu siz olmadan yapamam.I can't do this without you guys.
Sizin için ders ne zaman?What time is class for you?
Onu sizin için sipariş verebilirim.I could order that for you.
Ben sizi tamamen tek başınıza orada bırakamazdım.I couldn't leave you there all by yourself.
Sizi pek duyamadım.I couldn't quite hear you.
Ben her zaman orada size yardımcı olacağım.I will always be there to help you.
Sizi uyardım.I did warn you.
Sizi bu kadar erken görmeyi beklemiyordum.I didn't expect to see you so soon.