Kesinlikle sizi suçlamıyorum.I certainly don't blame you.
Siz arkadaşlar bir şey yapmaya gitmelisiniz.You guys should go do something.
Siz arkadaşlar bir şeyin kokusunu alıyor musunuz?Do you guys smell something?
Size erhangi bir konuda yardımcı olabilir miyim?Can I help you with something?
Millet size bir şey sormama izin verin.Let me ask you guys something.
Bu size bir şey ifade ediyor mu?Does this mean something to you?
Öyleyse, size bir şey sorabilir miyim?So, can I ask you guys something?
Bir şey sizi endişelendiriyor gibi görünüyor.Something seems to be worrying you.
Siz ikiniz gerçekten kibarsınız.You are both really kind.
Şimdi size bu kuralı açıklayacağım.I will now explain this rule to you.
Tanrı size öder.God pays you.
Tanrı size ödüyor.God is paying you.
O meşgul ve sizinle görüşemez.He's busy and can't meet with you.
Siz beyleri görmek isteyen bir öğrenci var.There's a student who wants to see you guys.
Sizinle kimse var mıydı?Was anybody with you?
Herkes sizi seviyor.Everybody likes you.
Ben sizi karı koca ilan ediyorum.I pronounce you husband and wife.
Size hizmet etmeye hazırım.I am ready to serve you.
Cehennem sizi bekliyor.Hell is waiting for you.
Bu sizin için de iyi olacak.This is going to be good for you too.
Son zamanlarda siz hepiniz onunla karşılaştınız mı?Have you all met him recently?
Siz beylerin bana bir iyilik yapmasını istiyorum.I want you guys to do me a favor.
Bak, benim köpeğim sizinki kadar kirli değil.Look, my dog is not as dirty as yours.
Köyün sizin yardımınıza ihtiyacı var.The village needs your help.
Sizin önünüzde konuşamıyorum.I get tongue-tied in front of you.
Bu sizin bagajınız mı?Is this your baggage?
Size yardımcı olabileceğini umuyorum.I hope he can help you.
Bu konuda size geri döneceğim.I'll get back to you on this.
Sizden biri onları tanıyor mu?Does anyone of you know them?
Ben size beni işte aramamanızı söylemiştim.I told you not to call me at work.
O size yardım edebilir.He can help you out.
Size yardım edebilirim.I can help you out.
Sizde var mı?Do you have it?
Siz şanslısınız?You're fortunate.
Siz huysuzsunuz.You're grumpy.
Siz korkunçsunuz.You're horrible.
Siz iyimsersiniz.You're optimistic.
Siz fakirsiniz.You're poor.
Siz hazırsınız.You're prepared.
Siz dikkatlisiniz.You're thorough.
Siz mahkumsunuz.You're prisoners.
Siz çığlık atıyorsunuz.You're screaming.
Sizinle özel olarak konuşmak istiyorum.I would like a word with you.
Sizinle yalnız konuşabilir miyim?May I speak to you alone?
Sizi biraz baş başa bırakayım.I'll give you a moment alone.
Siz ikiniz yalnız olmak ister misiniz?Would you two like to be alone?
Sanırım siz ikinizi yalnız bırakacağım.I think I'll leave you two alone.
Siz ikiniz galiba yalnız kalmak istiyorsunuz.You two probably want to be alone.
Siz ikinizle yalnız konuşabilir miyim?Could I talk to the two of you alone?
Siz ikinizi yalnız bırakmıyorum.I'm not leaving the two of you alone.
Sizin üçünüzü yalnız bırakacağım.I'm going to leave the three of you alone.
Siz ikinizin birlikte yalnız olmak istediğiniz açık.It's obvious you two want to be alone together.
Neden sizin yardımınıza ihtiyacı olan başka birini bulmaya gitmiyorsun?Why don't you go find someone else who needs your help?
Neden siz önden gitmiyorsunuz?Why don't you go on ahead?
Siz arkadaşlar neden bir şey yapmıyorsunuz?Why don't you guys do something?
Siz arkadaşlar neden bana geri dönmüyorsunuz?Why don't you guys get back to me?
Siz çocuklar neden gidip öğrenmiyorsunuz?Why don't you guys go and find out?
Siz çocuklar neden gidip okula hazırlanmıyorsunuz?Why don't you guys go get ready for school?
Siz niye eve gitmiyorsunuz?Why don't you guys head on home?
Siz ikiniz neden temizlik yapmama yardım etmiyorsunuz?Why don't you two help me clean up?